Kudret Yılmazer
Köşe Yazarı
Kudret Yılmazer
 

RENKLERDE BARİ ZENGİNKEN NEDEN KARA KARA DÜŞÜNÜYORSUN?

  Kıymetli okurlarım, söze bugün hepimizin zaman zaman düştüğü o derin boşluğu, o içsel daralmayı sorgulayarak başlamak istiyorum: “Allah'ın,bizlere sunduğu pek çok renk varken sen neden kara kara düşünüyorsun? Kendini neden o karanlığa, siyah renge mahkûm ettin?” Beni az çok tanıyanlar, kalemimi takip edenler bilir; ben vaktinin çoğunu ekran başında geçiren, sosyal medyada çokça mesai harcayan biri değilimdir. Ancak geçen gün nadir de olsa sosyal medyada dolaştığımda bir görselle karşılaştım ve adeta o görselde düşüncelerimle çakılı kaldım. Gördüğüm o kare bana bu soruyusordurmuş oldu. Görselde, bir yanda ruhu yutan simsiyah bir endişe girdabı, diğer yanda ise bilginin ışığıyla harmanlanmış rengârenk bir dünya vardı. Ortada duran figür, bir eliyle o karanlığı iterken diğer eliyle yaşamı, yani küçücük yeşil bir fidanı tutuyordu. İşte o an bir kez daha anladım ki; hayat bazen insanın omuzlarına görünmez yükler bırakır. Öyle anlar olur ki; kalabalıkların içinde yalnız, güneşin altında bile karanlık hissedebiliriz. Düşünceler zihnimizde büyür, kaygılar dallanır budaklanır ve içimizde sessiz bir fırtına kopar. Ama kıymetli dostlarım, hayat sadece kaybettiklerimizden veya o siyah girdaptan ibaret değildir. “En büyük yanılgımız, endişeyi hayatın merkezine koymaktır.” Oysa endişe büyüdükçe içimizdeki renkleri soldurur. Hâlbuki aynı enerjiyi öğrenmeye, üretmeye, dua etmeye ve sevmeye harcasak; bugün küçücük görünen o umut fidanının yarın nasıl koca bir çınara dönüştüğünü hayretle izleriz. Elbette karanlıkta hissederken bunları fark edebilmek insan ruhuna o anda güç gelebilir ancak adı üstünde, hayat bu… Ve endişeler içinde dahi olsak, bir çıkış ve umut aramak da bu hayata dahil, bildiğiniz gibi… Tabii ki hayat her zaman bir bahar bahçesi olmayabilir. “Bazen her şey düzeninde gitmeyebilir, planlarınız altüst olabilir, en güvendiğiniz yollarda başarısızlıklarla karşılaşabilirsiniz.” Bu, hayatın doğasında var. Başarısızlık insanın değerini azaltmaz; tam tersine onu olgunlaştırır, güçlendirir ve yeniden ayağa kalkmayı öğretir. Toprağın altından çıkmaya çalışan küçücük bir fideyi düşünün; fırtına onu eğebilir, yağmur yıpratabilir ama o yine de göğe doğru büyümeye devam eder. Çünkü tabiat bilir ki; karanlık ne kadar uzun sürerse sürsün, güneş mutlaka yeniden doğar. Bugün belki içiniz daralıyor, geleceği sisli görüyorsunuzdur. Ama bilin ki her gecenin bir sabahı vardır. Hayata yeniden renk katın ve siyah dışındaki renkler için de kendinize bir şans daha verin, derim naçizane. Bir kitap açın, bir dua edin, bir çocuğun gülüşüne bakın, bir ağaca dokunun ya da en sevdiğinizin sesini dinleyin. İnsanı iyileştiren çoğu zaman büyük mucizeler değil, bu küçük ama gerçek güzelliklerdir. Elbette karanlıktan çıkaran da… Siz yürümeye devam ettiğiniz sürece hayat da önünüze yeni yollar çıkaracaktır. İstediğinizde her şeyin olması gerektiği gibi şekillendiğini görmek ise mükemmel bir duygu; yeter ki elinizdeki o umut fidanını bırakmayın ve gerisini de içinde her şeyi çözümlemeye meyilli olan zamana bırakın. Ne renginizi kaybedin ne de seçtiğiniz renk en karası olsun! Hayatlarda, öyle olduğu yeter, deyip diğer renklerin canlılığını da herkesin kendi yaşamında yakalayabilmesini dilerim. Sevgiyle, umutla ve renklerle kalın…
Ekleme Tarihi: 22 Mayıs 2026 -Cuma
Kudret Yılmazer

RENKLERDE BARİ ZENGİNKEN NEDEN KARA KARA DÜŞÜNÜYORSUN?

