KÜTÜPHANELER İYİLEŞTİRİR
Kütüphane Haftasının bu yılki teması ‘Kütüphaneler İyileştirir.’ Bu ana tema kapsamında, dün (1 Nisan 2026) Adana İl Halk Kütüphanesi ile Adana Şair ve Yazarlar Platformu iş birliği ile düzenlenen bir program kapsamında Adana İl Halk Kütüphanesi’nde, değerli yazarlarla bir araya geldik ve kütüphanelerin şifalandırıcı özelliği üzerine konuştuk. Kütüphanelerin insanı nasıl iyileştirdiğini, gelin birlikte düşünelim:
Bu paragrafı okuduktan sonra gözlerinizi 15-20 saniyeliğine kapatmanızı rica ediyorum. İlkokul yıllarınıza gidin. Okul çantanızı açınca dışarı yayılan kokuyu hatırlıyor musunuz? Ne kokuyor çantanın içi? Geçmişten gelen o koku, sizde nasıl bir his uyandırdı? Beliren hislerinize dair aklınızda birkaç kelime tutun lütfen ve sonraki satırlarda yine buluşalım.
Ne kokuyordu çantanızın içi? Mis gibi kitap kokuyordu, değil mi? Peki ne hissettirdi size o koku? Kokuyu duyumsayınca beliren hislerinize dair aklınızda birkaç kelime tutmanızı istemiştim. Haydi, kelimeleri birlikte sıralayalım. Huzur, dinginlik, ait olma, rahatlama, güven, mutluluk… Bize böyle hissettiren şeyin ne olduğunu birlikte düşünelim: Kâğıdın ham maddesi nedir? Ağaç… Yani doğa, yani tabiat, yani saf, yalın, temiz… İnsanın hamuru da tabiattandır. Bu yüzden insan, huzur bulur kitaplarda… Kitap kokusu bize özümüzü hatırlatır, hissettirir.
Kendimizi yakın hissediyoruz kitaplara. Bize ait bir şeyler var o satırların arasında. Bize dair gizler saklıyor o sayfalar. Kitaplar insana dair, hayata dair, tabiata dair şeyler içeriyor hem hamurunda hem de satır aralarında… Bu yüzen bağ kuruyoruz kitaplarla. Bu yüzden güveniyoruz onlara. Arkadaş oluyoruz dost oluyoruz… Aidiyet duygumuz baskın geliyor kitap sayfaları arasında dolaşırken. Kendimizi arıyoruz kitaplarda. Ve buluyoruz sonra aradığımız her şeyi: Dünü buluyoruz. Dünün bilgisi, bize bu günün anahtarını veriyor. Bu günü hakkı ile yaşayınca, yarınlara koşuyoruz güvenle. Kütüphaneler yarınların kapılarını aralıyor bizler için.
Bilgi gibi kıymetli bir hazineye erişiyoruz kitap okurken. O hazine bize huzur veriyor kitabı koklarken.
Kitaplar kokuları ile ruhumuza dokunuyor. Bunda hemfikiriz sanırım. Hepsi bu kadar mı? Elbette ki hayır… Kitabın içindeki sözler, kelimeler, cümleler ve bilgiler, düşüncelerimizin ve hislerimizin şifacısıdır adeta. İşte bu yüzden onca kıymetli eserin bulunduğu kütüphaneler, içerisindeki bunca hazineden dolayı insanı iyileştirir. Tarih doludur kütüphaneler. Dün oradadır. Bu gün yaşıyor şimdi kütüphanelerin içinde. Yarınlara dair bir şeyler vardır mutlaka orada… Umut vardır, hayal vardır, bilgi vardır, aramak vardır, bulmak vardır orada… Ve tam da bu yüzden kütüphaneler iyileştirir…
Bu noktada şunu sorabiliriz kendimize: Madem söz konusu bilgi hazinesine erişmek ise, o halde teknolojik okumalara neden aynı gözle bakmıyoruz, bakamıyoruz? Neticede teknolojik okumalarla da ulaşabiliyoruz bilgiye… Neden aynı tadı vermiyor kitaplar ile? Bu soruyu bir soruyla birleştirip cevabı size bırakıyorum. Bilgisayardan veya telefondan bir makale veya herhangi bir yazı okurken o duyguyu hissedebiliyor musunuz? Cevabınızı tahmin ediyor gibiyim: Bence de hayır! Neden hissedemiyoruz aynı kokuyu, aynı hissi? Teknolojik aletler doğallıktan saflıktan uzak çünkü… Onların amacı bizi yapaylığa alıştırmaktır… Gerçeklikten uzaklaştırmaktır. Yapaylık yok bizim hamurumuzda. Doğallık var, gerçeklik var. İşte bu yüzden kütüphaneler iyileştirir, kitaplar iyileştirir…
Sevgiyle kalın. Huzur ve kitap kokusu eksik olmasın hayatınızdan…
Anasayfa
Yazarlar
Nahide Boğa Zereyak
Yazı Detayı
Bu yazı 68 kez okundu.
