Nisa Yeter Yılmazer
Köşe Yazarı
Nisa Yeter Yılmazer
 

GÖRÜNME MAHKÛMLARI: MUTLULUĞUN NOTER TASDİKLİ HÂLİ

  Kıymetli okurlarım, modern çağın yeni varoluş mottosunu duydunuz mu? “Görünmüyorsam, yokum!” Eskiden insanlar aynaya bakardı, şimdi algoritmaya bakıyor… Eskiden “Nasılsın?” sorusu samimiydi; şimdi “Story atmadın, iyi misin?” seviyesine geldi. Varlığımızı ispat için nüfus cüzdanı yetmiyor; üç post, beş story, bir de konum atışı gerekiyor(!)   Mahremiyet mi?Ah o, eski dost… Bir zamanlar insanın evi, kalbi, en yakınlarına sakladığı sır demekti. Kelime kökeni “haram” ile akraba; yani başkasına yasak, dokunulmaz. Şimdi ise mahremiyet, üzerine tıklayınca açılmayan bir link gibi. Var ama kimse merak etmiyor. Zaten açılmayacak diye kimse uğraşmıyor. Artık bir yemeğin lezzeti damağımızda değil, kameranın çözünürlüğünde ölçülüyor. Bir kahve, eğer köpüğü kalp yapılmadan içildiyse boşa mı gitti? Bir gün batımı,story’ye (sosyal medya hikâyesine) düşmediyse gerçekten battı mı?Şüpheliyiz! Aklımıza takılan en parlak beklenti ise şu: “Beğenilme Arzusu.” Işıltılı, filtreli, bildirim sesli…   ---Mutluluk İspat Memurları   En sevdiğim tipoloji: Mutluluk İspatçıları...Bu kıymetli arkadaşlarımız, hayatlarını noter huzurunda yaşıyor gibiler. Her kahkaha kayıt altında. Her sarılma belgeli. Her tatil delilli.   O “doğal” gülüşün arkasında on beş dakikalık ışık ayarı, iki filtre denemesi ve şu cümle var: “Hayatım biraz sola kay, dişlerin tam parlamadı!”   Eğlencenin ortasında filtre seçen birinin gerçekten eğlendiğine bizi inandırmaya çalışması ise ayrı bir mesele… Ne kadar da trajikomik değil mi?Mutluluk aslında ispat gerektirmeyen tek duygudur. Gerçekten mutlu olan insanın “kanıt üretmeye” vakti olmaz. Çünkü o anın içindedir,ekranın değil!   ---Küçük bir itirafım olacak kıymetli okurlarım: Geçen gün, telefonumun ekran süresine baktığımda kendimle gurur duydum. Neden mi? Çünkü o gün bebeğimle halının üzerinde "Kim daha uzağa yuvarlanacak!" yarışı yapıyorduk. O kahkahaların arasında bir an durup düşündüm: "Şu anın bir fotoğrafını çekip neden paylaşma gereği duyulur ki?" Bebeğimin o saf, telefonsuz, filtresiz bakışı sadece benim üzerimde olsun. Ekranda değil! O anı dijital arşive değil, kalbimin gizli klasörüne kaydettim. Şifresi yok! Bildirimi yok! Ama huzuru çok!   Bir “beğeni”nin vermediği mutluluk, uykusunda gülümseyen bir bebeğin yüzünde saklıymış meğer…  Kıymetli okurlarım modern dünya bizi şöyle korkutuyor: “Teşhir etmezsen silinirsin!” Oysa en büyük lüks, kimsenin bilmediği ama sizin çok eğlendiğiniz saatlerdir.En büyük özgürlük, kanıt üretmeden yaşayabilmektir.Belki de artık sosyal medyanın ücretsiz işçiliğinden istifa edip kendi hayatımızın patronu olma vakti gelmiştir. Unutmayalım: En güzel anılar, sosyal medya formatına sığmaz! Kalbin kuytu köşesinde saklananlar, en yüksek çözünürlüklü olanlardır. Tüm o sosyal medya paylaşım ihtiyaçlarına(!) bir de bu gözle bakalım istedim… Sevgiyle kalın, hoş kalın...
Ekleme Tarihi: 26 Şubat 2026 -Perşembe
Nisa Yeter Yılmazer

GÖRÜNME MAHKÛMLARI: MUTLULUĞUN NOTER TASDİKLİ HÂLİ

 

Kıymetli okurlarım, modern çağın yeni varoluş mottosunu duydunuz mu?

