Değerli okurlarım, bugün bu köşeyi biraz "torpilli" ama sonuna kadar hak edilmiş bir gurura ayırıyorum. Hani derler ya, “Bazı insanlar on parmağında on marifetle doğar!” diye; işte o tarifin tam karşılığı şu an yan masamda oturuyor. Evet, canım kız kardeşimden bahsediyorum!
Bildiğiniz üzere biz Yerel Haber ailemizde beraber çalışıyoruz. Ancak o, sadece köşe yazılarıyla yetinmedi; hayâl dünyasının kapılarını ardına kadar açtı ve “Mevsimlerin Yelda’ya Fısıltısı” isimli kitabından sonra, ikinci çocuk kitabı olan “Hicran, Benim Adım Niğde”isimli kitabını da kucağımıza bıraktı.Aslında onun bu "yazarlık" damarının nereden geldiğini çok iyi biliyorum. Şimdi sizi biraz eskilere, bizim çocukluğumuza götüreyim:
Henüz ilkokul yıllarındayız... Annem bize bir ödev veya sorumluluk verdiğinde, ben biraz pratik, biraz da düz mantıkla görevlerimi bitirmeye çalışırken; kardeşimNisa Yeter YILMAZER, hemen bir "senaryo" yazardı. Bir gün odamızı toplamamız gerekiyordu ve o, işi yapmak yerine eline bir kâğıt kalem alıp "Odanın Kayıp Oyuncakları ve Terliklerin İsyanı" diye bir oyun başlatmıştı. İki arada bir derede bana da rolleri dağıtmış, "Abla sen şimdi mağdur terlik ol, ben de seni kurtaran kahraman yazar!" diyerek bütün işi bana yıkmıştı! O gün odadaki dağınıklıktan bir destan çıkarmıştı ya, işte o gün anlamıştım; bu kızın hayâl gücüyle baş etmek imkânsız! Ben odayı toplarken o hikâyeyi bitirmişti bile! O, evimizin en küçüğü ama itiraf etmek gerekirse en pratik zekâlısı!
Şimdi o günkü o yaratıcı çocuk, bugün karşımızda pırıl pırıl iki kitabın yazarı ve çocuğuna masal tadında bir dünya kuran şahane bir anne olarak duruyor.Çok şükür! Bir elinde kalemi, diğer elinde kızı Yelda’nın oyuncağı; ikisini de öyle bir ustalıkla idare ediyor ki, hayran kalmamak elde değil…
Kardeşim diye demiyorum ama bir insanın hem bu kadar başarılı bir anne, hem bu kadar üretken bir yazar, hem de hâlâ benimle uğraşacak kadar eğlenceli kalabilmesi gerçekten takdire şayan…
Yeni kitabı “Hicran, Benim Adım Niğde” de yine o bildiğimiz samimiyetiyle ve eğlendirirken eğitenkalemiyle karşımızda! Canım kardeşim; başarıların daim olsun! Sen yazmaya devam et, ben de buradan göğsümü gere gere "İşte bu benim kardeşim!" diye bağırmaya devam edeyim.
Büyük- küçük tüm okurları bol, yolu açık olsun. İyi ki varsın! Sevgiyle ve kardeşlikle kalın değerli okurlarım…