Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

ÇOCUKLARDAN NE BEKLİYORUZ?

ÇOCUKLARDAN NE BEKLİYORUZ? AKADEMİK BAŞARI Bir önceki ‘Mazinin Kapısı Aralandı’ başlıklı yazımda biz çocukken nasıldık, neler yaşadık, neler hissettik konusuna değinmeye çalıştım. Yazarken benim, okurken de eminim ki sizlerin yüzünde tatlı tebessümler bırakan bir yazı oldu. Ancak bu gün pek gülemeyeceğiz. Biraz acıyacak canımız! Durup düşüneceğiz biraz. Empati kuracağız bugünün çocuklarıyla. Kendimizi onların yerine koyacağız dünün küçükleri, bugünün büyükleri olarak. Başarı! Bugün çocuklardan istenen tek şey, ‘başarı’*! Günümüzde çocuklar, yazık ki sadece akademik başarı dayatmalarıyla bir açmaza sürüklenmiş durumdalar. Elbette ki çocuklarımız okusun, iyi yerlere gelsinler istiyoruz. Bu vatanın okumuş, aydın, çalışkan, emek veren insanlara çok ihtiyacı var. Aynı zamanda insanlar hayatlarını idame ettirebilmek için de bir mesleğe ve bir sosyal çevreye ihtiyaç duyarlar. Akademik başarının burada da çocukların hayatına sağlayacağı katkı yadsınamaz. İyi bir eğitim, çocuğun geleceğe daha güvenle bakmasını sağlar. İyi eğitim almış bir çocuk hem kendisine, hem çevresine, hem de ülkesine faydalı olur. Ülkemizi uluslararası mecrada en güzel şekilde temsil eder. Çocuk mutlu, aile huzurlu, ülke refah içinde olur. Ancak bir şey var ki; sandığımızdan da önemli ve kritik: Çocuklar çocuk olmayı unuttu! Unutturduk! Sürekli bir ders baskısı ve başarı* beklentisi ile yorduk çocukları. Bu gün baktığımızda artık çocuklar bilgiyi, eğitimi, öğrenimi, kuralları, disiplini önemsemez oldular. Çünkü biz çocuklara çocukluklarını yaşama şansı bırakmadan başarı* beklentisi içine soktuk onları ve hayal kurmalarına bile izin vermedik. Hâlbuki çocuk, hayallerden beslenir! Hep koca koca insanlar olmalarını bekledik onlardan. Bir yetişkin gibi davranmalarını istedik her yerde. Her şeyi en az bir yetişkin kadar bilmeye ve her şeyi doğru yapmaya şartlandırdık onları. Akademik başarıları yoksa hiçbir şey olamayacakları yanılgısına doğru ittik belki de farkında olmadan. Akademik alanda başarılı olacak çocukları ise bu baskılar neticesinde adeta birer stres topuna çevirdik.  Yorduk çocukları! Bırakalım da çocuklar biraz da çocuk olsunlar. Tabiatın içinde olmalarına fırsat verelim. Hayatı keşfederek öğrensinler. Çocukluğa has bir değer olan merak duygusunu, keşifler yaparak elde ettikleri hayat tecrübesine dönüştürebilsinler. Hayatı keşfettikçe, ilgi duydukları alanlarda daha çok soru soracak, araştırmalar yapacak, belki de öğrenim hayatlarını buradan sağladıkları kazanımlarla şekillendireceklerdir. Merak etikleri alanları belirleyip, kendilerini bu alanlarda geliştirmek isteyecek, böylece kendilerine bir yol haritası çizeceklerdir… Biz yetişkinler de en başta rol model olarak görevlerimizi yerine getirerek yanlarında olmaya çalışalım onların. Biz kendi görevlerimizi layıkıyla yerine getirelim. Zaten sonra taşlar düzgünce yerine oturur elbette. Bırakalım da onların da en kıymetli zamanları, çocukluk yılları zihinlerinde yüzlerini güldürecek anılar ile kaplasın içlerini. Gayretlerini görmezden gelmeyelim. Takdir edelim. Çocuğa yapabildiği hissiyatını aşılayalım. Yapamıyorum, yapamayacağım olumsuzluk girdabına sürüklemeyelim onları. Biz yetişkinler dahi, bir güzel söz duyunca nasıl da mutlu oluyoruz. O halde çocukların da buna ihtiyacı olduğunu unutmayalım.  Dersi sevdirelim! Bilgiyi hayatla ilişkilendirerek aktarmak, çocuğun bilgiyi anlayarak ve sindirerek öğrenmesini sağlar. Böylece çocuk, baskıyla ve zorunluluk hissiyle değil, öğrenme arzusuyla yaklaşır derslere. Planlı ve disiplinli bir çalışma rutini oluşturulduğunda ise bu durum beraberinde başarıyı da getirecektir. Dersleri ve hayatı seve seve çalışma ve öğrenme fırsatı yakalayan çocuk, kendini de keşfetme imkânı bulacaktır bu sistemde. İlgi ve yeteneklerine yönelecek; böylece geleceğini kendi elleriyle kolayca şekillendirecektir. Kendi yapamadıklarımızı çocuklardan beklemek, hayatın yükünü onların omuzlarına yüklemek haksızlık değil mi? Çocuklar geleceklerini inşa etmek için elbette çalışacaklar. Ama başkalarının hayal ve beklentileri doğrultusunda yaşamamalı çocuklar. Onlar için gerekli olan huzurlu yaşam standartlarını eğer biz yetişkinler sağlayamazsak, onları sürekli yarışmak ve başarmak zorunda oldukları hissiyatından kurtaramazsak, pes edebilirler! Onca gayret sarf ettiği halde, bu koca yarışta bir yerlere varabilmenin güçlüğü algısına kapılan çocuk, maalesef ki pes edebilir! Pes ettikleri noktada ise daha büyük sıkıntıya düşebilirler… Eğitimi- öğretimi, okulu sadece bir yarış alanı olarak görmek hatasından uzak kalmalıyız. Bu yarışın kazananı olmaz çünkü! Kısa zaman sonra etrafımızı mutsuz ve umutsuz, hayalleri olmayan, tükenmiş çocuklar ve gençler kaplayacak! O zaman bunun hesabını kim verecek? *Başarıyı kendimize göre tanımlıyoruz aslında. Akademik açıdan yeterliliği yüksek olanı başarılı, aksini ise başarısız olarak nitelendiriyoruz. Oysa herkesin ilgi ve yetenekleri farklıdır. Çocukların ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine olanak ve zaman vermek gerekir.
Ekleme Tarihi: 20 Mayıs 2026 -Çarşamba
Nahide Boğa