 

Kıymetli okurlarım, söze bugün hepimizin zaman zaman düştüğü o derin boşluğu, o içsel daralmayı sorgulayarak başlamak istiyorum: “Allah'ın,bizlere sunduğu pek çok renk varken sen neden kara kara düşünüyorsun? Kendini neden o karanlığa, siyah renge mahkûm ettin?” Beni az çok tanıyanlar, kalemimi takip edenler bilir; ben vaktinin çoğunu ekran başında geçiren, sosyal medyada çokça mesai harcayan biri değilimdir. Ancak geçen gün nadir de olsa sosyal medyada dolaştığımda bir görselle karşılaştım ve adeta o görselde düşüncelerimle çakılı kaldım. Gördüğüm o kare bana bu soruyusordurmuş oldu. Görselde, bir yanda ruhu yutan simsiyah bir endişe girdabı, diğer yanda ise bilginin ışığıyla harmanlanmış rengârenk bir dünya vardı. Ortada duran figür, bir eliyle o karanlığı iterken diğer eliyle yaşamı, yani küçücük yeşil bir fidanı tutuyordu.

İşte o an bir kez daha anladım ki; hayat bazen insanın omuzlarına görünmez yükler bırakır. Öyle anlar olur ki; kalabalıkların içinde yalnız, güneşin altında bile karanlık hissedebiliriz. Düşünceler zihnimizde büyür, kaygılar dallanır budaklanır ve içimizde sessiz bir fırtına kopar. Ama kıymetli dostlarım, hayat sadece kaybettiklerimizden veya o siyah girdaptan ibaret değildir.

“En büyük yanılgımız, endişeyi hayatın merkezine koymaktır.” Oysa endişe büyüdükçe içimizdeki renkleri soldurur. Hâlbuki aynı enerjiyi öğrenmeye, üretmeye, dua etmeye ve sevmeye harcasak; bugün küçücük görünen o umut fidanının yarın nasıl koca bir çınara dönüştüğünü hayretle izleriz. Elbette karanlıkta hissederken bunları fark edebilmek insan ruhuna o anda güç gelebilir ancak adı üstünde, hayat bu… Ve endişeler içinde dahi olsak, bir çıkış ve umut aramak da bu hayata dahil, bildiğiniz gibi…

Tabii ki hayat her zaman bir bahar bahçesi olmayabilir. “Bazen her şey düzeninde gitmeyebilir, planlarınız altüst olabilir, en güvendiğiniz yollarda başarısızlıklarla karşılaşabilirsiniz.” Bu, hayatın doğasında var. Başarısızlık insanın değerini azaltmaz; tam tersine onu olgunlaştırır, güçlendirir ve yeniden ayağa kalkmayı öğretir. Toprağın altından çıkmaya çalışan küçücük bir fideyi düşünün; fırtına onu eğebilir, yağmur yıpratabilir ama o yine de göğe doğru büyümeye devam eder. Çünkü tabiat bilir ki; karanlık ne kadar uzun sürerse sürsün, güneş mutlaka yeniden doğar.

Bugün belki içiniz daralıyor, geleceği sisli görüyorsunuzdur. Ama bilin ki her gecenin bir sabahı vardır. Hayata yeniden renk katın ve siyah dışındaki renkler için de kendinize bir şans daha verin, derim naçizane. Bir kitap açın, bir dua edin, bir çocuğun gülüşüne bakın, bir ağaca dokunun ya da en sevdiğinizin sesini dinleyin. İnsanı iyileştiren çoğu zaman büyük mucizeler değil, bu küçük ama gerçek güzelliklerdir. Elbette karanlıktan çıkaran da…

Siz yürümeye devam ettiğiniz sürece hayat da önünüze yeni yollar çıkaracaktır. İstediğinizde her şeyin olması gerektiği gibi şekillendiğini görmek ise mükemmel bir duygu; yeter ki elinizdeki o umut fidanını bırakmayın ve gerisini de içinde her şeyi çözümlemeye meyilli olan zamana bırakın. Ne renginizi kaybedin ne de seçtiğiniz renk en karası olsun! Hayatlarda, öyle olduğu yeter, deyip diğer renklerin canlılığını da herkesin kendi yaşamında yakalayabilmesini dilerim. Sevgiyle, umutla ve renklerle kalın…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat