Kıymetli okurlarım, değerli dostlarım…
Bugünsizlere bir tarih anlatmayacağım sadece! Bugün, birlikte hissedeceğiz… Birlikte hatırlayacağız.
Bazı tarihler vardır, takvim yapraklarından kopup doğrudan göğüs kafesimize yerleşirler.18 Mart 1915 tarihi de işte böyledir.
Çanakkale Savaşı, sadece bir zafer değil; bu toprakların altındaki kalplerin, üstündeki bizler için hâlâ attığı mukaddes bir andır.
Şöyle bir düşünün…Gözlerinizi kapatın isterseniz…Rüzgârın sesini duyuyor musunuz?O rüzgâr, sıradan bir esinti değil! İçinde dualar var… İçinde yarım kalmış cümleler…
O günlerde cephede mermiden çok dua, silahtan çok inanç vardı.Gençler, daha hayatı yeni tanıyorken, ölümü göze alarak yürüdüler ateşin içine.Çünkü arkalarında bırakacakları şey bir ev değil… Bir vatandı…
Siperdeki Son Mektup
Şimdi size bir hikâye anlatayım…Gerçek gibi gerçek, yürek gibi sıcak…Gelibolu sırtlarında bir akşamüstü…Güneş yavaşça batarken, siperlerin arasında genç bir nefer oturuyor.Adı, Mehmet…
Elindeki kuru ekmeği arkadaşına bölüyor.Sonra cebinden bir kâğıt çıkarıyor.Eli titriyor… Çünkü belki de bu, son satırlar olacak.Yanındaki arkadaşına dönüp şöyle diyor:
“Eğer dönemezsem… Anneme de ki; ‘Mehmet toprağa düştü ama bayrağı yere düşürmedi!”
Şimdi size soruyorum…Bu sözün ağırlığını hissedebiliyor muyuz?O gece yıldızlar bile farklı parlıyor.Ve sabah olduğunda…Mehmet en ön safta.Bir kurşun sesi…Ve bir sessizlik…Yere düşerken yüzünde bir huzur var.Avucunda ise küçük bir kâğıt…Üzerinde şu yazıyor:
“Anne, burası çok güzel… Vatanın her bir taşı annem gibi kokuyor!”
Ve kıymetli okurlarım…O cephede sadece Mehmetler yoktu! Bir de bir milletin kaderini değiştiren bir lider vardı:Mustafa Kemal Atatürk
Askerlerine şöyle seslenmişti:
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!”
Şimdi bir an duralım…Bu sözün ne demek olduğunu gerçekten düşünelim.Bu, sadece bir emir değil, Bir milletin yeniden doğuşudur.
Unutulmaz Bir Miras…
Sevgili dostlarım…Çanakkale Savaşı böyle kazanıldı.Sadece silahlarla değil! Verilen sözlerle…Yazılamayan mektuplarla…Ve yarım kalan hayâllerle…Bugün başımızı dik tutabiliyorsak, özgürce nefes alabiliyorsak, bu; o gün toprağa düşen ama bayrağı düşürmeyenler sayesindedir.
Bir şey daha söylemek istiyorum okurlarım…Belki de en önemlisi bu!18 Mart sadece bir tarih değil, bir emanet! Ve o emanet, şimdi bizim omuzlarımızda.Unutmayalım,bu topraklar bize miras değil, emanettir.
Şanlı zaferimiz kutlu olsun! Sevgiyle kalın hoş kalın...