ÇOCUKLARDAN NE BEKLİYORUZ?

ÇOCUKLARDAN NE BEKLİYORUZ?
AKADEMİK BAŞARI
Bir önceki ‘Mazinin Kapısı Aralandı’ başlıklı yazımda biz çocukken nasıldık, neler yaşadık, neler hissettik konusuna değinmeye çalıştım. Yazarken benim, okurken de eminim ki sizlerin yüzünde tatlı tebessümler bırakan bir yazı oldu. Ancak bu gün pek gülemeyeceğiz. Biraz acıyacak canımız! Durup düşüneceğiz biraz. Empati kuracağız bugünün çocuklarıyla. Kendimizi onların yerine koyacağız dünün küçükleri, bugünün büyükleri olarak.

Başarı!

Bugün çocuklardan istenen tek şey, ‘başarı’*! Günümüzde çocuklar, yazık ki sadece akademik başarı dayatmalarıyla bir açmaza sürüklenmiş durumdalar. Elbette ki çocuklarımız okusun, iyi yerlere gelsinler istiyoruz. Bu vatanın okumuş, aydın, çalışkan, emek veren insanlara çok ihtiyacı var. Aynı zamanda insanlar hayatlarını idame ettirebilmek için de bir mesleğe ve bir sosyal çevreye ihtiyaç duyarlar. Akademik başarının burada da çocukların hayatına sağlayacağı katkı yadsınamaz.

İyi bir eğitim, çocuğun geleceğe daha güvenle bakmasını sağlar. İyi eğitim almış bir çocuk hem kendisine, hem çevresine, hem de ülkesine faydalı olur. Ülkemizi uluslararası mecrada en güzel şekilde temsil eder. Çocuk mutlu, aile huzurlu, ülke refah içinde olur.

Ancak bir şey var ki; sandığımızdan da önemli ve kritik: Çocuklar çocuk olmayı unuttu! Unutturduk! Sürekli bir ders baskısı ve başarı* beklentisi ile yorduk çocukları. Bu gün baktığımızda artık çocuklar bilgiyi, eğitimi, öğrenimi, kuralları, disiplini önemsemez oldular. Çünkü biz çocuklara çocukluklarını yaşama şansı bırakmadan başarı* beklentisi içine soktuk onları ve hayal kurmalarına bile izin vermedik. Hâlbuki çocuk, hayallerden beslenir!

