Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

GÖNÜL GÖZÜNÜN IŞIĞI

  Halil Cibran’ın çok sevdiğim, ruhu sarıp sarmalayan bir sözü vardır: “Ağlarken, hayal kurarken ve kucaklaşırken gözümüzü yumarız. Çünkü hayatta güzel şeyleri gözümüzle görmeyiz. Kalben hissederiz.” Gerçekten de öyle değil midir? Kalbin sadece biyolojik bir organ değil, bir yürek olduğunu; nefesin ise yaşamı simgelediğini unutuyoruz çoğu zaman. En çok da gözlerimizin ardında, sadece bakmaktan öte görmeyi bilen bir "gönül gözü" taşıdığımızı gözden kaçırıyoruz. Pusula! Gündelik hayatın koşturmacasında adımlarımızı alelade, nereye bastığımızı bilmeden atıyoruz. Oysaki adımlarımız, ruhumuzun nereye gittiğinin en sadık habercisidir. Yürümek fiziksel olarak bir yolu gitmek olarak tarif edilir ama bazen de insanın kendine, doğru bir yol çizmesidir esasında. İnsan o içsel yolu çizerken, en değerli yoldaşı da işte o gönül gözüdür. Duvarları Yık! Hayattaki en güzel şeyler, sadece onunla görünür hale gelir. Çünkü gönül gözüyle bakmak; hisseden bir kalple dünyaya dokunmak ve o kalbin içindeki saf ışığı etrafa yansıtmaktır. Bu yüzden, sakın kendinizi hayatın dışına itmeyin! Yaşamla aranıza kalın duvarlar örmeyin, mesafeler koymayın. Her sabah gökyüzünde parıldayan güneş, aslında yeni güne kendimizden bir şeyler katmamız için bir işarettir; bir günü diğerinin soluk bir kopyası olmaktan çıkarmak için bir çağrıdır. Az ya da çok, küçük ya da büyük demeden attığımız her cesur adım, önümüzde uzanan o uzun yolun başlangıcı, bir sonraki güzel adımın da garantisidir. Ve bu hayat sürdükçe, yolculuğumuz hep devam eder… Yaşama Sarıl! Kendisiyle ve dünyayla arasına buzdan mesafeler koyan bir robot olmak insanın kaderi değildir, asla olmamalıdır! Düşünmeden, hissetmeden, sevindiğinin farkına varmadan, üzüldüğünde içinden geldiği gibi ağlamadan her şeyi hızlı ve alelade yaşamak, insan olmanın özüne de aykırıdır. İnsan; görendir, hissedendir, anlayandır, bilendir ve aklıyla yolunu aydınlatandır. İşte bu yüzden ne kadar yorulursak yorulalım, yol ne kadar dik olursa olsun pes etmeyeceğiz. Çalışacağız! Daha çok çalışacağız… Mademki geldik bu dünyaya, vazifeliyiz güzel izler bırakmak için yarınlara. O Işık! Düşlerin üzerindeki sis perdesini kaldırıp yarınlara umutla bakan çocukların yüzlerini gülümsetecek olan yine biziz! Alın içinizden gelen o ışıltıyı ve yayın tüm cihana… Gönül gözüyle bakınca bir defa, canı gönülden isteyince hakikate ulaşmayı; artık fiziksel gözünü kapat, işi o kalbin sönmeyen şefkatli ışığına bırak!
Ekleme Tarihi: 05 Ağustos 2026 -Çarşamba
Nahide Boğa

GÖNÜL GÖZÜNÜN IŞIĞI

 

Halil Cibran’ın çok sevdiğim, ruhu sarıp sarmalayan bir sözü vardır:
“Ağlarken, hayal kurarken ve kucaklaşırken gözümüzü yumarız. Çünkü hayatta güzel şeyleri gözümüzle görmeyiz. Kalben hissederiz.”

Gerçekten de öyle değil midir? Kalbin sadece biyolojik bir organ değil, bir yürek olduğunu; nefesin ise yaşamı simgelediğini unutuyoruz çoğu zaman. En çok da gözlerimizin ardında, sadece bakmaktan öte görmeyi bilen bir "gönül gözü" taşıdığımızı gözden kaçırıyoruz.

Pusula!
Gündelik hayatın koşturmacasında adımlarımızı alelade, nereye bastığımızı bilmeden atıyoruz. Oysaki adımlarımız, ruhumuzun nereye gittiğinin en sadık habercisidir. Yürümek fiziksel olarak bir yolu gitmek olarak tarif edilir ama bazen de insanın kendine, doğru bir yol çizmesidir esasında. İnsan o içsel yolu çizerken, en değerli yoldaşı da işte o gönül gözüdür.

Duvarları Yık!
Hayattaki en güzel şeyler, sadece onunla görünür hale gelir. Çünkü gönül gözüyle bakmak; hisseden bir kalple dünyaya dokunmak ve o kalbin içindeki saf ışığı etrafa yansıtmaktır. Bu yüzden, sakın kendinizi hayatın dışına itmeyin! Yaşamla aranıza kalın duvarlar örmeyin, mesafeler koymayın. Her sabah gökyüzünde parıldayan güneş, aslında yeni güne kendimizden bir şeyler katmamız için bir işarettir; bir günü diğerinin soluk bir kopyası olmaktan çıkarmak için bir çağrıdır.

Az ya da çok, küçük ya da büyük demeden attığımız her cesur adım, önümüzde uzanan o uzun yolun başlangıcı, bir sonraki güzel adımın da garantisidir. Ve bu hayat sürdükçe, yolculuğumuz hep devam eder…

Yaşama Sarıl!
Kendisiyle ve dünyayla arasına buzdan mesafeler koyan bir robot olmak insanın kaderi değildir, asla olmamalıdır! Düşünmeden, hissetmeden, sevindiğinin farkına varmadan, üzüldüğünde içinden geldiği gibi ağlamadan her şeyi hızlı ve alelade yaşamak, insan olmanın özüne de aykırıdır. İnsan; görendir, hissedendir, anlayandır, bilendir ve aklıyla yolunu aydınlatandır.

İşte bu yüzden ne kadar yorulursak yorulalım, yol ne kadar dik olursa olsun pes etmeyeceğiz. Çalışacağız! Daha çok çalışacağız… Mademki geldik bu dünyaya, vazifeliyiz güzel izler bırakmak için yarınlara.

O Işık!
Düşlerin üzerindeki sis perdesini kaldırıp yarınlara umutla bakan çocukların yüzlerini gülümsetecek olan yine biziz! Alın içinizden gelen o ışıltıyı ve yayın tüm cihana…
Gönül gözüyle bakınca bir defa, canı gönülden isteyince hakikate ulaşmayı; artık fiziksel gözünü kapat, işi o kalbin sönmeyen şefkatli ışığına bırak!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.