Nisa Yeter Yılmazer
Köşe Yazarı
Nisa Yeter Yılmazer
 

SESSİZ BİR SEVGİ, SONSUZ BİR BAĞ: ANNELER GÜNÜ

  Kıymetli okurlarım, her yıl olduğu gibi bu yıl da mayıs ayının ikinci haftası "Anneler Günü" olarak kutlanmakta. Ancak ben o klişe sözlerle söze başlamak istemiyorum. Annelerimizin günü sadece bir gün değil; biz onları her gün hatırlayalım, her gün güzel hediyeler verelim, her gün o sevgi ve saygıyı diri tutalım gibi şeylere değinmek istemiyorum. Annelik, bir şairin de dediği gibi; "Annemle aramdaki bağın izi, göbeğimdedir." O kopmayan bağ, daha biz dünyaya gözümüzü açmadan mühürlenir ruhumuza. Göbeğimizdeki o küçük iz, aslında sonsuz bir aidiyetin sembolüdür. Annemizin günü her koşulda bir gün değil, daima hayat boyudur... Bildiğiniz gibi, anne sevgisini en pahalı hediyelerle, en süslü cümlelerle ifade etmeye imkân yok! Bir yazar, bir eğitimci ve en önemlisi de bir anne olarak söylüyorum ki; anneye duyulan sevgiyi anlatmaya kelimeler her zaman kifayetsiz kalır. Ben, sevgimizi bolca, taşarcasına yaşamaktan yanayım. Kişiye, eşe, evlada ya da kardeşe... Sevgi neye dair olursa olsun, sevilenin, çokça sevilmesinden ve bu duygunun hakkıyla hissedilmesinden yanayım… Ama bir o kadar da bu sevginin "sessiz" ve "edalı" yaşanmasından yanayım. Çünkü biliyorum ki o sevgiyi göremeyen, o sıcaklığı özleyen insanlar var. Anneler Günü; annesi uzakta olanlar, annesini kaybetmiş olanlar için hassas bir kırılma noktasıdır. Bu yüzden sevgimizi bugün her zamankinden çok, ama bir o kadar da başkalarını incitmeden, sessizce gösterelim. Annelik sadece hissettiğimiz ve bizim çocuklarımıza da öğrettiğimiz bir şey değil, onların doğasında olan o muazzam şefkatin dışa vurumuymuş meğer… Geçen gün iki buçuk yaşındaki kızımla parktayız, onu salıncakta sallıyorum. O meşhur neşesi ve sallanan kıvırcık saçlarıyla gökyüzüne yükselirken birden durdurdu beni. Yanındaki boş salıncağı işaret ederek, büyük bir ciddiyetle; "Anne, anne bebeğimi de salla! O da sallanmak istiyor, onu da salla..." dedi. Tüm kelime hazinesiyle... Kendi eğlencesini bir kenara bırakıp oyuncağına "annelik" yapmaya çalışan o minicik yüreği izlerken, şefkatin nasıl da kalıtımsal bir miras olduğunu bir kez daha anladım. Sonra indik salıncaklardan, parkın içinde el ele çiçek topladık. Topladığı her çiçeği sanki dünyanın en kıymetli hazinesini sunarmış gibi getirip bana verişi, boynuma sarılıp o masum öpücüğünü yanağıma bırakışı... Eve elimde bir buket çiçek, birkaç ot ve ruhumda tarif edilemez bir huzurla dönerken şunu düşündüm: Biz onları büyütüyoruz sanıyoruz ama asıl onlar bizi iyileştiriyor. Ben de bir anneyim kıymetli okurum. Doğurmak bir başlangıçsa, büyütmek ve o ruhu şekillendirmek, işin asıl manevî tarafıdır. Kendi deneyimimden biliyorum; hamilelik ne kadar zorlu bir süreçse, büyütmek de bir o kadar emek ve sabır istiyor. Annelik, her zaman kutsal olan en güzel görev, bir kadının taşıyabileceği en zarif sıfattır. Ve bu annelik sıfatı emin olun sadece çocuk doğurmakla olmuyor! Doğurmakla anne olunmaz; annelik içten gelen bir şefkatle, kalpte kendiliğinden oluşan o muazzam duyguyla olur. Biyolojik bir süreçten çok ötedir bu. Bir kadın öğretmen, öğrencileri incinmesin diye onlara siper oluyorsa o da bir annedir. Hiç evladı olmayan bir kadın; bahçesindeki kediler, köpekler, kuşlar aç kalmasın diye onlara kol kanat geriyorsa bu da bir anneliktir. Ya da o acı deprem anında, hiç tanımadığı bebekler enkaz altında kalmasın diye kendi canını hiçe sayıp onlara siper olan kişi, anneliğin en saf halini temsil eder. Annelik bir "oluş" halidir; bir cana dokunmak, bir ruhu korumaktır! Bu vesileyle başta kendi kıymetli annemin, bana her zaman annelik şefkatiyle yaklaşan ablalarımın ve geleceğin annesi olan biricik kızımın Anneler Günü’nü kutluyorum. Sevgiyle kalın, hoşça kalın... İçinizdeki anne şefkati hiç eksik olmasın kıymetli okurlarım. Not:Yazıyı okuduktan sonra anne yanağına bir öpücük kondurabilmek, inanın en büyük hazinedir okurlarım... Hazinler de çok kıymetlidir ki yakınımızdayken kıymeti bilinmesi dileğimle…
Ekleme Tarihi: 06 Mayıs 2026 -Çarşamba
Nisa Yeter Yılmazer

