Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

DUYARLILIK SÖZCÜĞÜ SÖZLÜKTE KALINCA!

  Türk Dil Kurumu sözlüğünü açıp baktığımızda duyarlılık kelimesi için oldukça sade tanımlar görürüz: "Duyarlı olma durumu, hassaslık, hassasiyet..." Karşıtı olan duyarsızlık ise "duyarlı olmayan" diye tanımlanır. Oysa bu iki kavramın hayatın içindeki karşılığı, sözlükteki birkaç kelimeden çok daha derindir. Duyarlılık bir varoluş biçimiyken, duyarsızlık insanın kendi dışındaki dünyaya gözlerini kapatmasıdır.   Doğaya baktığımızda bu kavramın en yalın hâlini görürüz. Örneğin bir reyhan çiçeği, her bitki gibi inanılmaz bir duyarlılığa sahiptir. Sadece göze hitap eden güzelliğiyle kalmaz; ona hafifçe dokunduğunuz an etrafa yaydığı o mis kokusuyla insanın içine bir serinlik, bir huzur üfler. Kendi canlılığıyla, başka canların hayatına hiç çaba sarf etmeden değer katar. Aslında bütün bir doğa hassas dengeler üzerine kuruludur. Bir çiçek rengiyle, bir ağaç meyvesiyle, yağmur rahmetiyle, güneş ise bereketiyle kesintisiz bir duyarlılık sergiler. Çevrelerine hayat vermek için adeta bir sözleşme imzalamış gibidirler.   Gel gör ki, bu eşsiz düzenin tam ortasında duran insanoğlu, çoğunlukla kendinden başka her şeye karşı derin bir duyarsızlık içindedir. Kâinatın bu muazzam güzelliğine değer katmak bir yana dursun; günü kurtarmak, sadece "kendi gemisini yürütmek" adına güzelim hayatı harcar, hiç eder. Bitkilerin, güneşin ya da yağmurun hassasiyetinin aksine, insan çoğunlukla bencilce bir rahatlığın peşindedir. Sanır ki sadece kendisi rahat olunca, kendi alanı temiz kalınca dünyadaki her şey tamam olacak. Fakat gerçek hiç de öyle değil.   Geçenlerde bir otobüs yolculuğu sırasında şoförün bir yolcuyla yaptığı sohbete tanık oldum. Şoförün o haklı sitemi, aslında toplumsal olarak nerede tıkandığımızı özetliyordu. Yolculardan biri otobüse meyve suyu dökmüş, kirletmiş ve hiçbir şey olmamış gibi gideceği durağa varınca rahatça inip gitmişti. İşte o otobüsü temiz tutmaya çalışmaktır duyarlılık; arkasına bile bakmadan, başkasının alanına saygı duymadan çekip gitmenin adıdır duyarsızlık.Duyarlılık tam da böyle anlarda, günlük hayatın içinden çıkıp sadece sözlükte yazılı bir kelime olarak kalıyor.   Otobüs yolculukları insan manzaralarını izlemek için harika fırsatlar sunar her zaman. Yine bir gün, şoförün en ön sırada oturan bir tanıdığına içini döktüğünü duydum: “Herkes elinden geleni yapsa iyilik adına, doğruluk adına; aslında dünya ne güzel yaşanacak bir yer olur...” diyordu şoför heyecanlı bir ses tonuyla. Bu sözler yüzümde hem sevinç hem de keder dolu bir tebessüm bıraktı. Sevindim, çünkü dünyanın bir yerlerinde hâlâ hayatı güzelleştirebileceğine inanan, iyi şeyler düşünen insanların var olduğunu bilmek umut vericiydi. Kederlendim, çünkü bu tür umutların ve naif insanların gün geçtikçe azaldığını, tükendiğini görmek, bazen de bu uğurda atılan adımların büyük resimde hak ettiği yeri ve karşılığı bulamadığını bilmek canımı acıtıyordu.   Aslında duyarlılık, haksız ve yersiz bir rahatlıktan rahatsız olmaktır. Herkesin huzuru, mutluluğu ve iyiliği için dertlenmektir. Bu his, çok büyük adımlar atarak başlamaz; bir çiçeğe su vermekle, bir çocuğu sevgiyle büyütmekle başlar. Bir çocuğu temiz, güvenilir ve sağlıklı yarınlara hazırlayabilmektir duyarlılık.   Bugün ve yarın için, insanlık adına kimin elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Duyarlılık bazen hayati bir bilgiyi paylaşmaktır, bazen bir kap aşı bölüşmek. Bazen karşıdakinin içini ısıtacak küçük bir tebessüm, bazen zor anında uzatılan sıcacık bir dost elidir. Yarınlara miras kalacağını bilerek toprağa bir fidan dikmek ya da bir insanın yüreğine sevgi tohumları ekip onu iyilikle yeşertmektir.     İnsanın bu dünyadaki en temel erdemi; kendi canı gibi bilmektir her canı. İyilik, doğruluk, hak ve hakkaniyet için didinmektir. Bizi gerçekten "insan" yapan değerleri korumak, savunmak ve bu hayata kendimizden güzel bir şeyler katabilmektir duyarlılık. Çünkü dünya, sadece kendini kurtaranların değil, birlikte iyileşenlerin sayesinde dönüyor.
Ekleme Tarihi: 09 Ekim 2026 -Cuma
Nahide Boğa

DUYARLILIK SÖZCÜĞÜ SÖZLÜKTE KALINCA!