KÜTÜPHANE HAFTASI
KÜTÜPHANELER İYİLEŞTİRİR
Kütüphane Haftasının bu yılki teması ‘Kütüphaneler İyileştirir.’ Bu ana tema kapsamında, dün (1 Nisan 2026) Adana İl Halk Kütüphanesi ile Adana Şair ve Yazarlar Platformu iş birliği ile düzenlenen bir program kapsamında Adana İl Halk Kütüphanesi’nde, değerli yazarlarla bir araya geldik ve kütüphanelerin şifalandırıcı özelliği üzerine konuştuk. Kütüphanelerin insanı nasıl iyileştirdiğini, gelin birlikte düşünelim:
Bu paragrafı okuduktan sonra gözlerinizi 15-20 saniyeliğine kapatmanızı rica ediyorum. İlkokul yıllarınıza gidin. Okul çantanızı açınca dışarı yayılan kokuyu hatırlıyor musunuz? Ne kokuyor çantanın içi? Geçmişten gelen o koku, sizde nasıl bir his uyandırdı? Beliren hislerinize dair aklınızda birkaç kelime tutun lütfen ve sonraki satırlarda yine buluşalım.
Ne kokuyordu çantanızın içi? Mis gibi kitap kokuyordu, değil mi? Peki ne hissettirdi size o koku? Kokuyu duyumsayınca beliren hislerinize dair aklınızda birkaç kelime tutmanızı istemiştim. Haydi, kelimeleri birlikte sıralayalım. Huzur, dinginlik, ait olma, rahatlama, güven, mutluluk… Bize böyle hissettiren şeyin ne olduğunu birlikte düşünelim: Kâğıdın ham maddesi nedir? Ağaç… Yani doğa, yani tabiat, yani saf, yalın, temiz… İnsanın hamuru da tabiattandır. Bu yüzden insan, huzur bulur kitaplarda… Kitap kokusu bize özümüzü hatırlatır, hissettirir.
Kendimizi yakın hissediyoruz kitaplara. Bize ait bir şeyler var o satırların arasında. Bize dair gizler saklıyor o sayfalar. Kitaplar insana dair, hayata dair, tabiata dair şeyler içeriyor hem hamurunda hem de satır aralarında… Bu yüzen bağ kuruyoruz kitaplarla. Bu yüzden güveniyoruz onlara. Arkadaş oluyoruz dost oluyoruz… Aidiyet duygumuz baskın geliyor kitap sayfaları arasında dolaşırken. Kendimizi arıyoruz kitaplarda. Ve buluyoruz sonra aradığımız her şeyi: Dünü buluyoruz. Dünün bilgisi, bize bu günün anahtarını veriyor. Bu günü hakkı ile yaşayınca, yarınlara koşuyoruz güvenle. Kütüphaneler yarınların kapılarını aralıyor bizler için.
Bilgi gibi kıymetli bir hazineye erişiyoruz kitap okurken. O hazine bize huzur veriyor kitabı koklarken.
Kitaplar kokuları ile ruhumuza dokunuyor. Bunda hemfikiriz sanırım. Hepsi bu kadar mı? Elbette ki hayır… Kitabın içindeki sözler, kelimeler, cümleler ve bilgiler, düşüncelerimizin ve hislerimizin şifacısıdır adeta. İşte bu yüzden onca kıymetli eserin bulunduğu kütüphaneler, içerisindeki bunca hazineden dolayı insanı iyileştirir. Tarih doludur kütüphaneler. Dün oradadır. Bu gün yaşıyor şimdi kütüphanelerin içinde. Yarınlara dair bir şeyler vardır mutlaka orada… Umut vardır, hayal vardır, bilgi vardır, aramak vardır, bulmak vardır orada… Ve tam da bu yüzden kütüphaneler iyileştirir…
Bu noktada şunu sorabiliriz kendimize: Madem söz konusu bilgi hazinesine erişmek ise, o halde teknolojik okumalara neden aynı gözle bakmıyoruz, bakamıyoruz? Neticede teknolojik okumalarla da ulaşabiliyoruz bilgiye… Neden aynı tadı vermiyor kitaplar ile? Bu soruyu bir soruyla birleştirip cevabı size bırakıyorum. Bilgisayardan veya telefondan bir makale veya herhangi bir yazı okurken o duyguyu hissedebiliyor musunuz? Cevabınızı tahmin ediyor gibiyim: Bence de hayır! Neden hissedemiyoruz aynı kokuyu, aynı hissi? Teknolojik aletler doğallıktan saflıktan uzak çünkü… Onların amacı bizi yapaylığa alıştırmaktır… Gerçeklikten uzaklaştırmaktır. Yapaylık yok bizim hamurumuzda. Doğallık var, gerçeklik var. İşte bu yüzden kütüphaneler iyileştirir, kitaplar iyileştirir…
Sevgiyle kalın. Huzur ve kitap kokusu eksik olmasın hayatınızdan…
Ekleme
Tarihi: 02 Nisan 2026 -Perşembe
KÜTÜPHANE HAFTASI
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.