Kıymetli okurlarım, takvimlere baka baka gözümüz yollarda kalmıştı ama nihayet o gün geldi! 26 Haziran Cuma günü itibarıyla koca bir eğitim-öğretim yılının son ders zili çalıyor ve nihayet o şanlı son güne ulaşıyoruz. Hatırlarsanız okullarımız eylül ayının ikinci haftasında açılmıştı. İlk defa haziran ayının bu kadar geç bir tarihinde okullar kapanıyor değerli okurlarım.
İlk defa diyorum çünkü bizim zamanımızda haziranın ortası geldi mi eğitim-öğretim dönemi bizim için biterdi ve biz de çoktan yaz tatiline coşkuyla başlardık! Bu sene okul dönemi öğrenciler için de sabahın köründe o servisleri bekleyen, ödevlerin başında saç baş yolan veliler için de gerçekten çok yorucu oldu. Hepinizin ne kadar tükendiğinin, o son tatil zilini nasıl bir kurtuluş gibi beklediğinin farkındayım.
Her şeye rağmen ne kadar güzel ne kadar umut dolu bir gündür şu karne günü! Kimileri ilkokulu bitirip o "artık büyüdüm" edasıyla ortaokula geçmenin gururunu yaşayacak. Kimi afacanlar ortaokula veda edip lisenin o havalı dünyasına adım atacak. Bazı gençlerimiz ise zorunlu eğitim hayatını arkasında bırakıp üniversite sıralarına, yani hayata doğru yelken açacak. İnanın okulun o ilk günü yüreklerde kopan o tatlı fırtına, o büyük heyecan neyse, okulun bitiş döneminde de öğrencilerin gözlerinde aynı ışıltı var. İşte tam bu noktada, bir eğitmen olarak bu yılki son dersimi şu önemli gerçekle vermek istiyorum. Bunu asla unutmayalım kıymetli veliler; eğitim sonunda çocukların eline tutuşturulan o karne, sadece öğrencilere değil, aslında aynı zamanda biz velilere de verilen bir karnedir.
Şöyle bir etrafıma bakıyorum; kızımla parkta dolaşırken, onunla oyunlar oynayıp beraber müzik dinleyip dans ederken hayatın en güzel notalarını yakalıyorum. Ama maalesef bazen parklarda, kafelerde çok üzücü manzaralarla da karşılaşıyorum. Bazı ebeveynler çocuklarının eline telefonu tutuşturup kenara çekiliyor, çocuklar ise o parkın temiz havasında bile başlarını o ekranlardan kaldıramıyor. İşte tam da bu yüzden, ebeveynler çocuklarıyla yeterince vakit geçirip oynamadıkları için çocukların o karne notları da düşük gelebiliyor. Yani o karnedeki kırıklar, sadece çocuğun değil, ona o ekranı teslim edip köşesine çekilen velinin de zayıf notudur! Değerli okurlarım çocuklarımızın ruhunu doyuracak olan şey dijital ekranlar değil, bizim onlara vereceğimiz samimi sevgidir.
Gelelim o çok beklenen yaz tatiline... Maddi durumu, imkânı elveren ailelerimizin çocukları deniz, kum ve güneşlebuluşup tatile gidecekler belki. Kimi çocuklarımız memleketlerine, köylerine gidip toprağa basarak tatillerini yapacak. Kimi çocuklarımız ise bu yazı evlerinde geçirecekler. Ama burada asıl önemli olan, çocukların nerede olduğu değil; nerede olurlarsa olsunlar bolca dinlenmeleri, o bütün yılın yorgunluğunu üzerlerinden atıp tazelenmeleridir. İşte bunu sağlamak için en önemlisi, o tabletleri ve telefonları biraz olsun bir kenara bırakıp çocuklarla etkileşim halinde olabilmektir.
Asıl mesele; tatilin kendisi, anne-baba ilişkisi ve o sevgi dolu iletişimdir. İnanın, bir çocuk, dünyanın en lüks deniz tatiline de gitse, elinde tabletle ekrana gömüldükten sonra o tatilden hiçbir keyif almayacaktır. Önemli olan, vakit buldukça onlarla oyun oynamak, sohbet etmek ve ruhlarını doyurmaktır.
Tatili sadece gezmekle değil, çocukların hayal dünyasını besleyecekkitaplarla da taçlandırabilirsiniz. Hatta bu konuda size çok yakın iki arkadaş tavsiyesi vereyim: Çocuklarınızla birlikte, benim kaleme aldığım;"Mevsimlerin Yelda'ya Fısıltısı" ve "Hicran, Benim Adım Niğde" isimli çocuk kitaplarımı okuyarak hem çok keyifli vakit geçirebilir hem de o sayfaların arasında birlikte okuma yolculuklarına çıkabilirsiniz.Biliyorsunuz, kitaplar hem size hem de çocuklarınızın o taze dimağlarına en yakın arkadaştır.Hem ne demiştik; deniz, köy ya da ev… Asıl tatil kalplerde! Ve okumanın da ruha olduğu kadar, kalplere de şifa olan mucizevi bir etkisi var.
Ezcümle; bu tatilde nerede olursak olalım, çocuklarımızla bolca vakit geçireceğimiz, onlarla parklarda koşup dans edeceğimiz, kitapların büyülü dünyasında kaybolacağımız sevgi dolu anlar biriktirelim. Evlerinizden neşenin ve güzel kahkahaların eksik olmadığı muhteşem bir yaz dönemi geçirmeniz dileğimle...
Sevgiyle kalın, hoş kalın. Herkese iyi tatiller!