 

Türk Dil Kurumu sözlüğünü açıp baktığımızda duyarlılık kelimesi için oldukça sade tanımlar görürüz: "Duyarlı olma durumu, hassaslık, hassasiyet..." Karşıtı olan duyarsızlık ise "duyarlı olmayan" diye tanımlanır. Oysa bu iki kavramın hayatın içindeki karşılığı, sözlükteki birkaç kelimeden çok daha derindir. Duyarlılık bir varoluş biçimiyken, duyarsızlık insanın kendi dışındaki dünyaya gözlerini kapatmasıdır.

 

Doğaya baktığımızda bu kavramın en yalın hâlini görürüz. Örneğin bir reyhan çiçeği, her bitki gibi inanılmaz bir duyarlılığa sahiptir. Sadece göze hitap eden güzelliğiyle kalmaz; ona hafifçe dokunduğunuz an etrafa yaydığı o mis kokusuyla insanın içine bir serinlik, bir huzur üfler. Kendi canlılığıyla, başka canların hayatına hiç çaba sarf etmeden değer katar. Aslında bütün bir doğa hassas dengeler üzerine kuruludur. Bir çiçek rengiyle, bir ağaç meyvesiyle, yağmur rahmetiyle, güneş ise bereketiyle kesintisiz bir duyarlılık sergiler. Çevrelerine hayat vermek için adeta bir sözleşme imzalamış gibidirler.

 

Gel gör ki, bu eşsiz düzenin tam ortasında duran insanoğlu, çoğunlukla kendinden başka her şeye karşı derin bir duyarsızlık içindedir. Kâinatın bu muazzam güzelliğine değer katmak bir yana dursun; günü kurtarmak, sadece "kendi gemisini yürütmek" adına güzelim hayatı harcar, hiç eder. Bitkilerin, güneşin ya da yağmurun hassasiyetinin aksine, insan çoğunlukla bencilce bir rahatlığın peşindedir. Sanır ki sadece kendisi rahat olunca, kendi alanı temiz kalınca dünyadaki her şey tamam olacak. Fakat gerçek hiç de öyle değil.

 

Geçenlerde bir otobüs yolculuğu sırasında şoförün bir yolcuyla yaptığı sohbete tanık oldum. Şoförün o haklı sitemi, aslında toplumsal olarak nerede tıkandığımızı özetliyordu. Yolculardan biri otobüse meyve suyu dökmüş, kirletmiş ve hiçbir şey olmamış gibi gideceği durağa varınca rahatça inip gitmişti. İşte o otobüsü temiz tutmaya çalışmaktır duyarlılık; arkasına bile bakmadan, başkasının alanına saygı duymadan çekip gitmenin adıdır duyarsızlık.Duyarlılık tam da böyle anlarda, günlük hayatın içinden çıkıp sadece sözlükte yazılı bir kelime olarak kalıyor.

 

Otobüs yolculukları insan manzaralarını izlemek için harika fırsatlar sunar her zaman. Yine bir gün, şoförün en ön sırada oturan bir tanıdığına içini döktüğünü duydum: “Herkes elinden geleni yapsa iyilik adına, doğruluk adına; aslında dünya ne güzel yaşanacak bir yer olur...” diyordu şoför heyecanlı bir ses tonuyla. Bu sözler yüzümde hem sevinç hem de keder dolu bir tebessüm bıraktı. Sevindim, çünkü dünyanın bir yerlerinde hâlâ hayatı güzelleştirebileceğine inanan, iyi şeyler düşünen insanların var olduğunu bilmek umut vericiydi. Kederlendim, çünkü bu tür umutların ve naif insanların gün geçtikçe azaldığını, tükendiğini görmek, bazen de bu uğurda atılan adımların büyük resimde hak ettiği yeri ve karşılığı bulamadığını bilmek canımı acıtıyordu.

 

Aslında duyarlılık, haksız ve yersiz bir rahatlıktan rahatsız olmaktır. Herkesin huzuru, mutluluğu ve iyiliği için dertlenmektir. Bu his, çok büyük adımlar atarak başlamaz; bir çiçeğe su vermekle, bir çocuğu sevgiyle büyütmekle başlar. Bir çocuğu temiz, güvenilir ve sağlıklı yarınlara hazırlayabilmektir duyarlılık.

 

Bugün ve yarın için, insanlık adına kimin elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Duyarlılık bazen hayati bir bilgiyi paylaşmaktır, bazen bir kap aşı bölüşmek. Bazen karşıdakinin içini ısıtacak küçük bir tebessüm, bazen zor anında uzatılan sıcacık bir dost elidir. Yarınlara miras kalacağını bilerek toprağa bir fidan dikmek ya da bir insanın yüreğine sevgi tohumları ekip onu iyilikle yeşertmektir.

 

 

İnsanın bu dünyadaki en temel erdemi; kendi canı gibi bilmektir her canı. İyilik, doğruluk, hak ve hakkaniyet için didinmektir. Bizi gerçekten "insan" yapan değerleri korumak, savunmak ve bu hayata kendimizden güzel bir şeyler katabilmektir duyarlılık. Çünkü dünya, sadece kendini kurtaranların değil, birlikte iyileşenlerin sayesinde dönüyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.