Nisa Yeter Yılmazer
Köşe Yazarı
Nisa Yeter Yılmazer
 

SEVERSİN YA DA SEVMEZSİN: AMA FATİH ÜREK ORADA DURUR!

  Şarkıcı, tiyatrocu, film yıldızı, sunucu,çeşitli dizilerde rol alan kısaca usta sanatçımız Fatih ÜREK… Kıymetli okurlarım bu hafta köşemde geçtiğimiz günlerde geçirdiği kalp krizi sonrası hayata veda eden usta sanatçımıza değinmek istiyorum. Fatih Ürek, Türkiye’de eğlence dünyasının en renkli ve en aykırı figürlerinden biri olarak yalnızca sahnede değil, toplumsal bellekte de kendine özgü bir yer edinmiştir. Onu özel kılan şey, yalnızca söylediği şarkılar ya da sunduğu programlar değil; varoluş biçimiyle, görünürlüğüyle ve “olduğu gibi olma” ısrarıyla verdiği mesajdır. Fatih Ürek’in hayatı, sahne ışıklarının ardında bir karakter mücadelesini, kabul görme arzusunu ve cesareti barındırır. Onun hikâyesi, sahnede alkış alan bir sanatçının ötesinde, görünmeyen mücadelelerle örülmüş bir insan portresi sunar. Ürek’in hayatında eğlence ciddi bir iştir. Kahkaha, hafiflik ve şamata; çoğu zaman derinlikten uzak sanılır. Oysa onun dünyasında bunlar, hayatın sertliğine karşı seçilmiş bilinçli bir tavırdır. Gülmenin ve güldürmenin, iyileştirici bir yanı olduğuna inanır gibidir. Hayatı boyunca Ürek, kalıplara sığmayan duruşuyla sık sık eleştirilerin hedefi olmuştur. Ancak bu eleştiriler, onu geri çekmek yerine daha görünür, daha yüksek sesli kılmıştır. Denilebilir ki Fatih Ürek, toplumun “öteki” olarak etiketlemeye meyilli olduğu her şeyle barışık olmanın mümkün olduğunu hatta bunun bir güç kaynağına dönüşebileceğini gösterir. Onun sahnedeki abartılı neşesi, günlük hayatta maruz kalınan baskılara karşı geliştirilmiş bir savunma mekanizması gibi de okunabilir. Gülmenin ve güldürmenin, iyileştirici bir yanı olduğuna inanır gibidir.   “O gece anladım ki ya kendim olacaktım ya da hiç olmayacaktım.”   Gençlik yıllarında sahneye ilk adımlarını attığında yaşadığı dışlanma ve alay, onun karakterini şekillendiren ilk sınavlardan biridir. Seyircinin ilgisizliği karşısında sahneyi terk etmek yerine “Ben buyum!” diyerek kalmayı seçmesi, yalnızca mesleki bir karar değil, hayata dair bir duruştur. O gece sahnede verdiği karar, ilerleyen yıllarda karşılaşacağı tüm zorlukların da anahtarı olur: Kendinden vazgeçmemek…   Annesinin hastalığı döneminde yaşadıkları ise onun gülen yüzünün ardındaki sessiz yükü ortaya koyar. Gündüzleri insanları eğlendirip geceleri hastane koridorlarında sabahlarken, hayata karşı geliştirdiği o dirençli neşenin aslında bir kaçış değil, bir sorumluluk olduğunu görürüz. Annesinin “İnsanlar seni gülerken seviyor!” sözü, onun için bir görev hâline gelir. Acıyı saklamak, başkalarına umut olmanın bedeline dönüşür. Bu anılar bir araya geldiğinde Fatih Ürek’in hayatı, bir çelişkiler bütünü gibi görünür: Sahnedeki kahkaha ile kulisteki gözyaşı, alkışlarla yalnızlık, özgüvenle kırılganlık yan yana durur. Ancak tam da bu yüzden onun hikâyesi samimidir. Çünkü Ürek, hayatta güçlü olmanın acı çekmemek değil, acıyla birlikte ayakta durabilmek olduğunu gösterir. Türkiye’de bazı isimler vardır; yalnızca yaptıkları işle değil, duruşlarıyla da hatırlanır. Fatih Ürek, işte o isimlerden biri. Onu seversiniz ya da sevmezsiniz ama görmezden gelmeniz pek mümkün değildir. Çünkü Fatih Ürek, yıllardır aynı şeyi yapıyor: Olduğu gibi duruyor. Bugün Fatih Ürek’e bakınca, yalnızca bir sanatçı değil; bir hayatta kalma pratiği görürüz. Abartılı bulunan tavırlarının ardında, incinmiş ama vazgeçmemiş bir çocuk vardır. O çocuk büyümüş, sahneye çıkmış ve hâlâ aynı şeyi söylüyor: “Ben buyum!”   Ve belki de bazen en zor cümle budur! Seversiniz ya da sevmezsiniz… Ama Fatih Ürek’i yok sayamazsınız! Çünkü o, bu ülkede kendisi olarak kalmanın ne anlama geldiğini herkese gösteren canlı bir örnek. Onun hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bazen; “Ben buyum!” demek cesaret ister. Ve herkes o cesareti taşıyamaz! O yüzden köşemizden de anmak istedim… Kıymetli gülüşü ve her şeye inat dik duruşuyla anılacaktır. Allah’tan rahmet diliyorum ve tüm sevenlerine de baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Sevgiyle kalın değerli okurlarım…
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı
Nisa Yeter Yılmazer

SEVERSİN YA DA SEVMEZSİN: AMA FATİH ÜREK ORADA DURUR!

