Kıymetli okurlarım, takvimde her yıl farklı bir güne denk gelse de haziran ayının o malum zamanı, yani Haziran’ın üçüncü pazarı geldi çattı: Babalar Günü...
Ben hep derim; Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü gibi özel günleri biraz sessiz, biraz sakin kutlayın, diye. Neden mi? Çünkü hayatta babasını erkenden kaybetmiş olanlar, babasını hiç tanımamış olanlar ya da babası hayattayken bile "baba hasreti" çeken o kadar çok çocuk var ki... Sadece çocuk mu? Yetişkinler bile var, koskoca insanlar var, içindeki o çocukla baş başa kalan…
İşte bu Babalar Günü’nde ben ve kardeşlerim de o günü bir ukdeyle değil ama sessiz sakin, kendi içinden kutlayanlardan olacağız. Çünkü canım babamı 11 yıl önce, dün gibi gelen o acı günlerde kaybettik. Dile kolay... Hep söylerim, insan acıya alışmıyor okurlarım, sadece onunla yaşamayı öğreniyor. Dünkü acı neyse, bugünkü acı da hâlâ aynı… İnanın bir baba boşluğunun yerini hiçbir şey doldurmuyor.
Tam da bu yüzden, Babalar Günü’nde şuna da değinmeden geçmek bence hiç olmaz: Hayatın yükünü tek başına sırtlayıp anne olup da aynı zamanda evladına babalık yapan o güçlü kadınlarımız... Hayat bazen bazı kadınlarımızı hem anne hem baba olmaya sürüklüyor. Bir bakıyorsunuz ki evladınızın hem sığınacak limanı hem de gölgesinde serinlediği çınarı olmuşsunuz. İşte bu dimdik duran, yürekli kadınlarımızın da Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum!
Geçtiğimiz günlerde bir aile dostumuzun evine ziyarete gitmiştim. Orada şahit olduğum bir an, bana bir evladın babasına duyduğu o derin sevgiyi ve içindeki o sessiz çığlığı yeniden hatırlattı. Yakın zamanda minik bir operasyon geçirecek olan evin çınarı, yani o güzel baba, kızıyla tatlı ama derin bir tartışmanın içindeydi. Kız, babasının sağlığı için onunla çekişiyordu.
Onları izlerken bir an gözümün önüne babamla geçen günlerimiz geldi. Evlat olmak böyle bir şey işte; yeri geldiğinde babanın sağlığı için babanla tartışmayı göze almak... Çünkü babanı kaybettiğinde yerinin asla dolmayacağını çok iyi bilirsin. Hani hep "Kız çocuklarının ilk kahramanı babalarıdır." derler ya; aslında erkek çocukları için de durum aynıdır. Baba olabilmeyi başarmış her baba, evladının gizli kahramanıdır. Benim de kahramanım babamdı...
O öyle bir adamdı ki kıymetli okurlarım; kızlarını, oğlunu ve eşini her zaman el üstünde tutar, bizleri öpmeye doyamazdı. Sabahları bizi öperek uyandıran, dışarı çıktığımızda yolda her zaman kol kola yürüdüğümüz, sevgisini hissettirmekten hiç çekinmeyen dünya güzeli bir babaydı. Hatta vefat etmeden hemen önce, o son anlarında bile gözlerini yummadan bütün çocuklarını ve eşini son bir kez gözünün önünde görmek, o helalliği ve sevgiyi omuzlarında hissetmek isteyen koca yürekli bir adamdı...
Tekrar o ziyaret gününe döneyim... Kız babasını öyle çok seviyor ki, anlatamam. (Rabbim bu vesileyle tüm şifa bekleyenlere bol bol şifa versin, hiçbir babayı evladının başından eksik etmesin.) Babası ömrünü çalışmaya, üretmeye adamış; elleri dursa gönlü durmayan, sorumluluk sahibi o eski toprak babalardandı. Kızı, "Ameliyattan sonra kesinlikle çalışmayacaksın, dinleneceksin!" diye diretiyor; babası ise o hayat boyu taşıdığı emektar duruşuyla; "Olmaz, çalışacağım!" diye sevimli sevimli inat ediyordu.
Dışarıdan bakan biri için sıradan, pek de duygusal olmayan bir inatlaşma gibi görünebilir bu durum. Ama dedim ya, ben babamı kaybettim... Benim gözüme o an öyle duygusal, öyle anlamlı bir sahne gibi geldi ki…
O tartışmanın içinde kızının babasına sessiz bir çığlığı vardı aslında: "Kendine çok iyi bak baba... Sen benim kahramanımsın, sana bir şey olmasını istemiyorum!”
Babanın o dik duruşunda ise şu gizliydi: "Ben babayım, bana bir şey olmaz! Güçlüyüm ben, korkma!"
İşte o odada, o tatlı tartışmada birbirine karışan şey neydi biliyor musunuz? Söze dökülemeyen o sonsuz sevgi, birbirini kaybetme korkusu ve bir evladın kahramanına duyduğu o muazzam minnet duygusuydu...
Kelimelerin yetmediği yerde sevginin sessiz çığlığı yükselir. Başta canım babam, Selamet Yılmazer olmak üzere, aramızdan ayrılan tüm babaları rahmetle ve özlemle anıyorum. Tüm babaların Babalar Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum! Evlatlarının kahramanı olan ve çocuklarına da hem anne hem baba olan tüm o koca yürekli kadınlarımızı sevgiyle selamlıyorum. Ve tabii ki, hayat ona baba olmayı nasip etmese de yüreğindeki o sonsuz şefkatle bir çocuğa, bir cana kol kanat geren, herkese babalık yapabilen beylerin de Babalar Günü’nü kutluyorum.
Babalar Günü’nüz kutlu, yuvalarınız huzurlu olsun.
Sevgiyle kalın, hoş kalın...