Safiye Yılmazer Uruk
Köşe Yazarı
Safiye Yılmazer Uruk
 

HEPİMİZ ÇOCUK OLDUK

  Değerli okurlarım, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta art arda yaşatılan katliamlardan dolayı Yüce Türk Milletimizin başı sağ olsun… İllerimizdeki unvanların kolaylıkla kazanılmadığını, “Şanlı” ve “Kahraman” isimlerinin Kurtuluş Savaşı’nda gösterilen onurlu mücadelelerin ardından zafer sonrası kazanılan isimler olduğunu hatırlatmakla başlayayım… Bildiğiniz gibi okullardan biri lise, diğeri ortaokul… Sebep ya da suçlu arayan pek çok görüş ortaya atıldı. Kimi dedi ki; diziler, oyunlar, iletişimsizlik… Kimi dedi ki; çocuklar hastaydı, aileler ilgisizdi, çocuklar yalnız bırakılmıştı… Her kafadan bir ses, her yandan ayrı bir görüş… Ben biraz farklı bakıyorum ve müsaadenizle bu hafta, bir de bu bakımdan değerlendirmenizi rica edeceğim… Bir bakıma hemen herkesin söylediklerinde haklılık payı mevcut ancak eksik ve çözüm odaklı değil, bana göre. Öncelikle oyunlardan başlayalım; biz doksanlar dönemi çocukları olarak teknolojiden uzak büyüyen çocuklar değildik esasında. Sokaklarda oynar, akşam ezanı okunmadan eve koşardık ama atariler, tetrisler, sanal bebekler, Playstation, bilgisayar oyunları gibi pek çok oyunla da iç içeydik. Her birini keyifle oynar, oyun bittikten sonra da kimseye zarar vermek aklımızın ucundan dahi geçmezdi. Örneğin, Minecraft, Metin 2, Knight online gibi savaş ve strateji oyunları da bu bahsettiğim ve keyifle oynadığımız oyunlar arasındaydı. Ancak bizlerin aklına herhangi birine zarar vermek gelmezdi. Diğer yandan, arkadaşları tarafından akran zorbalığına maruz kalıp dışlandıkları için şiddete meyilli hale geldikleri ve yapılan saldırıların temelinde bu tip diğerlerinden uzaklaştırılma sebeplerinin olabileceği de konuşulanlar arasındaydı. Şimdi bir de bu görüşü değerlendirelim… Hangimiz büyük küçük dışlanma ya da akran zorbalığı ile karşılaşmadık? Çocuklar, yetişkinlere göre daha açık sözlü olabiliyor mesela. Ve gözlüklüysek, gözlüklü; kiloluysak, şişman; zayıfsak, çöp gibi diye pek çok farklı konuda zorbalıklarla karşılaşmışızdır. Ancak zorbalık da görsek, dışlansak da oyunlara kabul de edilmesek ne bileyim, kimse konuşmaz olduğunda dahi hangimizin aklına elimize silah alıp okul basmak gibi bir eylem geldi? Elbette bu da aklımızın ucundan dahi geçmemiş olan bir durumdu… Peki ya dizilere ne demeli? Kabul ediyorum, bizler, şimdiki nesil çocuklara göre daha şanslı çocuklardık, dizilerde de genellikle ana tema aile birliği idi ama unutulan programlar da var… İsimlerinden bahsetmeme lüzum yok ancak erkeklerin birbirlerine “hala” dedikleri programları unutmuş olamayız, değil mi? Ya da hani şu her Cuma ekranlarda dansöz gösterimi olan ve kadınlara aşağılayıcı dille yaklaşan kişilerin programlarını da unutmuş olamayız… Gece programları vardı bir de… Örneğin, dönemin geçici sözde ünlülerini aynı anda, aynı masada ağırlayan ve espri adı altında gençlere ve çocuklara, her hafta sevgili değiştirmenin normal gibi gösterildiği programlar… Biraz daha geriye gidelim… Bir dönemin beynini kirleten damar damar arabesk filmlerde karşılaşılan, amca/dayı gibi figürlerin, başroldeki “küçüğün” annesine ya da kız kardeşine ensest yaklaşımlarına ne demeli? Demeli işte, demeli! Daha neler neler demeli… Kişisel düşüncem, hiçbir şeyin birdenbire olmadığı yönünde değerli dostlarım… Yani ilmek ilmek örülmüş gibi değer kayıp çalışmaları… O zaman diyebiliriz ki tek bir suçlu aramak, diğerlerine haksızlık(!) Tek bir suçlu yok! Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer konuysa, kaybettiğimiz çocuklar hepimizin çocuklarıydı. Öğretmenlerimiz, hepimizin öğretmeniydi. Bizim geleceğimizdi… O yüzden hâlâ o taraf, bu taraf tartışmalarıyla bu durumdan dahi nemalanmaya çalışanlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Hiçbir şeyci yok! Elimizde bir vatanımız var, bir de vatanımızın geleceği çocuklarımız… Odaklanacağımız noktalar bunlar olmalı ki tekrarlarını yaşamayalım, yaşatamasınlar… Dostlukla ve birlikle kalın değerli okurlarım…
Ekleme Tarihi: 18 Nisan 2026 -Cumartesi
Safiye Yılmazer Uruk

