Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

OKUL OLAYLARI II. BÖLÜM

YARAYI SARMAK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Bir önceki yazıda, "okul olayları" adını verdiğimiz can yakıcı meselenin sebeplerini ortaya koymaya çalışmıştık. Hızlı değişimin hayatımızda açtığı belirsizlik çukurlarını, dijital dünyanın kapalı kapıları ardında büyüyen yalnızlığı, bilgisayar oyunlarında ödüllendirilen şiddetin çocuklarımızı nasıl duyarsızlaştırdığını ve toplum olarak hafızamızı nasıl yitirdiğimizi konuşmuştuk. Sorunları halının altına süpürmenin, unutup arkamıza bakmadan devam etmenin sorunu büyütmekten başka bir şeye yaramadığına da üzülerek şahitlik ediyoruz.   Yaranın yerini ve nedenlerini tespit ettik. Şimdi sıra, o can alıcı sorunun yanıtını samimiyetle aramaya ve uygulamaya geldi:   Sorunu nasıl çözeceğiz?   Her şeyden önce çocuklarla iletişim kuracağız ama yapay değil, gerçekten konuşacağız onlarla.  Ve onları dinleyeceğiz; hem de gözlerinin içine bakarak dinleyeceğiz. İletişim konusunda söyleyebileceğim bir diğer husus ise samimiyetin önemi. Sözlerin veya davranışların abartıdan uzak samimi ve gerçek olması, doğru bir iletişimin olmazsa olmazıdır. “–mış gibi” yapmak değil, çocukla samimi duygularla, içtenlikle bağ kurmaktır iletişim. Aileler olarak, çocukların ruhundaki sinyalleri yakalamayı öğrenecek, riskleri önceden fark etme becerisi kazanacağız. Onların sanal dünyalarını tamamen yasaklamak yerine, o dünyaya dâhil olmayı, oynadıkları oyunları anlamayı ve ev içinde "ekransız ortak zamanlar" yaratmayı deneyeceğiz.   Onlara kaygı pompalamayacağız, kol kanat gereceğiz. Zaten pandemisi, depremi, seli, savaşı, ekonomik zorlukları derken bu neslin çocukları yaşlarından büyük bir kaygı yüküne maruz kaldılar. Onların her şeyden çok güvenli alanlara ihtiyacı var. Güveni tesis edecek o kol kanat germe süreci ailede başlar, okulda devam eder. Okulu çocuklar ikinci evi, ikinci yuvası olarak görmelidir. Fiziksel ve psikolojik olarak tam bir okul güvenliği sağlanmalı; okullar şiddetin değil, huzurun adresi olmalıdır. Akran zorbalığı  (bu tanımı hiç sevemedim) gibi yıkıcı süreçlerin önüne geçmek için okullardaki rehberlik mekanizmaları sadece kriz anlarında değil, önleyici bir kalkan olarak devreye girmelidir. Eğer çocuk ailede gereken ilgiyi ve sevgiyi görmemişse, okuldaki rehberlik ve eğitim mekanizmaları bu eksikliği fark edip sarıp sarmalamalıdır. Topyekûn bir seferberlikle, şiddetin önlenmesi adına hem okullarda hem ailede köklü adımlar atılmalıdır.   Toplum da çocuğun güven duyacağı, kendini özgür ve rahat hissedeceği kadar emniyetli olmalıdır. Sadece sokaklarımız değil; izlenen diziler, sosyal medya mecraları ve çocukların sığındığı dijital oyun alanları da bu şiddet dilinden arındırılmalıdır. Unutmayalım ki çocuk, gördüğünü kaydeder. Biz yetişkinler trafikte, sokakta veya sosyal medyada birbirimize nasıl davranıyorsak, çocuklarımıza da o geleceği miras bırakıyoruz. Onlara doğru rol modeller sunmak, bu güvenli iklimi sağlamak biz yetişkinlerin çocuklara borcumuzdur. Çocuk, toplumun geleceğidir. Herkes için güvenli, adil, kaygısız ve belirsizliklerden arınmış bir toplumsal düzen inşa edebilirsek; ancak o zaman hepimiz gerçekten huzur bulabiliriz.   Unutmayalım ki yarın, çocuklarımıza sadece bir dünya bırakmayacağız; o dünyayı şekillendirecek ruhları da bugünden biz inşa ediyoruz.
Ekleme Tarihi: 20 Ekim 2026 -Salı
Nahide Boğa

