Nahide Boğa
Köşe Yazarı
Nahide Boğa
 

HAYATIN HER ANI GÜZEL

HAYATIN HER ANI GÜZEL BİZ YETER Kİ GÜLÜMSEYEREK BAKALIM HAYATA Hayatın her anı güzel! Biz yeter ki gülümseyerek bakalım hayata! Ben küçükken bahçemizde olan çiçeklerin aynısını şimdi kuzenim balkonunda yetiştirmiş. Fotosunu çekip göndermiş bana.  İnsan çocukluğuna dair bir şey hatırlayınca, görünce mutlu oluyor. Ben de çiçeklerin fotosunu görünce gittim eskilere. Yüzümde garip bir gülümseme belirdi. Ne garip dedim. Gülümsemek için çocukluktan kalma bir hatıra, o günleri hatırlatan bir resim bile yetebiliyormuş insana… Yaş almak güzel. İnsan yaş aldıkça hayata daha farklı gözlerle bakıyor tabi. Yaşamın değerini, her dönemde farklı deneyimliyor. İyisiyle, kötüsüyle, acısıyla, tatlısıyla neler görüp neler neler yaşıyoruz şu hayatta. Çünkü insanız. Hisleri, duyguları olan canlılarız. Zaman zaman taşıdığımız yüklerin altında ezildiğimizi hissederiz. Bu çok doğal. Bazen de kuştan bile hafif olur, adeta kanatlanırız sevinçten. Bu da pek mümkün. Her şey insana dair çünkü… Yaşadığımız her an kıymetli. Yaşadığımız her şeyden bir şeyler öğreniyoruz aslında. Ve yaşımız kaç olursa olsun büyümeye devam ediyoruz bir şeyler öğrendikçe. Bu yüzden hayatın kıymetini bilmeli. Bugünün de değeri ayrı; geçmişe gidip tebessüm ettiren bir anıya sığınmanın da...  Her gün, nihayetinde dünde kalıyor. O halde her güne yeni bir şey katarak, her günde yeni bir anı oluşturarak yaşarsak eğer, dönüp baktığımızda gülümsediğimiz anların sayısı çoğalır. "Ne yani! Her gün ayrı bir anı oluşturarak yaşayıp, gülümsediğimiz anların sayısını artırmaya mı çalışalım sürekli olarak? Eee, işi gücü bırakalım o zaman!" dediğinizi duyar gibiyim. Hayır. Bunu kastetmiyorum elbette. Hayat avuçlarımızdan uçup gidiyor. Hayatı belli bir bilinçle yaşayalım. Kıymetini bilelim sahip olduklarımızın. Kıymetlerimize sahip çıkalım. Kumandayı elimize alalım diyorum. Bazı anlarda durdurma tuşuna basalım. Çoluk çocukla, eşimizle dostumuzla vakit geçirirken, bir çiçeğe ve hayatın diğer mucizelerine bakarken, yolda selam verdiğimiz bir ahbapla iki kelam ederken o anın farkına varalım. Özümseyerek yaşayalım her anımızı. Yoksa dakikalar alıp başını gidiyor savrukça...  Günümüzün hızla akıp giden tüketme düzeni, her şeyi tükettiriyor bize farkında olmadan. Maddi öğeleri de hızla tüketmeye programlıyor bizi sistem; manevi değerlerimizi de… Biraz düşünelim: Eskiden dinlediğimiz bir müziğin ezgisi, yediğimiz çorbanın tadı, düğünde komşunun ne giydiği, eski vazonun durduğu vestiyer neden aklımızda kalıyor da; Daha dün öğlen yediğimiz yemeğin tadını veya adını neden hatırlamıyoruz? Hıza kaptırdık kendimizi de ondan tabi. Ne hızla bir şeyler yaparken durup düşünüyoruz yaptıklarımızı, ne de beş dakika da olsa akşam yatmadan önce günün muhasebesini yapmaya zaman ayırıyoruz! Yaşarken konsantre olduğumuz, farkına vardığımız, duygularımızla, hislerimizle adapte olduğumuz anlar kalıyor sadece aklımızda. Diğerleri uçup gidiyor. Hızın ve tüketimin bize verdiği zararı vurguladım. Buna teknoloji ve sosyal medyayı da verimsiz kullanmayı da ekleyerek tamamlayabilirim. Gelin başka bir konuda daha biraz düşünelim: Dün yaşadıklarımızı neden unutuyoruz diye sormuştum. Peki, çocukluk anılarımızı neden daha çok hatırlıyoruz? Neden gülümsüyoruz o günleri hatırlarken? Veya aksine üzüntülerimiz çocukluğa dairse, neden yer ediyor hafızamızda gereğinden fazla? Çünkü çocukken yaşadığımız her şey bir keşiftir esasında. Öğrenmeye meraklı ve açıktır çocuk zihni. Her şeyi keşfeder ve kaydeder. Duyular ve hisler daha yoğundur çocukken. Zihni dağıtan etkenler olmadığı veya az olduğu için odaklanma daha mümkündür. Her şeyi oyun haline getirir çocuk zihni ve böylelikle mutlu olmayı becerir. Hesapları, kavgaları yoktur hayatla ve insanlarla. Masumca duygularla yaklaşırlar her canlıya ve hayata. Sebepsizce severler. Eşyalarını ve arkadaşlarını sahiplenirler. Dünyayı birlikte tanırlar, öğrenirler, fikirler üretirler. Böylece sürekli tazelenirler, enerjileri tükenmez. Haliyle hayata olumlu bakarlar. Karamsarlıktan uzaktır zihinleri. (Çocukların, çocuk zihninin, günümüz karmaşası arasında doğallığını, saflığını yitirmemesi temennimi de ekleyeyim buraya.) Peki ya biz? Yetişkinler! Ne oldu bize? Çocukken sahip olduğumuz duygu ve his yoğunluğunu, masumca harcadığınız dakikaları, sebepsiz sevmeleri, sahiplenmeleri, her şeyde mutlu olacak oyunbaz ruhu mu kaybettik acaba büyüyünce? "İşiydi, gücüydü, mesaisiydi, çamaşırıydı, bulaşığıydı, dünyanın derdiydi... Haydi, gel de anı biriktir!" Unutmayın! Hayat meşgalesi bitmeyecek... Biz nefes aldıkça meşgalemiz olacak. Olsun da zaten… Bitmesin. Biterse hayat bitmiş demektir. Ancak hayat biterse uğraş biter. Daha buralardayız inşallah... Daha çok işimiz gücümüz var. Yapacak çok şeyimiz var. Uğraşalım, didinelim. Ama bir şeyi unutmayalım lütfen: 'Gülümseyin, çekiyorum.' Bir sonraki yazımda sizleri kendi çocukluğuma götüreceğim biraz. Eskilerde gezdireceğim.  Şimdilik hoşça kalın.
Ekleme Tarihi: 11 Mayıs 2026 -Pazartesi
Nahide Boğa

