Değerli okurlarım, sizlere de öyle hissettirir mi bilmiyorum ama bana çok uzun gelen bir aradan sonra, yeniden köşemizde buluşmak, yorucu bir yolculuğun ardından tekrar eve gelmek gibi hissettiriyor. Peki, neler oldu?
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta “Kütüphaneler İyileştirir!” sloganıyla yola çıkarak önceden belli olan bir tarihte “Kütüphaneler Haftası” vesilesiyle siz değerli okurlarımla ve öğrencilerle bir arada olduğumuz anlardan bahsedeyim…
Yazar arkadaşlarımla birlikte, kütüphanelerin iyileştirici gücünün kitaplardan beslendiğine yönelik bir söyleşi gerçekleştirdik. Katılımın yoğunluğu ve konukların ilgiyle dinlemesi fark ettirdi ki büyük küçük hepimizin bir şekilde yeniden iyileşmeye ve daha çok kitaplardan bahsetmeye önemli düzeyde ihtiyacı varmış… İhtiyaç demişken; söyleşide, gençlerdeki ya da çocuklardaki okuma eksikliklerinin önüne geçmenin tek yolunun, okumaya ihtiyaç duymaları gerektiğinden bahsettim. Siz ne düşünürsünüz? Okumayı bir ihtiyaç haline dönüştürebilmek için henüz geç kalmadık, değil mi?
İhtiyaç duyup o ihtiyacı gidermeye çalışmak içgüdüsel bir dürtü haline geldiğinde, karşılamak da haliyle kendiliğinden gelişecektir. Sözün özü kimileri ağaç kurdu olup meyve vereni kendince kemirmeye çalışırken kimileri de bizler gibi, kitap okuma alışkanlıklarının ihtiyaca dönüşmesini düşleyip gerçek kurt gibi yalnız kalsa da emeklerini hiçbir kemirişe heba etmezmiş…
Değerli okurlarım, bugün köşemi, kâğıdın kokusuna, mürekkebin izine ve en çok da gururla yer aldığım“Kütüphaneler Haftası” buluşmasına ayırmak istedim. Evimizde kitaplar hiçbir zaman sadece dekor olmadı; onlar bizim beşinci, altıncı kardeşimiz gibiydi. Belki de bu yüzden, üç kız kardeşin üçü de kalemine sarıldı ve kelimelerle kendine bir yol çizdi. Bunun yanında okumak da nefes almak kadar yaşamsal bir ihtiyaç haline gelmiş oldu.
Uzun zamandır bu köşede bir aile gibi zaman zaman toplumun nabzını tutuyoruz zaman zaman da duyulmaya çalışıyoruz… Kişisel olarak kalemimi, bazen bir ayna bazen de bir kalkan gibi kullandığımı söyleyenler olmuştu. Bu hafta ise hangi yönde olduğunun seçimini sizlere bırakıyorum…
Unutmadan! Haset, acı günde de durmaz, tatlı günde de… O da durmaz devran da durmaz! Bilirsiniz, bir hasetlik olmayagörsün, bir bakmışsınız yine dönmüş! Hem de bu defa kötülüğü beceremeyenlerden yana! Kötülük demişken… Kitap okumak ve bunu ihtiyaç haline getirmenin bir diğer faydasıysa, ruhun da kötülüklerden arınmasına vesile olmasıdır. Onun için bazen farklı dünyalara dalmak için bazen de kendi dünyanızdan uzaklaşmak için kitaplar iyi ki var…
Sevgiyle ve dostlukla kalın değerli okurlarım, yeni kitap kokusundaki gibi vazgeçilmez bir dostlukla…