OKUL OLAYLARI II. BÖLÜM

YARAYI SARMAK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Bir önceki yazıda, "okul olayları" adını verdiğimiz can yakıcı meselenin sebeplerini ortaya koymaya çalışmıştık. Hızlı değişimin hayatımızda açtığı belirsizlik çukurlarını, dijital dünyanın kapalı kapıları ardında büyüyen yalnızlığı, bilgisayar oyunlarında ödüllendirilen şiddetin çocuklarımızı nasıl duyarsızlaştırdığını ve toplum olarak hafızamızı nasıl yitirdiğimizi konuşmuştuk. Sorunları halının altına süpürmenin, unutup arkamıza bakmadan devam etmenin sorunu büyütmekten başka bir şeye yaramadığına da üzülerek şahitlik ediyoruz.

 

Yaranın yerini ve nedenlerini tespit ettik. Şimdi sıra, o can alıcı sorunun yanıtını samimiyetle aramaya ve uygulamaya geldi:

 

Sorunu nasıl çözeceğiz?

 

Her şeyden önce çocuklarla iletişim kuracağız ama yapay değil, gerçekten konuşacağız onlarla.  Ve onları dinleyeceğiz; hem de gözlerinin içine bakarak dinleyeceğiz. İletişim konusunda söyleyebileceğim bir diğer husus ise samimiyetin önemi. Sözlerin veya davranışların abartıdan uzak samimi ve gerçek olması, doğru bir iletişimin olmazsa olmazıdır. “–mış gibi” yapmak değil, çocukla samimi duygularla, içtenlikle bağ kurmaktır iletişim. Aileler olarak, çocukların ruhundaki sinyalleri yakalamayı öğrenecek, riskleri önceden fark etme becerisi kazanacağız. Onların sanal dünyalarını tamamen yasaklamak yerine, o dünyaya dâhil olmayı, oynadıkları oyunları anlamayı ve ev içinde "ekransız ortak zamanlar" yaratmayı deneyeceğiz.

 

Onlara kaygı pompalamayacağız, kol kanat gereceğiz. Zaten pandemisi, depremi, seli, savaşı, ekonomik zorlukları derken bu neslin çocukları yaşlarından büyük bir kaygı yüküne maruz kaldılar. Onların her şeyden çok güvenli alanlara ihtiyacı var. Güveni tesis edecek o kol kanat germe süreci ailede başlar, okulda devam eder. Okulu çocuklar ikinci evi, ikinci yuvası olarak görmelidir. Fiziksel ve psikolojik olarak tam bir okul güvenliği sağlanmalı; okullar şiddetin değil, huzurun adresi olmalıdır. Akran zorbalığı  (bu tanımı hiç sevemedim) gibi yıkıcı süreçlerin önüne geçmek için okullardaki rehberlik mekanizmaları sadece kriz anlarında değil, önleyici bir kalkan olarak devreye girmelidir. Eğer çocuk ailede gereken ilgiyi ve sevgiyi görmemişse, okuldaki rehberlik ve eğitim mekanizmaları bu eksikliği fark edip sarıp sarmalamalıdır. Topyekûn bir seferberlikle, şiddetin önlenmesi adına hem okullarda hem ailede köklü adımlar atılmalıdır.

 

Toplum da çocuğun güven duyacağı, kendini özgür ve rahat hissedeceği kadar emniyetli olmalıdır. Sadece sokaklarımız değil; izlenen diziler, sosyal medya mecraları ve çocukların sığındığı dijital oyun alanları da bu şiddet dilinden arındırılmalıdır. Unutmayalım ki çocuk, gördüğünü kaydeder. Biz yetişkinler trafikte, sokakta veya sosyal medyada birbirimize nasıl davranıyorsak, çocuklarımıza da o geleceği miras bırakıyoruz. Onlara doğru rol modeller sunmak, bu güvenli iklimi sağlamak biz yetişkinlerin çocuklara borcumuzdur. Çocuk, toplumun geleceğidir. Herkes için güvenli, adil, kaygısız ve belirsizliklerden arınmış bir toplumsal düzen inşa edebilirsek; ancak o zaman hepimiz gerçekten huzur bulabiliriz.

 

Unutmayalım ki yarın, çocuklarımıza sadece bir dünya bırakmayacağız; o dünyayı şekillendirecek ruhları da bugünden biz inşa ediyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.