“Görünmüyorsam, yokum!”

Eskiden insanlar aynaya bakardı, şimdi algoritmaya bakıyor… Eskiden “Nasılsın?” sorusu samimiydi; şimdi “Story atmadın, iyi misin?” seviyesine geldi. Varlığımızı ispat için nüfus cüzdanı yetmiyor; üç post, beş story, bir de konum atışı gerekiyor(!)

 

Mahremiyet mi?Ah o, eski dost…

Bir zamanlar insanın evi, kalbi, en yakınlarına sakladığı sır demekti. Kelime kökeni “haram” ile akraba; yani başkasına yasak, dokunulmaz. Şimdi ise mahremiyet, üzerine tıklayınca açılmayan bir link gibi. Var ama kimse merak etmiyor. Zaten açılmayacak diye kimse uğraşmıyor.

Artık bir yemeğin lezzeti damağımızda değil, kameranın çözünürlüğünde ölçülüyor.

Bir kahve, eğer köpüğü kalp yapılmadan içildiyse boşa mı gitti?

Bir gün batımı,story’ye (sosyal medya hikâyesine) düşmediyse gerçekten battı mı?Şüpheliyiz!

Aklımıza takılan en parlak beklenti ise şu: “Beğenilme Arzusu.” Işıltılı, filtreli, bildirim sesli…

 

---Mutluluk İspat Memurları

 

En sevdiğim tipoloji: Mutluluk İspatçıları...Bu kıymetli arkadaşlarımız, hayatlarını noter huzurunda yaşıyor gibiler. Her kahkaha kayıt altında. Her sarılma belgeli. Her tatil delilli.

 

O “doğal” gülüşün arkasında on beş dakikalık ışık ayarı, iki filtre denemesi ve şu cümle var:

“Hayatım biraz sola kay, dişlerin tam parlamadı!”

 

Eğlencenin ortasında filtre seçen birinin gerçekten eğlendiğine bizi inandırmaya çalışması ise ayrı bir mesele…

Ne kadar da trajikomik değil mi?Mutluluk aslında ispat gerektirmeyen tek duygudur. Gerçekten mutlu olan insanın “kanıt üretmeye” vakti olmaz. Çünkü o anın içindedir,ekranın değil!

 

---Küçük bir itirafım olacak kıymetli okurlarım:

Geçen gün, telefonumun ekran süresine baktığımda kendimle gurur duydum. Neden mi? Çünkü o gün bebeğimle halının üzerinde "Kim daha uzağa yuvarlanacak!" yarışı yapıyorduk. O kahkahaların arasında bir an durup düşündüm: "Şu anın bir fotoğrafını çekip neden paylaşma gereği duyulur ki?" Bebeğimin o saf, telefonsuz, filtresiz bakışı sadece benim üzerimde olsun. Ekranda değil! O anı dijital arşive değil, kalbimin gizli klasörüne kaydettim. Şifresi yok! Bildirimi yok! Ama huzuru çok!

 

Bir “beğeni”nin vermediği mutluluk, uykusunda gülümseyen bir bebeğin yüzünde saklıymış meğer…

 Kıymetli okurlarım modern dünya bizi şöyle korkutuyor:

“Teşhir etmezsen silinirsin!”

Oysa en büyük lüks, kimsenin bilmediği ama sizin çok eğlendiğiniz saatlerdir.En büyük özgürlük, kanıt üretmeden yaşayabilmektir.Belki de artık sosyal medyanın ücretsiz işçiliğinden istifa edip kendi hayatımızın patronu olma vakti gelmiştir.

Unutmayalım:

En güzel anılar, sosyal medya formatına sığmaz!

Kalbin kuytu köşesinde saklananlar, en yüksek çözünürlüklü olanlardır. Tüm o sosyal medya paylaşım ihtiyaçlarına(!) bir de bu gözle bakalım istedim…

Sevgiyle kalın, hoş kalın...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Levent Kaya
(26.02.2026 21:29 - #2613)
Malesef Teknoloji herşeyimizi elimizden aldı Nisa hanım, ne mahremiyet kaldı ne mutluluk herşey sahteleşti....
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan giftcardmall/mygift