Nisa Yeter Yılmazer
Köşe Yazarı
Nisa Yeter Yılmazer
 

ŞEB-İ YELDA'DAN GÖNÜLLERE

  Kıymetli okurlarım,"Aşk, topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın yana yana yürümeye alışacaksın ya da canını yaka yaka söküp atacaksın. Ama her iki durumda da tek bir gerçek olacak; canın çok yanacak!" Bu derin sözlerin sahibi Hz. Mevlana’nın diyarı Konya’ya, geçtiğimiz günlerde gitme fırsatım oldu. Bozkırın ortasında yükselen bir vaha gibi duran bu şehirde, İslam âlimimiz, şair ve düşünürümüz Mevlâna Celaleddin Rumi’nin manevi huzuruna uğramadan, o yeşil kubbenin gölgesinde soluklanmadan dönmek olmazdı… Tabii Konya sadece maneviyattan ibaret değil; bugün karşımızda modern, pırıl pırıl ve oldukça kalabalık bir büyükşehir var. Şehrin o hareketli sokaklarında yürürken meşhur etli ekmeğinin kokusu sizi hemen sarmalıyor, fırın kebabının lezzeti ise anlatılmaz, yaşanır… Yanında bir de ağzınızı tatlandıran o rengârenk Konya şekerleri gelince keyfiniz tamama eriyor. Şehri gezerken her köşe başında ayrı bir tarih, her ikramda ayrı bir samimiyet buluyorsunuz. Ziyaretim sırasında gözlemlediğim bir manzara beni hem gururlandırdı hem de üzerinde uzun uzun düşündürdü: Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından binlerce insan akın akın bu topraklara geliyor. Mevlâna her ne kadar bizim topraklarımızın yetiştirdiği bir değer olsa da o aslında tüm insanlığın ortak sesidir. Kızım Yelda Hanım da bu atmosferi o kadar çok sevdi, oradaki o kadim ruhtan o kadar çok etkilendi ki; onun gözlerindeki o hayranlığı görmek Konya’nın güzelliğini benim için iki katına çıkardı. Mevlâna ve can dostu Şems-i Tebrizi’nin o meşhur sohbetlerini düşündüğümüzde ise akla hemen Yelda geceleri, gelir. "Yelda", yılın en uzun gecesini temsil eder. Mevlana’ya göre bu uzun ve zifiri karanlık gece, aslında güneşin doğuşuna en yakın olan zamandır. Şems ile baş başa verdikleri o Yelda gecelerinde, dışarıdaki karanlığa inat, içeride ilahi aşkın ateşiyle ısınmışlardır. Tam da burada, bu derinlikten ismini alan o özel isme, kızıma bir atıfta bulunmak istiyorum… Kızım Yelda…Senin ismin, o en uzun gecenin sonunda doğan umudu temsil ediyor. Mevlâna ve Şems’in sohbetlerindeki huzur gibi, senin varlığın da hayatımın en aydınlık sabahı. Kitabımda fısıltıları dinleyen o küçük kız gibi, sen de her karanlığın sonunda bir güneşin saklı olduğunu hep hatırla… Mevlâna’nın da dediği gibi: "Aşk, sandığın kadar değil, yandığın kadardır!" Sizlerin de hayatında o ilahi aşkın ve hoşgörünün hiç eksik olmaması dileğiyle... Sevgiyle kalın, hoş kalın, aşkla kalın kıymetli okurlarım.
Ekleme Tarihi: 23 Nisan 2026 -Perşembe
Nisa Yeter Yılmazer

ŞEB-İ YELDA'DAN GÖNÜLLERE

 

Kıymetli okurlarım,"Aşk, topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın yana yana yürümeye alışacaksın ya da canını yaka yaka söküp atacaksın. Ama her iki durumda da tek bir gerçek olacak; canın çok yanacak!"

Bu derin sözlerin sahibi Hz. Mevlana’nın diyarı Konya’ya, geçtiğimiz günlerde gitme fırsatım oldu. Bozkırın ortasında yükselen bir vaha gibi duran bu şehirde, İslam âlimimiz, şair ve düşünürümüz Mevlâna Celaleddin Rumi’nin manevi huzuruna uğramadan, o yeşil kubbenin gölgesinde soluklanmadan dönmek olmazdı…

Tabii Konya sadece maneviyattan ibaret değil; bugün karşımızda modern, pırıl pırıl ve oldukça kalabalık bir büyükşehir var. Şehrin o hareketli sokaklarında yürürken meşhur etli ekmeğinin kokusu sizi hemen sarmalıyor, fırın kebabının lezzeti ise anlatılmaz, yaşanır… Yanında bir de ağzınızı tatlandıran o rengârenk Konya şekerleri gelince keyfiniz tamama eriyor. Şehri gezerken her köşe başında ayrı bir tarih, her ikramda ayrı bir samimiyet buluyorsunuz.

Ziyaretim sırasında gözlemlediğim bir manzara beni hem gururlandırdı hem de üzerinde uzun uzun düşündürdü: Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından binlerce insan akın akın bu topraklara geliyor. Mevlâna her ne kadar bizim topraklarımızın yetiştirdiği bir değer olsa da o aslında tüm insanlığın ortak sesidir. Kızım Yelda Hanım da bu atmosferi o kadar çok sevdi, oradaki o kadim ruhtan o kadar çok etkilendi ki; onun gözlerindeki o hayranlığı görmek Konya’nın güzelliğini benim için iki katına çıkardı.

Mevlâna ve can dostu Şems-i Tebrizi’nin o meşhur sohbetlerini düşündüğümüzde ise akla hemen Yelda geceleri, gelir. "Yelda", yılın en uzun gecesini temsil eder. Mevlana’ya göre bu uzun ve zifiri karanlık gece, aslında güneşin doğuşuna en yakın olan zamandır. Şems ile baş başa verdikleri o Yelda gecelerinde, dışarıdaki karanlığa inat, içeride ilahi aşkın ateşiyle ısınmışlardır.

Tam da burada, bu derinlikten ismini alan o özel isme, kızıma bir atıfta bulunmak istiyorum…

Kızım Yelda…Senin ismin, o en uzun gecenin sonunda doğan umudu temsil ediyor. Mevlâna ve Şems’in sohbetlerindeki huzur gibi, senin varlığın da hayatımın en aydınlık sabahı. Kitabımda fısıltıları dinleyen o küçük kız gibi, sen de her karanlığın sonunda bir güneşin saklı olduğunu hep hatırla…

Mevlâna’nın da dediği gibi:

"Aşk, sandığın kadar değil, yandığın kadardır!"

Sizlerin de hayatında o ilahi aşkın ve hoşgörünün hiç eksik olmaması dileğiyle...

Sevgiyle kalın, hoş kalın, aşkla kalın kıymetli okurlarım.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat