Merhaba değerli okurlarım, yine haftanın ortasında, hayatın karmaşık labirentinde önümüze çıkan bilmecelerle boğuşurken bulduk kendimizi! Bugün size, binlerce yıldır bilim insanlarının uykusunu kaçıran bir fizikten bahsedeceğim: Üç Cisim Problemi.
Öncelikle bu problemin ne olduğunu bir netleştirelim. Fizikte, İki Cisim Problemi (örneğin Dünya ve Güneş), oldukça basittir. İki kütlenin birbirinin etrafındaki yörüngesi pürüzsüzdür ve matematikle çat diye hesaplanır. Yani sistem öngörülebilir. Ancak o sisteme üçüncü bir kütle eklediğiniz an (bir asteroit, yoldan geçen başka bir gezegen parçası vs.), her şey değişir. Üç kütle birbirini aynı anda, karmaşık yollarla çekmeye başlar ve sistemin dinamiği de tam bir kaosa girer. Artık kimin nereye gideceği, ne zaman çarpışacağı ya da kimin yörüngeden fırlayacağı asla kesin olarak hesaplanamaz.
Bu bahsettiğim üç cisim problemini şöyle de düşünebiliriz: Hani şu iki gezegen olsa, birinin diğerinin etrafında usul usul döneceği meşhur İki Cisim Problemi var ya? İşte ona bir üçüncü gezegen ekleyin. İşler anında çığrından çıkar! Artık yörünge falan da kalmaz! O üç cisim, birbirlerinin etrafında öyle kaotik bir dansa başlar ki, üçünün de yarın nerede olacağı kesin olarak öngörülemez! Yani başlangıçtaki ufak bir hareket, gelecekte devasa bir felakete yol açabilir.
Tamamen bir bilmece ve tam bir karmaşa!
Peki, bunca sorun varken nereden çıktı şimdi bu üç cisim problemi, bir de bunu mu düşünelim hocam, diyenler olacaktır! Onun için sözü fazla uzatmadan, fizikteki bu üç cisim probleminden nereye varacağıma gelin okuyarak birlikte karar verelim…
Aslında bizler bu üç cisim problemine pek de yabancı sayılmayız! Hepimizin her gün içinde bulunup bir türlü mutlak çözüme kavuşturamadığı hatta çözmeye çalıştıkça daha da karışan bir Üç Cisim Problemi var. Laf aramızda üçten fazla ancak şimdilik biz elimizdeki cisimlerden bahsedelim…
Birinci Cisim: Cüzdanımızdaki Kara Delik/ Ekonomi
Bizim sistemimizin en büyük kütleli ve en güçlü çekim alanına sahip cismi elbette ekonomi. Nam-ı diğer, cüzdanımızdaki kara delik…
Hepimizi yutan, faizinden kuruna, enflasyonundan işsizliğine kadar hayatımızdaki her şeyi belirleyen devasa bir güç. Bildiğiniz gibi bu cisim yerinde durmadıkça, diğer iki cismin de yörüngesi şaşıyor! Ekonomi biraz da olsun tökezlerse, hemen diğer iki alana doğru bir “çekim gücü krizi” yayılmış oluyor!
Kısaca, haftaya markete gittiğimizde fiyatların nerede olacağını tahmin etmek, Mars’a fırlatılan üçüncü bir uyduya rota çizmekten çok daha zor inanın…
İkinci Cisim: Boşalan Mutfak Tezgâhı/ Gıda ve Tarım
Ekonominin hemen yanı başında, ondan en çok etkilenen ve onu da en çok etkileyen ikinci cismimiz: Gıda Güvenliği ve Tarım…
Ekonominin ateş pahası akaryakıtı ve gübre maliyeti, çiftçinin üretim gücünü de aşkını da baltalamış oluyor. Peki, sonra ne oluyor? Gıda cismi, olması gereken yörüngesinden hızla uzaklaşmış olur. Tarlada üretimin düşmesi, mutfak masrafımızı da ikiye katlamış olur. Bakın, mesele yalnızca domatesin kilosu da değil! Aslında temel bir güvenlik meselesi! Ekonomiye iyi diye bir adım atıldığında, girdi maliyetleri artarsa Gıda Cismi de çılgınca yörünge değiştirip enflasyon roketini ateşlemiş olur!
Üçüncü Cisim: Gidenler ve Kalanlar/ Eğitim ve Gelecek
Ve son cismimiz: Eğitim.Bakıldığında diğerleri gibi büyük ve kaotik görünmeyebiliyor ancak sistemin uzun vadeli motoru ve itki gücü eğitimdir.
Ekonomi ve Gıda cisimleri kaotik danslarına devam ettikçe, üçüncü ve en hassas cismimiz de raydan çıkmış oluyor. Nasıl mı? Gençlerimiz şöyle demeye başlıyor: “Burada kalıp yarın ne yiyeceğimi, hangi işi yapacağımı hesaplayacağıma, daha istikrarlı bir yörüngeye (yani yurt dışına) kaçarım!” Bu da Beyin Göçü demektir…
Sistemin tamirine yarayacak, tarlayı modernleştirecek, parayı yönetecek olan en parlak zihinleri kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış oluyoruz! Üçüncü cismi kaybedince, diğer ikisini dengeleme şansımız da sıfıra inmiş oluyor…
Sonuç: Tek Formüllü Çözüm Yok!
Değerli okurlarım, fizikteki bu problem bizlere ne öğretiyor biliyor musunuz? Bu üç sorunu birbirinden ayrı çözemeyeceğimizi… Tek bir düğmeye basarak (tek bir faiz kararıyla ya da tek eğitim reformuyla) her şeyi düzeltme hayâli, Üç Cisim Problemi’ne analitik bir formül aramak kadar naif bir çaba olacaktır.
Çözüm, senkronizasyonda! Ekonomide güveni inşa ederken aynı zamanda çiftçinin girdi maliyetleri düşürülmeli ve gençlerimize de yarınlarına dair istikrarlı bir yörünge vadetmeliyiz ki uyumlu bir çözüme ulaşabilelim!
Eğer bu üç cisim birbirini destekleyerek hareket etmezse, sistemimizdeki kaos da maalesef devam edecek demektir. Ve hepimiz, yarın nerede olacağımızı bilmeden, evrenin bu karmaşık dansında sallanmaya devam edeceğiz demektir…
Hepinize kaostan uzak, dengeli yörüngeler diliyorum… Sevgiyle kalın değerli okurlarım…