 

Şarkıcı, tiyatrocu, film yıldızı, sunucu,çeşitli dizilerde rol alan kısaca usta sanatçımız Fatih ÜREK…

Kıymetli okurlarım bu hafta köşemde geçtiğimiz günlerde geçirdiği kalp krizi sonrası hayata veda eden usta sanatçımıza değinmek istiyorum.

Fatih Ürek, Türkiye’de eğlence dünyasının en renkli ve en aykırı figürlerinden biri olarak yalnızca sahnede değil, toplumsal bellekte de kendine özgü bir yer edinmiştir. Onu özel kılan şey, yalnızca söylediği şarkılar ya da sunduğu programlar değil; varoluş biçimiyle, görünürlüğüyle ve “olduğu gibi olma” ısrarıyla verdiği mesajdır. Fatih Ürek’in hayatı, sahne ışıklarının ardında bir karakter mücadelesini, kabul görme arzusunu ve cesareti barındırır.

Onun hikâyesi, sahnede alkış alan bir sanatçının ötesinde, görünmeyen mücadelelerle örülmüş bir insan portresi sunar.

Ürek’in hayatında eğlence ciddi bir iştir. Kahkaha, hafiflik ve şamata; çoğu zaman derinlikten uzak sanılır. Oysa onun dünyasında bunlar, hayatın sertliğine karşı seçilmiş bilinçli bir tavırdır. Gülmenin ve güldürmenin, iyileştirici bir yanı olduğuna inanır gibidir.

Hayatı boyunca Ürek, kalıplara sığmayan duruşuyla sık sık eleştirilerin hedefi olmuştur. Ancak bu eleştiriler, onu geri çekmek yerine daha görünür, daha yüksek sesli kılmıştır. Denilebilir ki Fatih Ürek, toplumun “öteki” olarak etiketlemeye meyilli olduğu her şeyle barışık olmanın mümkün olduğunu hatta bunun bir güç kaynağına dönüşebileceğini gösterir. Onun sahnedeki abartılı neşesi, günlük hayatta maruz kalınan baskılara karşı geliştirilmiş bir savunma mekanizması gibi de okunabilir.

Gülmenin ve güldürmenin, iyileştirici bir yanı olduğuna inanır gibidir.

 

“O gece anladım ki ya kendim olacaktım ya da hiç olmayacaktım.”

 

Gençlik yıllarında sahneye ilk adımlarını attığında yaşadığı dışlanma ve alay, onun karakterini şekillendiren ilk sınavlardan biridir. Seyircinin ilgisizliği karşısında sahneyi terk etmek yerine “Ben buyum!” diyerek kalmayı seçmesi, yalnızca mesleki bir karar değil, hayata dair bir duruştur. O gece sahnede verdiği karar, ilerleyen yıllarda karşılaşacağı tüm zorlukların da anahtarı olur: Kendinden vazgeçmemek…

 

Annesinin hastalığı döneminde yaşadıkları ise onun gülen yüzünün ardındaki sessiz yükü ortaya koyar. Gündüzleri insanları eğlendirip geceleri hastane koridorlarında sabahlarken, hayata karşı geliştirdiği o dirençli neşenin aslında bir kaçış değil, bir sorumluluk olduğunu görürüz. Annesinin “İnsanlar seni gülerken seviyor!” sözü, onun için bir görev hâline gelir. Acıyı saklamak, başkalarına umut olmanın bedeline dönüşür.

Bu anılar bir araya geldiğinde Fatih Ürek’in hayatı, bir çelişkiler bütünü gibi görünür: Sahnedeki kahkaha ile kulisteki gözyaşı, alkışlarla yalnızlık, özgüvenle kırılganlık yan yana durur. Ancak tam da bu yüzden onun hikâyesi samimidir. Çünkü Ürek, hayatta güçlü olmanın acı çekmemek değil, acıyla birlikte ayakta durabilmek olduğunu gösterir.

Türkiye’de bazı isimler vardır; yalnızca yaptıkları işle değil, duruşlarıyla da hatırlanır. Fatih Ürek, işte o isimlerden biri. Onu seversiniz ya da sevmezsiniz ama görmezden gelmeniz pek mümkün değildir. Çünkü Fatih Ürek, yıllardır aynı şeyi yapıyor: Olduğu gibi duruyor.

Bugün Fatih Ürek’e bakınca, yalnızca bir sanatçı değil; bir hayatta kalma pratiği görürüz. Abartılı bulunan tavırlarının ardında, incinmiş ama vazgeçmemiş bir çocuk vardır. O çocuk büyümüş, sahneye çıkmış ve hâlâ aynı şeyi söylüyor: “Ben buyum!”

 

Ve belki de bazen en zor cümle budur!

Seversiniz ya da sevmezsiniz… Ama Fatih Ürek’i yok sayamazsınız! Çünkü o, bu ülkede kendisi olarak kalmanın ne anlama geldiğini herkese gösteren canlı bir örnek. Onun hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bazen; “Ben buyum!” demek cesaret ister. Ve herkes o cesareti taşıyamaz!

O yüzden köşemizden de anmak istedim… Kıymetli gülüşü ve her şeye inat dik duruşuyla anılacaktır. Allah’tan rahmet diliyorum ve tüm sevenlerine de baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Sevgiyle kalın değerli okurlarım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet giftcardmall/mygift