Kıymetli okurlarım; kimisi için tatil, kimisi için mangal, kimisi için “Kaç gün izin var?” diye düşünülen bayram vaktine geldik, bildiğiniz gibi.
Kurban Bayramı denince sizlerin de aklına aynı şeyler geliyor mu bilmem ama bir yandan da özellikle kadınların bitmeyen “Bulaşık Olimpiyatları” da başlıyor diyebiliriz. Bunu birinin söylemesi lazımdı öyle değil mi kız kardeşlerim? Erkek kardeşlerim de kızmasın tabii onların da yorucu günleri başlıyor aslında… Diğer yandan bayram yaklaşınca insanlar ikiye ayrılıyor da diyebiliriz:
- “Biz bu bayram tatile kaçıyoruz.” diyenler…
- Bir de eşinin ısrarıylabin bir çaba ve gürültüyle köye gitmeyi kabul edenler…
Siz hangi taraftasınız?
Tatile gidenlerin hazırlığı başkadır. “Valiz, güneş kremi, plaj havlusu…” diyecektim ama yaz da bu yıl gelmemekte kararlı görünüyor. Bayramı; yaylada ya da köyde geçirmek isteyenlerin hazırlığındaki arka planları ise hemen hepimiz biliyoruzdur… Otobüste başlayan kader yolculuğu köy girişinde resmiyet kazanır.
Bayram sabahı tatilciler açık büfede dilediklerini seçerken, köydeki tatilciler sabah 06.30’da horoz sesiyle gözünü açar.Telefon çekmez.Wi-Fi yoktur.
Bir de “Burçak tarlasında gelin olma” seviyesi vardır ki…
- Aman da kızlar ne zormuş Burçak tarlası.
- -Burçak tarlasında gelin olması...
Gelin daha kahvaltıyı sindiremeden eline leğen verilir:
“Sen gençsin kızım, seri yıkarsın.” Sözleri arasında başta bahsettiğim bulaşık yıkama olimpiyatları gerçekleşecektir.
Bayramların kaçınılmazı ise elbette ki akraba ziyaretleri… Herhangi bir eksiği ya da o an düzelemeyecek bir şeyi doğrudan insanların yüzlerine söyleyip bunun adına da “açık sözlülük” maskesi takanlardan en az biriyle sizler de karşılaşmışsınızdır… Örneğin teyzeler sırayla gelir:
— Çocuk yok mu hâlâ?
— Maaşlar iyi mi?
— Zayıflamışsın.
— Şişmanlamışsın, gibi o an yanıtlansa da yanıtlanmak istenmeyen sonsuz sorular…
Hatta işin en ironik kısmı aynı insan beş dakika içinde hem zayıf hem de kilolu ilan edilebilir. Bu elbette ki fizik kurallarına aykırıdır ama teyze fiziğinde mümkündür, laf aramızda…
Tatile gidenler Instagram’a “Ruhumu dinliyorum!” diye fotoğraf atar.Köyde olanlar ise gizlice banyoya kaçıp 12 saniye yalnız kalmaya çalışır.
Ama işin garibi… Her insan, biraz da olsa, bayramlarda söyleniyor, yoruluyor, o an neredeyse biraz da olsun kaçmak istiyor olabilir… Ancak daha sonra dönüş yolunda annesinin verdiği sarmayı açıp duygulanabiliyor.
Çünkü Kurban Bayramı biraz da şudur:
Sevginin, kaosun, et kokusunun ve 48 tane saklama kabının aynı anda yaşandığı aile festivali.Ve herkes bilir ki…Bayram bitince en mutlu kişine tatilci ne köye gidenler ne de bulaşık yıkayan gelinler…
Kurban Bayramı, adı üstünde ki bayramda en mutlu olabilenler, buzdolabı ve derin dondurucusu etle dolu olan kişiler… O yüzden eğlenmek, dinlenmek ve güzel güzel tadını çıkarmak varken buzdolabı dolamayan kardeşlerimizin de unutulmaması dileğimle…
Kıymetli okurlarım, mübarek Kurban Bayramımız hepimize neşe ve huzur getirsin. Sevgiyle kalın,birlikte kalın...