Nahide Boğa Zereyak
Köşe Yazarı
Nahide Boğa Zereyak
 

ANILARA GÜLÜMSEMEK VE ÇİÇEK AÇTIRMAK HAYATA

Sapsade defterlerimizin kenarlarına çizgilerden desenler çizerken, o günleri özleyerek anacağımızı bilmiyorduk henüz. Bugün aklımıza düştüğümüzde ise yüzümüze bir tebessüm otuyor yerli yersiz… Karşıdan bakanın şaşkınlığını gizleyemediği, sebebini bilemediği, gözlerimizin içini parlatan o sessiz tebessüm, neler anlatır aslında... Çocukluk yıllarımızın en saf, en temiz, en masum yıllarına yolculuktur esasına bir tebessüm. Her çocuğun yüzünü gülümseten en az birkaç anısı vardır ve olmalıdır da mutlaka. Belki ayağı kayıp bir su birikintisine düşmüştür. Belki çekirgeler sıçrarken etrafında kaçmaya çalıştığı gelir aklına. Salıncaktan düştüğünü hatırlayıp gülümser usulca. Bir ekmeğin kaç eş parçaya bölündüğünü bilmek için hiç matematik bilgisine gerek olmadığını anlar. Kaç kişi varsa o kadar bölünebilir işte! Kenarı işlemeli bez mendili, bilmem kaçıncı kez yıkayıp yıkayıp kullanmaktır belki de bir tebessümün sebebi. Buz gibi diğer odaya gidemediği için kedi gibi sobanın kenarına kıvrılmaktır. Sobaya atılan portakal kabuğunun yarattığı esans kokusudur gülümsemek. Büyüyüp adam olacağı söylenen, ama bunun ne anlama geldiğini ancak büyüyünce anladığına gülümsemektir belki de. Ivır zıvır diye nitelendirilebilecek materyallerle icatlar yapmaktır bazen. Hem de o zamanlar bunun neye yarayacağını hiç bilmeden. Elle çalıştırılan radyoyu, kim bilir kaçıncı kez bozup tamir ettiğin halde, hâlâ ses çıkarabiliyor olmasına hayret etmektir. Anı biriktirmenin kıymetini, yaş aldıkça bilmek; kırlaşan saçlarına baktıkça, zamanı geri getirebileceğini zannetmek ama sonuçta gerçeği kabullenmektir bazen… Zihnindeki sinema perdesinde, koleksiyonundaki filmleri döndür döndür izleyip, tebessüm etmektir yaşamak... Anıları özlemek, geçmişin hasretinden mi, bu günlerin içinde geçmişin izlerini arayıp bulamayışımızdan mı, zamanın içinde kaybolmaktan mı, iyilik arayışından mı, değerlerin yitip gitmesine karşı duyulan kaygıdan mı kaynaklanıyor tam olarak bilemiyorum. Ancak bildiğim iki şey var. Birincisi, geçmişi geri getirememekle beraber, anılardan feyz alarak yaşamanın güzelliği… İkincisi ise bugünlerden yarınlara, tatlı tebessümler bıraktıracak şekilde yaşamak ve bu günlere değer katıp, yarınları güzelleştirmek için didinmek… İyilik arzuluyorsak eğer iyilik tohumları ekmek gerek. Geçmişten gelen kadim izleri bugünlere entegre etmek gerek. Ve kaybedilmemesi gereken değerlere sıkı sıkıya sarılmak…  Hayatın algoritması belli bir standarda tabi değil elbette. Nice çocuğun yüzü gülmüyor bu gün yazık ki… Masumu oldukları dünyanın suçunun sanki kendilerine yüklenmesi istenircesine acımasız olabiliyor bazen hayat. Bunun da üstesinden gelinir elbet... Hayatı acımasızlığa iten de insanoğlu değil mi en nihayetinde! Ve yine insanoğludur hayatı güzelleştirecek ve sonsuz gülümseyişlere sebepler yaratacak olan… Aslolan niyet… Niyetimizin etrafında çabalayarak ortaya güzel şeyler koyacağız. Ne ekiyorsak onu biçeceğiz hayatta… Bir kez gülümsetmeye niyet ettiysek eğer çocukları, demek ki orada çiçek açacak hayat…
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2026 -Salı
Nahide Boğa Zereyak

