Nisa Yeter Yılmazer
Köşe Yazarı
Nisa Yeter Yılmazer
 

OLAN İNSANLIĞA OLDU!

"İnsanlık bir köprüdür; bir kıyısında vicdan durur, diğer kıyısında merhamet. Vicdanını kaybeden, o köprüden ilk düşendir." Olan insanlığa oldu… Kıymetli okurlarım...Dün neredeydik? Dün neleri tartışıyorduk? Bugün neredeyiz, neleri tartışıyoruz? Hangi düzenleri, hangi yıkıntıların üzerine oturtmaya çalışıyoruz? Son yıllarda, son aylarda hatta şu son günlerde hepimiz aynı ağır yükün altında eziliyoruz. Hepimiz aynı derin dertten mustaribiz. Sokakta, evde, ekran başında aynı çaresiz çığlık yükseliyor içimizden: Nerede bu insanlık? Nerede bu vicdan? Nerede bu ahlâk? Peki, nedir vicdan? Vicdan, kuşkusuz insanın kendi içindeki o en sarsılmaz, en tarafsız mahkemedir. Bir insanın kötülükten kaçınması, bir suçu işlemeden durabilmesi için herkesin tutunduğu dal farklıdır. Kimine göre inancı engel olur kötülüğe; haramdan, günahtan korkar. Kimi insan "El âlem ne der?" diye çekinir, toplumun bakışından kaçar. Kimi "Bu yapılan çok ahlâksızca, hiç etik değil!" der, özdeğerlerine sığınır. Kimi de kanunların ağır yaptırımlarından, hapis duvarlarından korkar da geri adım atar… Ama bence sebep ne olursa olsun, bir insanı tam uçurumun kenarındayken kötülükten vazgeçiren asıl şey, o iç muhakemedir. İçindeki o gizli mahkemenin cübbesini giyip verdiği son karardır. Şöyle bir başımızı çevirip haberlere bakalım... Bir insanın, bir başka insanı canice, hiç acımadan katletmesi... İnsanların öfkelerine yenik düşüp küçücük bir kıvılcımda parlaması, pire için yorgan yakması... Tüm bu vahşetin, bu tahammülsüzlüğün, bu cinnet hâlinin temelinde tek bir eksik var: Empati kuramamak yani karşısındakini anlamamak ve kendini onun yerine koyamamak. Herkes hayata kendi gözlüğüyle bakıyor, kendi penceresinden gördüğünü mutlak doğru sanıyor. Oysa insan olmak; o şahsi gözlüğü bir kenara bırakıp olaylara vicdanın, etiğin ve adalet doğrularının penceresinden bakabilmeyi gerektirir. Bunu başarabilsek ne olur biliyor musunuz? Bütün kötülükler, o zehirli düşünceler, kırgınlıklar ve dökülen tüm kanlar da son bulur. Geçen gün metroda bir yere gidiyordum. İster istemez yanımdakilerin konuşmalarına şahit oldum. Bir kadın derinden bir iç çekerek yanındakine diyordu ki: "Artık haberleri izleyemez oldum, vicdanım kaldırmıyor, psikolojim bozuldu..." Karşısındaki adam ise kendi teşhisini koyuyordu: "Çocukların elinden telefonu almazlarsa, anneler evde yeterli eğitimi vermezse, babalar sokaklarda gezerse olacağı buydu! Her şeyin sebebi bu..." Herkes kendince haklı sebepler sıralıyor, suçu bir yerlere atıyordu. Ama şunu unutuyoruz: Bir insan; bile isteye, göz göre göre bir yanlışa imza atıyorsa buna dur diyecek olan şey ne toplumsal bahanelerdir ne de başkalarının kusurları…Buna dur diyecek tek şey, insanın kendi kalbine gömdüğü o vicdanı yeniden uyandırmasıdır.Çünkü kötülük yayıldıkça değil, vicdan susunca kayboluyoruz. Ve ne yazık ki olan, yine en çok insanlığımıza oluyor. Sevgiyle kalın kıymetli okurlarım…
Ekleme Tarihi: 23 Eylül 2026 -Çarşamba
Nisa Yeter Yılmazer

OLAN İNSANLIĞA OLDU!