Hep koca koca insanlar olmalarını bekledik onlardan. Bir yetişkin gibi davranmalarını istedik her yerde. Her şeyi en az bir yetişkin kadar bilmeye ve her şeyi doğru yapmaya şartlandırdık onları. Akademik başarıları yoksa hiçbir şey olamayacakları yanılgısına doğru ittik belki de farkında olmadan. Akademik alanda başarılı olacak çocukları ise bu baskılar neticesinde adeta birer stres topuna çevirdik. 

Yorduk çocukları!

Bırakalım da çocuklar biraz da çocuk olsunlar. Tabiatın içinde olmalarına fırsat verelim. Hayatı keşfederek öğrensinler. Çocukluğa has bir değer olan merak duygusunu, keşifler yaparak elde ettikleri hayat tecrübesine dönüştürebilsinler. Hayatı keşfettikçe, ilgi duydukları alanlarda daha çok soru soracak, araştırmalar yapacak, belki de öğrenim hayatlarını buradan sağladıkları kazanımlarla şekillendireceklerdir. Merak etikleri alanları belirleyip, kendilerini bu alanlarda geliştirmek isteyecek, böylece kendilerine bir yol haritası çizeceklerdir…

Biz yetişkinler de en başta rol model olarak görevlerimizi yerine getirerek yanlarında olmaya çalışalım onların. Biz kendi görevlerimizi layıkıyla yerine getirelim. Zaten sonra taşlar düzgünce yerine oturur elbette. Bırakalım da onların da en kıymetli zamanları, çocukluk yılları zihinlerinde yüzlerini güldürecek anılar ile kaplasın içlerini. Gayretlerini görmezden gelmeyelim. Takdir edelim. Çocuğa yapabildiği hissiyatını aşılayalım. Yapamıyorum, yapamayacağım olumsuzluk girdabına sürüklemeyelim onları. Biz yetişkinler dahi, bir güzel söz duyunca nasıl da mutlu oluyoruz. O halde çocukların da buna ihtiyacı olduğunu unutmayalım. 

Dersi sevdirelim!

Bilgiyi hayatla ilişkilendirerek aktarmak, çocuğun bilgiyi anlayarak ve sindirerek öğrenmesini sağlar. Böylece çocuk, baskıyla ve zorunluluk hissiyle değil, öğrenme arzusuyla yaklaşır derslere. Planlı ve disiplinli bir çalışma rutini oluşturulduğunda ise bu durum beraberinde başarıyı da getirecektir. Dersleri ve hayatı seve seve çalışma ve öğrenme fırsatı yakalayan çocuk, kendini de keşfetme imkânı bulacaktır bu sistemde. İlgi ve yeteneklerine yönelecek; böylece geleceğini kendi elleriyle kolayca şekillendirecektir.

Kendi yapamadıklarımızı çocuklardan beklemek, hayatın yükünü onların omuzlarına yüklemek haksızlık değil mi? Çocuklar geleceklerini inşa etmek için elbette çalışacaklar. Ama başkalarının hayal ve beklentileri doğrultusunda yaşamamalı çocuklar. Onlar için gerekli olan huzurlu yaşam standartlarını eğer biz yetişkinler sağlayamazsak, onları sürekli yarışmak ve başarmak zorunda oldukları hissiyatından kurtaramazsak, pes edebilirler! Onca gayret sarf ettiği halde, bu koca yarışta bir yerlere varabilmenin güçlüğü algısına kapılan çocuk, maalesef ki pes edebilir! Pes ettikleri noktada ise daha büyük sıkıntıya düşebilirler…

Eğitimi- öğretimi, okulu sadece bir yarış alanı olarak görmek hatasından uzak kalmalıyız. Bu yarışın kazananı olmaz çünkü! Kısa zaman sonra etrafımızı mutsuz ve umutsuz, hayalleri olmayan, tükenmiş çocuklar ve gençler kaplayacak! O zaman bunun hesabını kim verecek?

*Başarıyı kendimize göre tanımlıyoruz aslında. Akademik açıdan yeterliliği yüksek olanı başarılı, aksini ise başarısız olarak nitelendiriyoruz. Oysa herkesin ilgi ve yetenekleri farklıdır. Çocukların ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine olanak ve zaman vermek gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat