Değerli okurlarım, bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde tüm emeklilerin merakla beklediği bayram ikramiyeleri açıklandı. Açıklandı evet ama benim matematik o kadarını hesaplamaya yetmedi. Şimdi diyeceksiniz, yetmediğindendir o, belki de yetirememekten, diye… Ne derseniz, haklı diyeceksiniz laf aramızda. Nitekim hepimiz aynı gemide olsak da kimimize geminin güvertesi düşüyor, kimimize lüks kamarası, kimimize de gemideki kürek mahkûmluğu…
Gemi demişken; bir fırtına esnasında dalgalar sadece güverteyi değil, geminin tamamını sarsıyor, bildiğiniz gibi. Geminin rotasını kamaradakiler çizerken yükünü ise kürek mahkûmları çeker. Nitekim gemi su aldığında ilk boğulan da yine onlar olur. Bu gemi artık çok su aldı da konumuza tekrar döneyim dostlarım…
Ne diyorduk? Emekli ikramiyesi… Levent Kırca’nın bir skecinde yapılan zamları halka duyurma esnasında lafı evirip çevirip bir türlü söze giremediği bir sahne vardı. Ben de onun gibi bir türlü ikramiyenin ne kadar olduğunu, sanki kendim belirlemişim gibi söyleyemedim fark ettiyseniz…
Evet, emekli için bayram ikramiyesi 4000 lira. Sayıyla yazdığımızda üç sıfırlı olandan… Peki en temizinden küçükbaş bir kurbanlık fiyatı nedir derseniz, utancımdan onu da uzatmadan direkt söyleyeyim. 40.000 lira… Hani şu sayıyla yazdığımızda dört sıfırlı olandan…
Bu noktada eskiden hesap uzmanı emeklilerimiz varken şimdilerde ise hepsi birer “matematik dehası” olmak zorunda sanırım. Çünkü doluya koysak zaten dolmuş artık almıyor, boşa koysak e o da boş işte… Velhasıl 4.000 liralık ikramiyeyle 40.000 liralık kurbanı kesebilmek için Pisagor Teoremi biraz yetersiz kalıyor ki önerim, matematiği biraz daha zorlayıp kuantum fiziğine geçme yönünde…
Matematik demişken; matematik yalan söylemiyor ancak biraz hatta birazdan da fazla biraz üzüyor, diyebilirim. Emekli ikramiyesi ile kurbanlık fiyatı arasındaki ilişkiyi basit bir oran-orantı denklemine dökeyim mi? Dökeyim, dökeyim…
Kurbanlık fiyatına K, ikramiyeye de i diyelim:


Yani ikramiyemiz, kurbanlığın tam olarak onda birine tekabül ediyor. Bu da demek oluyor ki 4000 lira ile kurban pazarına gidecek olan bir emekli, bir koçun maalesef ki tamamını edinemeyip ancak yüzde onluk bir kısmını satın alabiliyor…
Görüldüğü gibi matematik yanılmıyor ve yalan söylemiyor ancak sonuçlar maalesef ki üzmüş oluyor değerli okurlarım… Bir de bu somut sonuç, matematikle aramızın açılmasına bir başka sebep olmasın! Hesapta şaşırma yok, şaşkınlık; bu hesabı, cebimizdeki hesaba uydurmaya çalışmakta! Şaşıran biz oluyoruz ama şaşkın hesaplarla şaşırtan değilizdir, bilinir… O yüzden eklemek istiyorum ki geminin yüzebilmesi için su nasıl bir gereklilikse, o suyu gemiye almamak da bir o kadar gereklilik arz ediyor kıymetli dostlarım…
Matematik şaşkın, emekli ondan da şaşkın dediğim gibi… 4 bin liranın, 40 bin lira karşısındaki mahcup duruşu diye de özetlenebilecek bir hesaplama mı dersiniz; yoksa hesapta sorun yok, konu hesapsızlıkta mı, orasını size bırakıyorum. Ancak geminin rotası adalet, yükü ise refah olmalı ki kimse boğulmasın ve kimse de bayramı, kapıdan gelecek bir parça et için boynu bükük karşılamasın dilerim dostlar… Sağlıkla kalın…