"İnsanlık bir köprüdür; bir kıyısında vicdan durur, diğer kıyısında merhamet. Vicdanını kaybeden, o köprüden ilk düşendir."

Olan insanlığa oldu…

Kıymetli okurlarım...Dün neredeydik? Dün neleri tartışıyorduk? Bugün neredeyiz, neleri tartışıyoruz? Hangi düzenleri, hangi yıkıntıların üzerine oturtmaya çalışıyoruz?

Son yıllarda, son aylarda hatta şu son günlerde hepimiz aynı ağır yükün altında eziliyoruz. Hepimiz aynı derin dertten mustaribiz. Sokakta, evde, ekran başında aynı çaresiz çığlık yükseliyor içimizden: Nerede bu insanlık? Nerede bu vicdan? Nerede bu ahlâk?

Peki, nedir vicdan?

Vicdan, kuşkusuz insanın kendi içindeki o en sarsılmaz, en tarafsız mahkemedir. Bir insanın kötülükten kaçınması, bir suçu işlemeden durabilmesi için herkesin tutunduğu dal farklıdır. Kimine göre inancı engel olur kötülüğe; haramdan, günahtan korkar. Kimi insan "El âlem ne der?" diye çekinir, toplumun bakışından kaçar. Kimi "Bu yapılan çok ahlâksızca, hiç etik değil!" der, özdeğerlerine sığınır. Kimi de kanunların ağır yaptırımlarından, hapis duvarlarından korkar da geri adım atar…

Ama bence sebep ne olursa olsun, bir insanı tam uçurumun kenarındayken kötülükten vazgeçiren asıl şey, o iç muhakemedir. İçindeki o gizli mahkemenin cübbesini giyip verdiği son karardır.

Şöyle bir başımızı çevirip haberlere bakalım... Bir insanın, bir başka insanı canice, hiç acımadan katletmesi... İnsanların öfkelerine yenik düşüp küçücük bir kıvılcımda parlaması, pire için yorgan yakması... Tüm bu vahşetin, bu tahammülsüzlüğün, bu cinnet hâlinin temelinde tek bir eksik var: Empati kuramamak yani karşısındakini anlamamak ve kendini onun yerine koyamamak.

Herkes hayata kendi gözlüğüyle bakıyor, kendi penceresinden gördüğünü mutlak doğru sanıyor. Oysa insan olmak; o şahsi gözlüğü bir kenara bırakıp olaylara vicdanın, etiğin ve adalet doğrularının penceresinden bakabilmeyi gerektirir. Bunu başarabilsek ne olur biliyor musunuz? Bütün kötülükler, o zehirli düşünceler, kırgınlıklar ve dökülen tüm kanlar da son bulur.

Geçen gün metroda bir yere gidiyordum. İster istemez yanımdakilerin konuşmalarına şahit oldum. Bir kadın derinden bir iç çekerek yanındakine diyordu ki: "Artık haberleri izleyemez oldum, vicdanım kaldırmıyor, psikolojim bozuldu..." Karşısındaki adam ise kendi teşhisini koyuyordu: "Çocukların elinden telefonu almazlarsa, anneler evde yeterli eğitimi vermezse, babalar sokaklarda gezerse olacağı buydu! Her şeyin sebebi bu..."

Herkes kendince haklı sebepler sıralıyor, suçu bir yerlere atıyordu. Ama şunu unutuyoruz: Bir insan; bile isteye, göz göre göre bir yanlışa imza atıyorsa buna dur diyecek olan şey ne toplumsal bahanelerdir ne de başkalarının kusurları…Buna dur diyecek tek şey, insanın kendi kalbine gömdüğü o vicdanı yeniden uyandırmasıdır.Çünkü kötülük yayıldıkça değil, vicdan susunca kayboluyoruz.

Ve ne yazık ki olan, yine en çok insanlığımıza oluyor. Sevgiyle kalın kıymetli okurlarım…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.