Kıymetli okurlarım; görgü, terbiye, edep, etiket, protokol, yol yordam… Adına ne derseniz deyin, ben hepsine birden "Adabımuaşeret" diyorum.
Peki, soruyorum size: Günümüzde neredeyiz? Hangi konumdayız? Adabımuaşeretten gerçekten ne biliyoruz? Kendi çıkarlarımızı, rahatımızı her şeyin önüne mi koyuyoruz; yoksa kendimize olan saygımızdan dolayı başkalarına da saygı duyuyor muyuz?
Saygı ne güzel bir kelime, değil mi? Sadece kendini düşünen bencil insanların barınamadığı, empati kurabilen yüreklerin taşıdığı asil bir duygu. Aslında bir nevi vicdanla da alâkalı… Vicdan insanın iç mahkemesidir derler ya; bence saygı da tam olarak böyledir, insanın kendi içindeki o gizli mahkemedir. Bir insanı kırmamak, ona zarar vermemek, onu olduğu gibi kabul edebilmek saygılı bir davranıştır. Amma velakin bunu yapmak da herkesin harcı değildir tabii…
Yüce üstadımız Yunus Emre yıllar öncesinden ne güzel söylemiş:
“Girdim ilim meclisine, eğledim talep, / İlim geride kaldı, illâ edep illâ edep!”
Kıymetli okurlarım büyük ustamız sanki bugünleri görmüş de söylemiş gibi…
Görüyoruz işte etrafımızda… Metrolara, dolmuşlara biniyorum; erkeklerin bir kısmı, bacaklarını iki yana açıpsaygısızca oturuyor! Ya yanında bir hanımefendi var ya da tam karşısında… "Biraz edepli oturayım" düşüncesi ise hak getire! Çünkü edebin ne olduğunu, yol yordam bilmeyi belli ki hayatlarında teğet geçmişler…
Geçen gün bir AVM’deyim… Bir hanımefendi gördüm, AVM’nin tam ortasında öyle bir hapşırdı ki elini ağzına kapatmak da onun hayatından teğet geçmiş! Birinin ağzından çıkan mikropları diğer insanlar görmek veya solumak zorunda mı? Başka bir gün asansördeyiz; küçücük, daracık bir ortam… Kadının çocuğu şakır şakır öksürüyor, annesinden hiç ses yok! Çocuğuna "Ağzını kapat evladım!" bile demiyor!Ne kadar saygısız ne kadar umursamaz olduk böyle!
Toplu taşımada veya kamusal alanda yüksek sesle telefonla konuşmak zaten başlı başına bir saygısızlık abidesi aslında. Tabii işitsel bir sorun yaşanmıyorsa… Şehir hayatının nezaketini geçtim, trafikte yaşananlara ne demeli? Bir arabaya yol vermemek adabımuaşeret kuralı değildir, bu doğrudan insanlık göstergesidir bence. Zaten makas atmak gibi davranışlar adabımuaşeret kuralı hiç değildir, o doğrudan trafik kuralı ihlâlidir, cana kasttır! Yemek yerken restoranda ağzını açarak çiğnememek ise en temel görgü kuralıdır.
Geçenlerde bir yabancı dizi izlemiştim… Salgın hastalık nedeniyle dünyada hiç kimse kalmıyordu, yalnızca bir adam tek başına hayatta kalmıştı. Adam o kuralsızlıktan, yalnızlıktan o kadar çok sıkılıyordu ki… Dünyada kimse kalmadığı için markete gidiyor, istediği ürünleri alıp para ödemeden çıkıyordu. Arabasıyla bomboş yollarda giderken kırmızı ışık yanıyordu ve o ışıkta durmayı, marketlerde sıra beklemeyi ne kadar çok özlediğini anlatıyordu.
Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran şey düşünmesidir, empati kurabilmesidir. Bu toplumsal kurallar, adabımuaşeret ilkeleri, görgü; insanın diğer insanlarla birlikte yaşayabilmesi ve insan olduğunu hatırlaması için borçlu olduğu en temel bağıdır.
İnsanlar kuralların da ötesinde; sırf dünyada tek başlarına yaşamadıklarını, başka insanların da var olduğunu bilerek hareket ederlerse işte o zaman gerçekten saygılı olurlar, adabımuaşerete uyarlar.
Görgüyle, edeple ve empatiyle yaşayanlarla kalın, sevgiyle kalın, hoş kalın kıymetli okurlarım…