HEPİMİZ ÇOCUK OLDUK

 

Değerli okurlarım, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta art arda yaşatılan katliamlardan dolayı Yüce Türk Milletimizin başı sağ olsun… İllerimizdeki unvanların kolaylıkla kazanılmadığını, “Şanlı” ve “Kahraman” isimlerinin Kurtuluş Savaşı’nda gösterilen onurlu mücadelelerin ardından zafer sonrası kazanılan isimler olduğunu hatırlatmakla başlayayım…

Bildiğiniz gibi okullardan biri lise, diğeri ortaokul… Sebep ya da suçlu arayan pek çok görüş ortaya atıldı. Kimi dedi ki; diziler, oyunlar, iletişimsizlik… Kimi dedi ki; çocuklar hastaydı, aileler ilgisizdi, çocuklar yalnız bırakılmıştı… Her kafadan bir ses, her yandan ayrı bir görüş… Ben biraz farklı bakıyorum ve müsaadenizle bu hafta, bir de bu bakımdan değerlendirmenizi rica edeceğim…

Bir bakıma hemen herkesin söylediklerinde haklılık payı mevcut ancak eksik ve çözüm odaklı değil, bana göre. Öncelikle oyunlardan başlayalım; biz doksanlar dönemi çocukları olarak teknolojiden uzak büyüyen çocuklar değildik esasında. Sokaklarda oynar, akşam ezanı okunmadan eve koşardık ama atariler, tetrisler, sanal bebekler, Playstation, bilgisayar oyunları gibi pek çok oyunla da iç içeydik. Her birini keyifle oynar, oyun bittikten sonra da kimseye zarar vermek aklımızın ucundan dahi geçmezdi. Örneğin, Minecraft, Metin 2, Knight online gibi savaş ve strateji oyunları da bu bahsettiğim ve keyifle oynadığımız oyunlar arasındaydı. Ancak bizlerin aklına herhangi birine zarar vermek gelmezdi.

Diğer yandan, arkadaşları tarafından akran zorbalığına maruz kalıp dışlandıkları için şiddete meyilli hale geldikleri ve yapılan saldırıların temelinde bu tip diğerlerinden uzaklaştırılma sebeplerinin olabileceği de konuşulanlar arasındaydı. Şimdi bir de bu görüşü değerlendirelim… Hangimiz büyük küçük dışlanma ya da akran zorbalığı ile karşılaşmadık? Çocuklar, yetişkinlere göre daha açık sözlü olabiliyor mesela. Ve gözlüklüysek, gözlüklü; kiloluysak, şişman; zayıfsak, çöp gibi diye pek çok farklı konuda zorbalıklarla karşılaşmışızdır. Ancak zorbalık da görsek, dışlansak da oyunlara kabul de edilmesek ne bileyim, kimse konuşmaz olduğunda dahi hangimizin aklına elimize silah alıp okul basmak gibi bir eylem geldi? Elbette bu da aklımızın ucundan dahi geçmemiş olan bir durumdu…

Peki ya dizilere ne demeli? Kabul ediyorum, bizler, şimdiki nesil çocuklara göre daha şanslı çocuklardık, dizilerde de genellikle ana tema aile birliği idi ama unutulan programlar da var… İsimlerinden bahsetmeme lüzum yok ancak erkeklerin birbirlerine “hala” dedikleri programları unutmuş olamayız, değil mi? Ya da hani şu her Cuma ekranlarda dansöz gösterimi olan ve kadınlara aşağılayıcı dille yaklaşan kişilerin programlarını da unutmuş olamayız… Gece programları vardı bir de… Örneğin, dönemin geçici sözde ünlülerini aynı anda, aynı masada ağırlayan ve espri adı altında gençlere ve çocuklara, her hafta sevgili değiştirmenin normal gibi gösterildiği programlar… Biraz daha geriye gidelim… Bir dönemin beynini kirleten damar damar arabesk filmlerde karşılaşılan, amca/dayı gibi figürlerin, başroldeki “küçüğün” annesine ya da kız kardeşine ensest yaklaşımlarına ne demeli?

Demeli işte, demeli! Daha neler neler demeli…

Kişisel düşüncem, hiçbir şeyin birdenbire olmadığı yönünde değerli dostlarım… Yani ilmek ilmek örülmüş gibi değer kayıp çalışmaları… O zaman diyebiliriz ki tek bir suçlu aramak, diğerlerine haksızlık(!) Tek bir suçlu yok!

Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer konuysa, kaybettiğimiz çocuklar hepimizin çocuklarıydı. Öğretmenlerimiz, hepimizin öğretmeniydi. Bizim geleceğimizdi… O yüzden hâlâ o taraf, bu taraf tartışmalarıyla bu durumdan dahi nemalanmaya çalışanlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Hiçbir şeyci yok! Elimizde bir vatanımız var, bir de vatanımızın geleceği çocuklarımız… Odaklanacağımız noktalar bunlar olmalı ki tekrarlarını yaşamayalım, yaşatamasınlar…

Dostlukla ve birlikle kalın değerli okurlarım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat