Okumak…
Kitap okumak, hayatı okumak, insanı okumak, geçmişi okumak, bugünü anlamak ve yarınların hayallerini kurmak…
‘Oku’ diye başlıyor kutsal kitap. Oku… Hayatı oku, insanı oku, tabiatı oku, kendini oku, kendini tanı, bil. Sonra da bir şeyler kat hayata. Sevgini kat, emeğini kat, gülüşünü kat, sözlerini kat ve böylece güzelleşin hayat…
Okumak neden önemli…
Hep okumanın öneminden bahsediyoruz. Peki, neden bu kadar önemsiyoruz okumayı? Nereye varmayı planlıyoruz okuyarak? Okumak bize ne kazandırıyor?
Uzun soluklu bir serüvendir okumak. Ta Kadim kitaplardan, çividen, tabletten bu yana, mağaradan kayadan beri yazmış çizmiş insanoğlu. Bir şeyler aktarmaya çalışmış sonrasına. Sonra gelen de bir şeyler bulmaya çalışmış kadim bilgiden, geçmişe dair. İşte böyle anlaşıyor insanoğlu nesilden nesile… İşte böyle tanıyor, biliyor, anlıyor kendini ve dünyanın hatta kâinatın ahvalini…
Bitti mi? Hayır elbette! Biter mi hiç okumanın nimetleri?
Okudukça hayal dünyamız gelişir…
Okumak hayal dünyamızı geliştirir. Hayal kurmak ise insanın ruhunu dinç tutar. Hayal kurdukça yenilenir, tazelenir insan. Hayaller, üretkenliği tetikler. Üretken insan yaşlanmaz. Yaş alır sadece. Verimli olur. Hayata faydası dokunur, katkısı olur insanlığa.
Okudukça kendimizi buluruz…
Bazen de okuduğumuz satır aralarında kendimize dair bir şeyler buluruz. Bazen kendimize bile söyleyemediğimiz şeyler vardır. Satırlar dile gelip bize söylediğinde içimize bastırdıklarımızı, işte o zaman uyanırız uyuduğumuz uykudan. Kendimizi fark ederiz, onca hengâmenin, karışıklığın arasında kendimizi bulup çıkartırız kaybolduğu yerden. Kendimizi ifade etmemize yardımcı olur kitaplar. Yeni kapılar aralanır okudukça…
Okudukça harmanlanır bilgiler…
Okumakla elde ettiğimiz bilgiler en sonunda bizi bir yere ulaştırır. Ancak o yere varmak için öncesinde kendi özünde harmanlamak gerek bilgiyi. Harmanlanan bilgi insanın yaşamına, davranışlarına ve kişiliğine de etki etmeye başlar ise işte o zaman okumanın bizi asıl ulaştırması beklenen noktaya erişmiş oluruz.
Okumanın bizi getirmesini temenni ettiğimiz nokta…
Nedir o varmak istediğimiz nokta: Erdemdir sevgili okurlar. Bilgi akılla harmanlanıp, insanın yaşamına sirayet ettiği zaman, vardığı menzil ne güzeldir! Erdem ahlaklı olmaktır, erdem alçak gönüllüktür, erdem sevgidir, erdem doğruluktur, erdem yardımseverliktir.
Erdem Bilgeliktir…
Erdem bilgeliktir. Bilge insan, bildikçe aslında hiçbir şey bilmediğini fark edendir. Bildikçe baş öne eğilir. Tıpkı dalları meyve yüklü bir ağacın, meyvelerini insanlara sunmak isteyip de dallarını öne eğmesi gibidir bilge insan. Bilgi alçak gönüllüktür. Bilgi sevmektir hayatı. Hayatın getirdiklerini kabul edip, kendine kattıkları ile yol yürümektir, bir şeyler katmaktır şu hayata. Yürüdüğü yolu güzelleştirmektir.
Neticede! Okudukça yolumuz güzelliklere çıkacak sevgili okurlar…
Buna inanın…