"Bozulan yeni nesil değildir. Yeni nesil ancak yetişmiş insanlar çoktan bozulmuşsa mahvolur."
Montesquieu söylemiş bu sözleri ta 17. yüzyılda.
Bazen insanların öteden beri aynı dar boğazlarda, aynı açmazlarda devinip durduğu hissine kapılırım. Bu gün yakındığımız şeyler adeta geçmişin birer tekrarı gibi. O halde neden ders almayız geçmişten ve hep aynı hataları yaparız?
Küçükken sanırdım ki; bir merdivenin basamakları gibidir her şey. Ve git gide daha iyiye, daha yükseğe, daha güzele doğru ilerler hayat. Ve sonrasında cennet olur dünya!
Ama öyle olmamış maalesef ve insanlık her dönemde, belki de hep benzer hataları tekrar ettiği için yine benzer sıkıntılarla boğuşup durmuş. Boş vermişlik, vurdumduymazlık, sen-bencilik, bananecilik, umursamazlık, anlamsızca eğlenceye boğulmak, hayatın değerlerini unutup gündelik işlere kapılıp kalmak ve saire… Bunlar artırılabilir elbette ama gerek yok. Çünkü biliyorum ki herkes olan bitenin farkında zaten… Hepimiz biliyoruz ki; bu günler, bizim çocukluğumuza hiç benzemiyor…
Bilmesine biliyoruz, evet! Fakat sorun şu ki; çok az insan bir şeyleri yapılandırmak, düzeltmek, yoluna koymak için uğraşıyor. Çoğunluk ya görmezden geliyor ya da halının altına süpürüyor sorunları. Veya ‘ben ne yapabilirim ki’ diye hayıflanıyor. Az-çok, ne mümkünse iyilik, güzellik adına, kim ne yapabiliyorsa yapmalı. En azından çabalamalı. Unutmayın: ‘O adımı siz atmazsanız başkası belki de hiç atmayacak!’ Dünya, ektiğiniz filizlerle daha yaşanılabilir, daha güzel bir yer olacak…
Yeni nesil!
Bu hikâyenin, hangi çağda olursa olsun, en masumu ve mağduru, çocuklar ve gençler oluyor yazık ki... 'Bu nesil şöyle, bu gençlik böyle' diye yakınmanın da kolaya kaçmaktan başka bir izahı yok. O halde çocuğa, gence sitem edeceğimize, yetişkinler ne yapmış, ne yapıyor ona bakmak gerek. Çünkü biz bugünleri onların yarınlarından ödünç aldık ve yaşıyoruz. Onlara güzel yarınlar bırakmak olmalı asli hedefimiz.
'Bu günü bulmuşum, yaşar geçerim' rahatlığının faturasını, kendini rüzgârda savrulan kuru yaprakların arasında bulan çocuklar ödememeli! Onlara güzel miraslar bırakanların ardından yürümeli çocuklar. Umut veren yarınları devralmalılar. Var olanlara tutunacaklar ki; rüzgârlara karşı yelken açabilsinler…
‘Kökü yetiştirin. Yapraklar ve dallar, kendi başının çaresine bakacaktır.’
-Konfüçyüs-
Her nesil, doğal olarak kendini içinde bulduğu ortama adapte edecektir. Kendini bulduğu ortamı anlamaya, uyum sağlamaya çalışacaktır. Burada önemli olan husus; çocuklar ve gençler etrafı gözlemlerken, olumlu örneklerle, iyi rol modellerle, eskinin kadim bilgisini aktaranlarla ve uygulayanlarla karşılaşacaklar mı? Yetişkinler bu hususta üzerine düşeni yapacak mı? Yeni nesle kültür aktarımı yaparken, kendileri iyi birer örnek olacaklar mı? Yoksa biz üzerimize düşen sorumlulukları almadan ‘Bu gençlik nereye gidiyor böyle’ diye yakınıp duracak mıyız?
Anasayfa
Yazarlar
Nahide Boğa Zereyak
Yazı Detayı
Bu yazı 240 kez okundu.
BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR BÖYLE?
"Bozulan yeni nesil değildir. Yeni nesil ancak yetişmiş insanlar çoktan bozulmuşsa mahvolur."
Montesquieu söylemiş bu sözleri ta 17. yüzyılda.
