Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

İNSANIN İÇSEL PUSULASI: İNANÇ

John Steinbeck, başyapıtı Gazap Üzümleri’nde insanoğlunun en derin çelişkisini şu cümlelerle özetler: “...Onların başına garip işler geldi. Bu işlerin bazıları o kadar insafsızca, bazıları da o kadar güzeldi ki; bu yüzden içlerinde inanç, bir daha sönmemek üzere yeni baştan ve ölümsüzlüğe değin alevlenmeye başladı.” Bu ifade, aslında sadece romanda işlenen göç yolundaki o ailenin değil, tüm insanlığın yeryüzündeki varoluş mücadelesinin ve duygusal dalgalanmalarının aynasıdır. İnsan olmak, doğası gereği doğrusal bir çizgide ilerlemez. Kimi zaman hayatın getirdiği karmaşanın ve belirsizliğin içinde kaybolmuş gibi hisseder, karamsarlığa kapılırız. Kaygılarımız, umuda giden yollarımıza barikatlar kurar zaman zaman ve bazen acıyı iliklerimize kadar hissederiz. Öyle anlar olur ki, içimizdeki neşeyle veya huzurla aramızda aşılması imkânsız koca uçurumlar varmış gibi gelir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, hayatın beklenmedik güzelliklerine gülüp geçebilme yeteneğimiz ve en karanlık gecenin ardından gelen sabahı kucaklama potansiyelimiz de saklıdır. Peki, bu inişli çıkışlı zamanlarda ruhsal dengemizi korumak ve zorlukların üstesinden gelmek için neler yapabiliriz? Cevap aslında karmaşık düşüncelerde değil, insan olmanın en yalın pratiğinde gizlidir: İyilik, güzellik, doğruluk ve umutları tazelemek adına her ne yapabiliyorsak, tam da onu yapmak. Yani eyleme geçmek! Her şeyin ilahi seyirde olması gerektiği gibi olacağına inançla birlikte eyleme geçmek ve azmini, gayretini ortaya koymak… Yaşamın getirdiği büyük fırtınaları tek başımıza durduramayız elbette; fakat kendi etki alanımızda elimizden gelenin en iyisini yapabiliriz. Kendi sınırları dâhilinde gayret gösterip, gerisini ve sürecin akışını daha büyük bir iradeye, Yaradan’a bırakmak, insana ihtiyacı olan o içsel teslimiyeti ve hafifliği sağlar. İnsan, yolunu kaybedecek gibi olduğunda inançlarına, köklü değerlerine, kimliğine, azmine ve hayallerine tutunmalıdır. Steinbeck’in de vurguladığı gibi; içimizdeki o inanç ateşini, bir daha sönmemek üzere yeni baştan ve ölümsüzlüğe değin alevlendirerek yürümeliyiz bu hayat yolunu. Zorluklar ne kadar yıpratıcı olursa olsun, yaşamın sunduğu güzelliklerin o yaraları iyileştirme gücüne güvenmeliyiz. Nihayetinde insanoğlunun ruhu, ancak her gününe ve her anına yeni umutlar ekleyebildiği müddetçe teskin olur. Huzura ve mutluluğa dair hayaller kurmaktan vazgeçmeyen bir zihin, en çetin kışın ortasında bile baharın kokusunu alabilir. Hayatın tüm iniş çıkışlarına rağmen inancımızı diri tutmak, kendimize ve yarınlara yapacağımız en büyük iyiliktir.
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2026 -Salı
Nahide Boğa

İNSANIN İÇSEL PUSULASI: İNANÇ


John Steinbeck, başyapıtı Gazap Üzümleri’nde insanoğlunun en derin çelişkisini şu cümlelerle özetler: “...Onların başına garip işler geldi. Bu işlerin bazıları o kadar insafsızca, bazıları da o kadar güzeldi ki; bu yüzden içlerinde inanç, bir daha sönmemek üzere yeni baştan ve ölümsüzlüğe değin alevlenmeye başladı.” Bu ifade, aslında sadece romanda işlenen göç yolundaki o ailenin değil, tüm insanlığın yeryüzündeki varoluş mücadelesinin ve duygusal dalgalanmalarının aynasıdır.

İnsan olmak, doğası gereği doğrusal bir çizgide ilerlemez. Kimi zaman hayatın getirdiği karmaşanın ve belirsizliğin içinde kaybolmuş gibi hisseder, karamsarlığa kapılırız. Kaygılarımız, umuda giden yollarımıza barikatlar kurar zaman zaman ve bazen acıyı iliklerimize kadar hissederiz. Öyle anlar olur ki, içimizdeki neşeyle veya huzurla aramızda aşılması imkânsız koca uçurumlar varmış gibi gelir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, hayatın beklenmedik güzelliklerine gülüp geçebilme yeteneğimiz ve en karanlık gecenin ardından gelen sabahı kucaklama potansiyelimiz de saklıdır.

Peki, bu inişli çıkışlı zamanlarda ruhsal dengemizi korumak ve zorlukların üstesinden gelmek için neler yapabiliriz?
Cevap aslında karmaşık düşüncelerde değil, insan olmanın en yalın pratiğinde gizlidir: İyilik, güzellik, doğruluk ve umutları tazelemek adına her ne yapabiliyorsak, tam da onu yapmak. Yani eyleme geçmek! Her şeyin ilahi seyirde olması gerektiği gibi olacağına inançla birlikte eyleme geçmek ve azmini, gayretini ortaya koymak… Yaşamın getirdiği büyük fırtınaları tek başımıza durduramayız elbette; fakat kendi etki alanımızda elimizden gelenin en iyisini yapabiliriz. Kendi sınırları dâhilinde gayret gösterip, gerisini ve sürecin akışını daha büyük bir iradeye, Yaradan’a bırakmak, insana ihtiyacı olan o içsel teslimiyeti ve hafifliği sağlar.

İnsan, yolunu kaybedecek gibi olduğunda inançlarına, köklü değerlerine, kimliğine, azmine ve hayallerine tutunmalıdır. Steinbeck’in de vurguladığı gibi; içimizdeki o inanç ateşini, bir daha sönmemek üzere yeni baştan ve ölümsüzlüğe değin alevlendirerek yürümeliyiz bu hayat yolunu. Zorluklar ne kadar yıpratıcı olursa olsun, yaşamın sunduğu güzelliklerin o yaraları iyileştirme gücüne güvenmeliyiz.

Nihayetinde insanoğlunun ruhu, ancak her gününe ve her anına yeni umutlar ekleyebildiği müddetçe teskin olur. Huzura ve mutluluğa dair hayaller kurmaktan vazgeçmeyen bir zihin, en çetin kışın ortasında bile baharın kokusunu alabilir. Hayatın tüm iniş çıkışlarına rağmen inancımızı diri tutmak, kendimize ve yarınlara yapacağımız en büyük iyiliktir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.