"Bak Saadet, sirkesiz turşu olmaz! Turşunun iyisi sirkeyle olur!"
"Hayır Kâzım, limonla olur! En âlâsı limonla yapılır!"
“Sirkeee!”
“Limoooon!”
Kıymetli okurlarım; okurken bile ağzınıza turşu tadının ve o iştah açıcı ekşiliğin geldiğinin farkındayım! Eylül ayının o tatlı serinliği kapımızı çalmaya, yapraklar sararmaya başladığında bizim evlerde tatlı bir telaştır alır gider… Mutfaklardan yükselen sirke ve sarımsak kokuları, tezgâhlara dizilen rengârenk kavanozlar tek bir şeyi müjdelemektedir: Kış hazırlıklarının gözbebeği, sofralarımızın neşesi turşu zamanı geldi!
Yeşilçam’ın o unutulmaz sahnesinde Kâzım Efendi ile Saadet Hanım bir turşu suyu yüzünden koskoca evi ikiye böldüler, inat uğruna yıllarca ayrı kaldılar ama o büyük aşkı da sofranın tadını da hiç kaybetmediler. Bizim niyetimiz tabii ki evi bölmek değil; tam tersine, yüzümüz hiç sirke satmasın, o kavanozların etrafında neşeyle bir araya gelelim!
Kıymetli okurlarım, bu turşu tutkusu bende her zaman başkadır ama hamilelik dönemimde bambaşka bir boyuta ulaşmıştı. O süreçte turşunun her çeşidini öyle bir afiyetle yerdim ki, büyüklerimizin o meşhur çıkarımını bizzat doğrulamış bulundum: "Ye ekşiyi, getir Ayşe'yi!" derler ya, ben de bol bol yiyip Yelda'mı getirdim!
Peki, nedir bu dillere destan, uğruna yuvalar sallanan turşunun asıl sırrı?
Sırrı aslında doğanın ve zamanın ritminde saklı. Turşu kurmak sabır işidir, incelik ister. Sebzeleri güzelce kurulayıp kavanoza yerleştirdikten, o dillere destan limon-sirke dengesini (ve elbette kaya tuzunu) ayarladıktan sonra işin en eğlenceli kısmı başlar: Turşu önce sıcakta beklemeli, sonra soğuğa çekilmelidir.
Önce o ılık Eylül tatlılığıyla fermantasyon başlar, sebzeler coşar, olgunlaşır, aromasını bulur. Yeterince "ısındıktan" sonra da serin bir yere çekilip demlenmeye bırakılır. Tıpkı hayat gibi; önce biraz hararet, sonra dinginlik ve lezzet!
Üstelik günümüzde sınır da yok!Yani sanki genel bir alan için de sınırlar tanınmıyor da diyebiliriz… Eskiden salatalık, lahana, biber derdik; şimdi kütür kütür erikten, yeşil domatese; fasulyeden, sarımsağa kadar her şeyin turşusu oluyor! Yeter ki kurmaya niyetimiz, ağzımızın da yerinde tadı olsun!
İster limoncu olun ister sirkeci; yeter ki kavanozlarınız sevgiyle dolsun, kış soframız neşeyle kurulsun…
Yeni mevsim hepimize sağlık, huzur ve bol lezzet getirsin!
Sevgiyle kalın, hoş kalın kıymetli okurlarım…