Kıymetli okurlarım, takvimler 29 Ekim 1923’ü gösterdiğinde, bu topraklar sadece bir rejim değişikliğine değil, asırlardır uykuda olan bir milletin yeniden doğuşuna şahitlik ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri üzerinde, büyük yokluklar, yorgunluklar ve imkânsızlıklar içinde kurulan Cumhuriyet; "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diyerek yetkiyi saraydan alıp halkın kendisine veren devrim niteliğinde bir iradeydi. İlk günlerde o meclis binasının lambaları geceleri sönmezdi; çünkü bir ülkenin inşası, harcı akılla ve inançla karılan büyük bir rüyaydı. Ankara’da yanan o kutlu ateş, kısa sürede dalga dalga tüm Anadolu’ya yayılmış, halkın omuz omuza vererek ayağa kalkmasının timsali olmuştu.
Bu büyük destanın en canlı şahitlerinden biri de hiç şüphesiz Adana’dır. Cumhuriyet ilan edildiğinde, Çukurova’nın o bereketli topraklarında tarlaları süren emektarın da Büyüksaat’in gölgesinde gelecek hayali kuran esnafın da kalbinde aynı heyecan atıyordu. Adana, kurtuluş mücadelesinin acısını da direnişin gururunu da en derinden yaşayan şehirlerden biriydi. O yüzden Adana’da 29 Ekim kutlamaları, sadece resmî bir tören değildir; Seyhan’ın suları gibi coşkulu, Ziyapaşa Bulvarı’nı dolduran insanların gözlerindeki o sıcak ışıltı kadar samimidir. Çukurova’nın insanı toprağı bilir; ektiğinin biçileceğini, emeğin değerini bilir. Cumhuriyet de bu topraklar için tıpkı özenle sulanan bir fidan gibiydi; kökleri tarihe, dalları ise geleceğe uzanan ortak bir ulu çınara dönüştü.
Değerlili okurlarım, bugün dönüp arkaya baktığımızda, o ilk gün kurulan hayalin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Cumhuriyet; sadece binalar, fabrikalar veya yollar yapmak değil, bireyin zihnindeki prangaları çözmek, kadınıyla erkeğiyle bu ülkenin her ferdine "Ben de varım!" dedirtebilmektir. Ankara’da atılan o cesur adımların, Adana’nın tarlalarından ülkenin dört bir yanına kadar her karışında yankı bulması bu yüzdendir. 29 Ekim; geçmişimize duyduğumuz minnetin, bugün üreterek yaşamanın ve yarınlara güvenle bakmanın adıdır.
Cumhuriyetimizin ışığı, tıpkı Çukurova’nın üzerini ısıtan güneş gibi bu toprakların üzerinden hiç eksik olmasın. Nice 103 yıllara… Bayramımız kutlu olsun!