SESSİZ BİR SEVGİ, SONSUZ BİR BAĞ: ANNELER GÜNÜ

 

Kıymetli okurlarım, her yıl olduğu gibi bu yıl da mayıs ayının ikinci haftası "Anneler Günü" olarak kutlanmakta. Ancak ben o klişe sözlerle söze başlamak istemiyorum. Annelerimizin günü sadece bir gün değil; biz onları her gün hatırlayalım, her gün güzel hediyeler verelim, her gün o sevgi ve saygıyı diri tutalım gibi şeylere değinmek istemiyorum.

Annelik, bir şairin de dediği gibi; "Annemle aramdaki bağın izi, göbeğimdedir." O kopmayan bağ, daha biz dünyaya gözümüzü açmadan mühürlenir ruhumuza. Göbeğimizdeki o küçük iz, aslında sonsuz bir aidiyetin sembolüdür. Annemizin günü her koşulda bir gün değil, daima hayat boyudur...

Bildiğiniz gibi, anne sevgisini en pahalı hediyelerle, en süslü cümlelerle ifade etmeye imkân yok! Bir yazar, bir eğitimci ve en önemlisi de bir anne olarak söylüyorum ki; anneye duyulan sevgiyi anlatmaya kelimeler her zaman kifayetsiz kalır. Ben, sevgimizi bolca, taşarcasına yaşamaktan yanayım. Kişiye, eşe, evlada ya da kardeşe... Sevgi neye dair olursa olsun, sevilenin, çokça sevilmesinden ve bu duygunun hakkıyla hissedilmesinden yanayım…

Ama bir o kadar da bu sevginin "sessiz" ve "edalı" yaşanmasından yanayım. Çünkü biliyorum ki o sevgiyi göremeyen, o sıcaklığı özleyen insanlar var. Anneler Günü; annesi uzakta olanlar, annesini kaybetmiş olanlar için hassas bir kırılma noktasıdır. Bu yüzden sevgimizi bugün her zamankinden çok, ama bir o kadar da başkalarını incitmeden, sessizce gösterelim.

