Okumanın öneminden ve benim için ne anlam ifade ettiğinden bahsetmiştim iki yazı öncesinde. ‘Okuyarak Nereye Varacağız’ başlıklı yazımda okumanın önemine, okudukça hayal dünyamızın genişlediğine, bunun da insanın ruhunu dinç tuttuğuna, hayal kurdukça yenilendiğimize, satır aralarında kendimize dair bir şeyler bulduğumuza değinmiştim.
Bu yazımda ise benim yazma serüvenimden bahsetmek istiyorum sizlere. Okumak ve yazmak, hiç ayrılamayan iki arkadaş gibidir. Okumak kadar yazmak da kıymetlidir. Okumanın ruhuma kattığı eşsiz değerleri asla yadsıyamam ama yazmak da benim için bir o kadar kıymetli ve değerli.
Neden mi?
Çünkü…
Yazdıkça dinginleşir ruhum. Bilirim ki, bir yüreğe dokunmuşumdur yazdıklarımla. Bilirim ki, bir insanla konuşmuşumdur, hasbihal etmişimdir. Bilirim ki, yazdıklarım neticesinde bir çocuğun yüzünde bir tebessüm açmıştır, tıpkı bir gül gibi. Sevinirim. İyi ki yazmışım derim… Çünkü bilirim ki, bir insanın yüreğine dokunmak, bir çocuğa tebessüm ettirmek, duygu dünyasına kelimelerle girmek, onun ruhuna dokunmak, şifadır kaleme sarılıp da yazana…
Yazmaya nasıl başladım?
Aslında başlamak sözcüğü tam olarak tanımlamıyor yazma sürecimi. Çünkü ben yazmaya başlamadım. Yazmak, alfabeyi öğrendiğimden beri neredeyse benimleydi. Meraklı bir çocuktum. Gözlemci bir çocuktum. Hayatı anlamaya kafayı takmışım bir kere. Öğrenmeye meraklıydım. Zamanla bazen küçük paragraflar, bazense dörtlükler yazarken bulurdum kendimi. Kâğıda kaleme döktüm içimden geçenleri. Sonra onları derledim, düzenledim. Bir kitap dolusu olmuştu artık yazdıklarım.
Bir şey eksikti…
Yazıyordum… Seviyordum yazmayı… Ama bir şey eksikti: Cesaret! Cesaretim yoktu bir adım atmaya. Bir gün karar verdim ve böylece ilk kitabım ‘Anlam’ yayınlandı. İyi ki yapmışım dedim ondan sonra. Çünkü kitabı yayınladıktan bir buçuk ay sonra, yani kitabım elimde henüz küçücük bir bebek iken, 6 Şubat depremi oldu. Her şeyin bir zamanı olduğuna inanıyorum. Eğer o zaman o kitabı yayınlamış olmasaydım belki ondan sonra hiç cesaret edemeyecektim. Çünkü herkes gibi benim de depremden sonra zorlandığım zamanlar oldu. İyi ki karar vermiştim ve iyi ki yayınlamıştım ilk kitabımı…
Sonrasındaysa uzunca bir süre içime kapandım… Bu süreç, öykülerimin ortaya çıkmasını sağladı. Öykü yazma sürecim devam etti, ediyor.
Ve sonra… Çocuk kitabı yazmak…
Sonrasında ise en hassas olduğum noktada bir şeyler yapmak istedim. Çocuklar için yazmak istedim… Onlara bir şeyler vermek istedim. Ve çocuk kitaplarımı yazdım. Çocukların mutlu olmasını, hayal kurmasını, geleceğe umutla bakmasını, okurken hem eğlenmesini, hem öğrenmesini önemsediğim için çocuk kitaplarımda gülerken öğretecek, düşündürecek, geçmişle gelecek arasında bağ kurmalarını sağlayacak, bugünlerini güzelleştirecek hayaller kurmalarını sağlayacak konuları işledim. Değerlerimizi ele aldım kitapları işlerken. Değerlerimize sımsıkı sarılıp, yarınlara umutla bakmayı, baktırmayı hedefledim kitapları yazarken.
Bu gün…
Bugün hâlâ karşı koyamadığım bir istek ve bağlılıkla yazıyorum. Geri dönüşler aldıkça daha çok daha çok yazıyorum. Yazmak benim için eşittir mutluluk… Adana Yerel Haber’de de siz kıymetli okuyucularla buluşuyor ve hayatın nabzını bir de buradan tutuyoruz sizlerle birlikte…
Ne mutlu..
Kalemimiz, kağıdımız, kitabımız, hayallerimiz, fikirlerimiz eksik olmasın…
Sevgiyle kalın…