Kıymetli okurlarım, on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif geldi çattı! Yine o kadar memnunuz ki her yıl olduğu gibi bu yıl da on gün önceden başladık bu güzel aya.Ramazan… 11 ayın sultanı… Bu ifade boşuna söylenmiyor! Çünkü Ramazan, sadece takvimde yer değiştiren bir ay değil, insanın iç dünyasında yer açan bir zaman dilimi.
Ramazan denince çoğumuzun aklına ilk olarak açlık gelir. Saatler uzar, mide guruldar, göz ister istemez saate kayar. Ama işin aslı şu: “Oruç mideye değil, nefse tutulur!”
Oruç, insanın kendi kendine; “Dur bakalım!” demesidir. Hırsın dizginini çekmek, kinin ateşini kısmak, kıskançlığın fısıltısını susturmak… Gün içinde birine sinirlenecekken yutkunmak, laf sokacakken susmak, kalp kıracakken geri adım atmak… İşte oruç biraz da budur: İçimizdeki sabırsız çocuğu terbiye etmek! Çünkü aç insan çabuk sinirlenir derler ya… Ramazan aslında tam tersini öğretir. Açken de nazik olabilmeyi. Susuzken de yumuşak kalabilmeyi. “Ben”i biraz geri çekip “Biz”e yer açabilmeyi. Hırsın yerini şükür, kinin yerini affetme, kıskançlığın yerini hayır dua alsın diye bir ay boyunca kalp temizliği yaparız.
Ramazan bize şunu öğretir:
Sadece midemiz değil, kalbimiz de arınmalı!
İnsan, kendini kontrol edebildiği kadar güçlüdür!
Affedebildiği kadar yücedir!
Paylaşabildiği kadar zengindir!
Dileğim şu ki bu 11 ayın sultanı, sadece sofralarımıza değil kalplerimize de bereket getirsin. Hırs azalsın, merhamet artsın. Kırgınlıklar yerini helâlliğe bıraksın. Ve biz, Ramazan’dan çıktığımızda sadece aç kalmayı değil, daha iyi insan olmayı da öğrenmiş olalım.
Çünkü gerçek oruç, mideyi sustururken kalbi konuşturabilmektir.
Gün içinde birine kızacakken susabilmek…
Haksızlığa uğradığını düşünsen bile kin tutmamayı seçmek…
Bir başkasının nimetine imrenmek yerine “Allah daha çok versin!” diyebilmek…
İşte oruç, insanı içten içe eğiten bir sabır mektebidir. Açlıkla beden hafiflerken, sabırla kalp genişler.
Kıymetli okurlarım, Ramazan’da ilk tam gün oruç tutmaya niyet ettiğim günü hatırlıyorum. Öğleden sonra susuzluk artmıştı. Dalgınlıkla mutfağa gidip bir yudum su içtim. O an fark edince çok üzülüp anneme koştum:
“Unutarak olduysa sorun olmaz!” demişti.
O gün şunu öğrendim: Oruç sadece aç kalmak değilmiş. Niyetin samimiyeti, kalbin hassasiyeti ve insanın kendi eksikliğini fark etmesi de işin bir parçasıymış. Küçük bir yudum suyla, büyük bir ders almıştım.
Sevgiyle kalın, hoş kalın!