ANILARA GÜLÜMSEMEK VE ÇİÇEK AÇTIRMAK HAYATA


Sapsade defterlerimizin kenarlarına çizgilerden desenler çizerken, o günleri özleyerek anacağımızı bilmiyorduk henüz. Bugün aklımıza düştüğümüzde ise yüzümüze bir tebessüm otuyor yerli yersiz… Karşıdan bakanın şaşkınlığını gizleyemediği, sebebini bilemediği, gözlerimizin içini parlatan o sessiz tebessüm, neler anlatır aslında... Çocukluk yıllarımızın en saf, en temiz, en masum yıllarına yolculuktur esasına bir tebessüm.
Her çocuğun yüzünü gülümseten en az birkaç anısı vardır ve olmalıdır da mutlaka. Belki ayağı kayıp bir su birikintisine düşmüştür. Belki çekirgeler sıçrarken etrafında kaçmaya çalıştığı gelir aklına. Salıncaktan düştüğünü hatırlayıp gülümser usulca. Bir ekmeğin kaç eş parçaya bölündüğünü bilmek için hiç matematik bilgisine gerek olmadığını anlar. Kaç kişi varsa o kadar bölünebilir işte!
Kenarı işlemeli bez mendili, bilmem kaçıncı kez yıkayıp yıkayıp kullanmaktır belki de bir tebessümün sebebi. Buz gibi diğer odaya gidemediği için kedi gibi sobanın kenarına kıvrılmaktır. Sobaya atılan portakal kabuğunun yarattığı esans kokusudur gülümsemek.
Büyüyüp adam olacağı söylenen, ama bunun ne anlama geldiğini ancak büyüyünce anladığına gülümsemektir belki de. Ivır zıvır diye nitelendirilebilecek materyallerle icatlar yapmaktır bazen. Hem de o zamanlar bunun neye yarayacağını hiç bilmeden. Elle çalıştırılan radyoyu, kim bilir kaçıncı kez bozup tamir ettiğin halde, hâlâ ses çıkarabiliyor olmasına hayret etmektir.
Anı biriktirmenin kıymetini, yaş aldıkça bilmek; kırlaşan saçlarına baktıkça, zamanı geri getirebileceğini zannetmek ama sonuçta gerçeği kabullenmektir bazen… Zihnindeki sinema perdesinde, koleksiyonundaki filmleri döndür döndür izleyip, tebessüm etmektir yaşamak...
Anıları özlemek, geçmişin hasretinden mi, bu günlerin içinde geçmişin izlerini arayıp bulamayışımızdan mı, zamanın içinde kaybolmaktan mı, iyilik arayışından mı, değerlerin yitip gitmesine karşı duyulan kaygıdan mı kaynaklanıyor tam olarak bilemiyorum. Ancak bildiğim iki şey var. Birincisi, geçmişi geri getirememekle beraber, anılardan feyz alarak yaşamanın güzelliği… İkincisi ise bugünlerden yarınlara, tatlı tebessümler bıraktıracak şekilde yaşamak ve bu günlere değer katıp, yarınları güzelleştirmek için didinmek…
İyilik arzuluyorsak eğer iyilik tohumları ekmek gerek. Geçmişten gelen kadim izleri bugünlere entegre etmek gerek. Ve kaybedilmemesi gereken değerlere sıkı sıkıya sarılmak… 
Hayatın algoritması belli bir standarda tabi değil elbette. Nice çocuğun yüzü gülmüyor bu gün yazık ki… Masumu oldukları dünyanın suçunun sanki kendilerine yüklenmesi istenircesine acımasız olabiliyor bazen hayat. Bunun da üstesinden gelinir elbet... Hayatı acımasızlığa iten de insanoğlu değil mi en nihayetinde! Ve yine insanoğludur hayatı güzelleştirecek ve sonsuz gülümseyişlere sebepler yaratacak olan…
Aslolan niyet… Niyetimizin etrafında çabalayarak ortaya güzel şeyler koyacağız. Ne ekiyorsak onu biçeceğiz hayatta…
Bir kez gülümsetmeye niyet ettiysek eğer çocukları, demek ki orada çiçek açacak hayat…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat