Bir günün vedası, öbür günün başlangıcı… Tıpkı bir bayrağı teslim eder gibi…
Kıymetli okurlarım takvim 3 Mart’ı gösterdiğinde içimde hâlâ aynı kapı aralanır. O gün babamın günüydü. Ama o, kendi doğumunu kutlarmış gibi değil de sanki ertesi gün gelecek olan beni bekler gibi gülerdi.
Biz doğum günlerini ayrı ayrı yaşamazdık; iki tarih, tek bir sevinç olurdu. Kol kola girdiğimiz o sokaklar asfalt değildi sadece; adımlarımızla ördüğümüz bir sevgi haritasıydı. Sabahın en mahmur anında yanağıma konan o baba busesi… İşte o sıcaklık insanın kalbinde bir ömür sönmeyen bir soba gibi yanıyor, çok iyi bilirim, okurlarım...
2015’ten beri mart ayları biraz rüzgârlı, biraz eksik, birazdan daha fazla da soğuk... Babam gittiğinden beri 3 Mart göğe yazılmış bir isim gibi; görünmez ama hep orada.
Ve şimdi… 4 Mart.
Eskiden babamın kolları arasında mumlara üflerdim. Şimdi pastanın başında, zamanın durduğu o ince çizgide, kucağımda canımdan bir parça Hicran Yelda’m var: kızım... Mumlara bu kez onunla birlikte üflüyorum. O titrek alevde hem babamın hatırası yanıyor hem de kızımın geleceği ışıldıyor.
Hayat en büyük mucizesini bazen en derin hüznün arasına saklıyor.
Babam bana “Etto” diye seslenirdi, değerli okurlarım..Her konuda fikrimi sorar, beni sadece kızı değil; hayatının en kıymetli danışmanı yapardı. O sesleniş bir sevgi unvanıydı. Bir güven nişanıydı. Başımıza kondurduğu görünmez bir taçtı.
Şimdi kızımın başındaki minik buklelere bakıyorum. O kıvırcık saçlar sadece genetik bir miras değil; dedesinin şefkatinin, zarafetinin ve bize duyduğu sarsılmaz güvenin birbirine dolanmış hâli. Sanki bir saç telinden öte, babamın elleriyle ördüğü bir güzellik tacı.
Ben mumları üflerken sadece yeni yaşımı karşılamıyorum. Babamdan devraldığım o sevgi dolu bayrağı bir sonraki nesle taşımanın gururunu yaşıyorum.
Belki artık sabahları yanağımda onun öpücüğü yok. Ama kızımın gülüşünde gizli. Belki kolumda onun sıcaklığı yok. Ama kızımı taşırken kollarımda onun gücü var.
İçimden fısıldıyorum:
“Bak baba… Senin lülelerin şimdi onun başında parlıyor. Senin ‘Etto’n ve senin torunun… Biz hâlâ seninle kol kolayız.”
Kıymetli okurlarım 3 Mart babamın doğum günü.4 Mart benim...
Bir emanet, üç kuşak, tek bir taç!Ve biz hâlâ senin bıraktığın o sevgiyle kol kolayız baba...
Sevgiyle kalın okurlarım, bir annenin şefkati ve babanın evladına bırakabileceği metaneti daima sizinle olsun... Ve unutmadan, babanız hâlâ hayatta ve yanınızdaysa ona sımsıkı sarılmayı da hiç mi hiç ihmal etmeyin derim…