Annelik sadece hissettiğimiz ve bizim çocuklarımıza da öğrettiğimiz bir şey değil, onların doğasında olan o muazzam şefkatin dışa vurumuymuş meğer… Geçen gün iki buçuk yaşındaki kızımla parktayız, onu salıncakta sallıyorum. O meşhur neşesi ve sallanan kıvırcık saçlarıyla gökyüzüne yükselirken birden durdurdu beni. Yanındaki boş salıncağı işaret ederek, büyük bir ciddiyetle; "Anne, anne bebeğimi de salla! O da sallanmak istiyor, onu da salla..." dedi. Tüm kelime hazinesiyle...

Kendi eğlencesini bir kenara bırakıp oyuncağına "annelik" yapmaya çalışan o minicik yüreği izlerken, şefkatin nasıl da kalıtımsal bir miras olduğunu bir kez daha anladım. Sonra indik salıncaklardan, parkın içinde el ele çiçek topladık. Topladığı her çiçeği sanki dünyanın en kıymetli hazinesini sunarmış gibi getirip bana verişi, boynuma sarılıp o masum öpücüğünü yanağıma bırakışı... Eve elimde bir buket çiçek, birkaç ot ve ruhumda tarif edilemez bir huzurla dönerken şunu düşündüm: Biz onları büyütüyoruz sanıyoruz ama asıl onlar bizi iyileştiriyor.

Ben de bir anneyim kıymetli okurum. Doğurmak bir başlangıçsa, büyütmek ve o ruhu şekillendirmek, işin asıl manevî tarafıdır. Kendi deneyimimden biliyorum; hamilelik ne kadar zorlu bir süreçse, büyütmek de bir o kadar emek ve sabır istiyor. Annelik, her zaman kutsal olan en güzel görev, bir kadının taşıyabileceği en zarif sıfattır.

Ve bu annelik sıfatı emin olun sadece çocuk doğurmakla olmuyor!

Doğurmakla anne olunmaz; annelik içten gelen bir şefkatle, kalpte kendiliğinden oluşan o muazzam duyguyla olur. Biyolojik bir süreçten çok ötedir bu. Bir kadın öğretmen, öğrencileri incinmesin diye onlara siper oluyorsa o da bir annedir. Hiç evladı olmayan bir kadın; bahçesindeki kediler, köpekler, kuşlar aç kalmasın diye onlara kol kanat geriyorsa bu da bir anneliktir. Ya da o acı deprem anında, hiç tanımadığı bebekler enkaz altında kalmasın diye kendi canını hiçe sayıp onlara siper olan kişi, anneliğin en saf halini temsil eder. Annelik bir "oluş" halidir; bir cana dokunmak, bir ruhu korumaktır!

Bu vesileyle başta kendi kıymetli annemin, bana her zaman annelik şefkatiyle yaklaşan ablalarımın ve geleceğin annesi olan biricik kızımın Anneler Günü’nü kutluyorum.

Sevgiyle kalın, hoşça kalın... İçinizdeki anne şefkati hiç eksik olmasın kıymetli okurlarım.

Not:Yazıyı okuduktan sonra anne yanağına bir öpücük kondurabilmek, inanın en büyük hazinedir okurlarım... Hazinler de çok kıymetlidir ki yakınımızdayken kıymeti bilinmesi dileğimle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emine Yurt
(06.05.2026 11:05 - #2789)
Sizin ve güzel annenizin ellerinden öpüyorum
Nisa Yeter YILMAZER Çok teşekkür ederim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nahide Boğa
(06.05.2026 17:19 - #2790)
"Annemle aramızdaki bağın izi göbeğimdedir" sözünden çok tekilendim. Ne güzel söylemiş sair. Biz onları büyütüyoruz sanıyoruz sözünüz de o kadar hakiki ki; onlar bizi iyileştiriyor ve onlarla büyüyor, onlardan çok şey öğreniyoruz. Anneler gününüz kutlu olsun.
Nisa Yeter YILMAZER Çok teşekkür ederim hocam, ben de sizin anneler gününüzü kutluyorum... Ne şanslı evlatlarınız ki sizin gibi güçlü bir anneye sahipler
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Levent Kaya
(07.05.2026 16:13 - #2796)
Sizin ve Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat