Kıymetli okurlarım, Ramazan Bayramı’nın üzerinden daha dün gibi geçen iki ayın ardından, Kurban Bayramı yine tüm neşesi ve heyecanıyla geldi çattı. Öncelikle başta siz sevgili okurlarım olmak üzere, tüm İslam aleminin mübarek Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Bu güzel bayramın tüm dünyaya barış, mutluluk ve huzur getirmesini canıgönülden diliyorum.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da ekran klasiğimiz değişmeyecek: Televizyonlarda sokaklarda depar atan danaları, çatılardan atlayan koyunları izleyeceğiz. Ertesi günün gazete manşetleri ise şimdiden belli: "Acemi Kasaplar Hastaneye Akın Etti!" Ben derim ki, bu sene o manşetlere malzeme olmadan, bıçaklarımızı hazırlarken önlemimizi de alalım.
Bu arada tabii ben de boş durmadım; sizlerin bayram neşesine neşe katmak için köşe yazarı olarak kalemimi iyice sivrilttim! İstiyorum ki bu bayram sadece birkaç günle sınırlı kalmasın; içimizdeki dostluk, neşe ve sevinç hep daim olsun. Her zaman özlemini duyduğumuz; savaşın, kinin ve nefretin olmadığı, eğlencenin ve barışın kucaklaştığı o güzel günlere bu bayram vesile olsun.
Meteoroloji de bu bayram boş durmadı tabii; yurdumuzun dört bir yanında bayram boyunca yağış uyarısı verildi. E, ne diyelim, bayramımız bereketiyle gelsin, yağmurumuz içimizi ferahlatsın!
Gelelim o meşhur bayram manzaralarımıza... Bayramın birinci günü dedik mi, yurdum insanı için hastane acilleri adeta bir buluşma noktasına döner. Bir tarafta akın akın hastaneye koşan acemi kasaplarımız... Dana yerine kendi parmağını kesip elinde sargı beziyle hastane koridorunda sıra beklerken bile yanındakiyle "Yahu bizim dana da ne inatçı çıktı, zinciri kopardı!" diye hâlâ kesim muhabbeti ve ironisi yapan o tatlı amcalarımızı izlemek tam bir bayram klasiğidir. Canı yanar ama o kurbanlık muhabbetinden asla ödün vermez!
Madalyonun diğer yüzünde ise mutfak kahramanları ve o muazzam iştahımız var. "Kurban etinin tadına bakacağız." diye sabah kahvaltısına kavurmayla başlayıp öğlen sarmalarla devam eden, akşamüstü de "Aman bayram tatlısız olmaz!" diyerek tepsiyi bitirenler... Sonuç mu? Tabii ki acil serviste soluğu alıp "Doktor Bey, galiba mide fesadı geçiriyorum!"diye inleyen bayramzedelerimiz. Etle tatlıyı aynı hızla mideye indirirsek, acildeki doktorla bayramlaşmak da kaçınılmaz oluyor hâliyle! Siz, siz olun ne bıçağı elinizden kaçırın ne de tatlıyı kaşık kaşık yutup mideyi şaşırtın.
Dilerim; sofranız ölçülü ve bereketli, en önemlisi de sevdiklerinizle aranızdaki bağ her daim güçlü olsun. Yağmura karşı şemsiyeli, kazalara karşı dikkatli ve her koşulda çok mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle...
Sevgiyle kalın, hoş kalın kıymetli okurlarım! İyi bayramlar!