Bazen insanların öteden beri aynı dar boğazlarda, aynı açmazlarda devinip durduğu hissine kapılırım. Bu gün yakındığımız şeyler adeta geçmişin birer tekrarı gibi. O halde neden ders almayız geçmişten ve hep aynı hataları yaparız?
Küçükken sanırdım ki; bir merdivenin basamakları gibidir her şey. Ve git gide daha iyiye, daha yükseğe, daha güzele doğru ilerler hayat. Ve sonrasında cennet olur dünya!
Ama öyle olmamış maalesef ve insanlık her dönemde, belki de hep benzer hataları tekrar ettiği için yine benzer sıkıntılarla boğuşup durmuş. Boş vermişlik, vurdumduymazlık, sen-bencilik, bananecilik, umursamazlık, anlamsızca eğlenceye boğulmak, hayatın değerlerini unutup gündelik işlere kapılıp kalmak ve saire… Bunlar artırılabilir elbette ama gerek yok. Çünkü biliyorum ki herkes olan bitenin farkında zaten… Hepimiz biliyoruz ki; bu günler, bizim çocukluğumuza hiç benzemiyor…
Bilmesine biliyoruz, evet! Fakat sorun şu ki; çok az insan bir şeyleri yapılandırmak, düzeltmek, yoluna koymak için uğraşıyor. Çoğunluk ya görmezden geliyor ya da halının altına süpürüyor sorunları. Veya ‘ben ne yapabilirim ki’ diye hayıflanıyor. Az-çok, ne mümkünse iyilik, güzellik adına, kim ne yapabiliyorsa yapmalı. En azından çabalamalı. Unutmayın: ‘O adımı siz atmazsanız başkası belki de hiç atmayacak!’ Dünya, ektiğiniz filizlerle daha yaşanılabilir, daha güzel bir yer olacak…
Yeni nesil!
Bu hikâyenin, hangi çağda olursa olsun, en masumu ve mağduru, çocuklar ve gençler oluyor yazık ki... 'Bu nesil şöyle, bu gençlik böyle' diye yakınmanın da kolaya kaçmaktan başka bir izahı yok. O halde çocuğa, gence sitem edeceğimize, yetişkinler ne yapmış, ne yapıyor ona bakmak gerek. Çünkü biz bugünleri onların yarınlarından ödünç aldık ve yaşıyoruz. Onlara güzel yarınlar bırakmak olmalı asli hedefimiz.
'Bu günü bulmuşum, yaşar geçerim' rahatlığının faturasını, kendini rüzgârda savrulan kuru yaprakların arasında bulan çocuklar ödememeli! Onlara güzel miraslar bırakanların ardından yürümeli çocuklar. Umut veren yarınları devralmalılar. Var olanlara tutunacaklar ki; rüzgârlara karşı yelken açabilsinler…
‘Kökü yetiştirin. Yapraklar ve dallar, kendi başının çaresine bakacaktır.’
-Konfüçyüs-
Her nesil, doğal olarak kendini içinde bulduğu ortama adapte edecektir. Kendini bulduğu ortamı anlamaya, uyum sağlamaya çalışacaktır. Burada önemli olan husus; çocuklar ve gençler etrafı gözlemlerken, olumlu örneklerle, iyi rol modellerle, eskinin kadim bilgisini aktaranlarla ve uygulayanlarla karşılaşacaklar mı? Yetişkinler bu hususta üzerine düşeni yapacak mı? Yeni nesle kültür aktarımı yaparken, kendileri iyi birer örnek olacaklar mı? Yoksa biz üzerimize düşen sorumlulukları almadan ‘Bu gençlik nereye gidiyor böyle’ diye yakınıp duracak mıyız?
Ekleme
Tarihi: 12 Mart 2026 -Perşembe
BU GENÇLİK NEREYE GİDİYOR BÖYLE?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(1)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
Safiye Yılmazer Uruk
(13.03.2026 16:48 -
#2695)
Nahide Hanım, hepimizin yakınıp şikâyet ettiği ve hep suçu gençlere attığı o kolaycı yanımızı bu denli açık bir dille ele almanız çok kıymetli. Onları suçlamak ya da suçlu aramak yerine, işe kendimizden başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Kaleminiz daim olsun, tebrik ediyorum, iç sesimizi yüksek sesle vurguladığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Dostlukla...