HAYATIN HER ANI GÜZEL

HAYATIN HER ANI GÜZEL
BİZ YETER Kİ GÜLÜMSEYEREK BAKALIM HAYATA
Hayatın her anı güzel! Biz yeter ki gülümseyerek bakalım hayata!

Ben küçükken bahçemizde olan çiçeklerin aynısını şimdi kuzenim balkonunda yetiştirmiş. Fotosunu çekip göndermiş bana.  İnsan çocukluğuna dair bir şey hatırlayınca, görünce mutlu oluyor. Ben de çiçeklerin fotosunu görünce gittim eskilere. Yüzümde garip bir gülümseme belirdi. Ne garip dedim. Gülümsemek için çocukluktan kalma bir hatıra, o günleri hatırlatan bir resim bile yetebiliyormuş insana…

Yaş almak güzel. İnsan yaş aldıkça hayata daha farklı gözlerle bakıyor tabi. Yaşamın değerini, her dönemde farklı deneyimliyor. İyisiyle, kötüsüyle, acısıyla, tatlısıyla neler görüp neler neler yaşıyoruz şu hayatta. Çünkü insanız. Hisleri, duyguları olan canlılarız. Zaman zaman taşıdığımız yüklerin altında ezildiğimizi hissederiz. Bu çok doğal. Bazen de kuştan bile hafif olur, adeta kanatlanırız sevinçten. Bu da pek mümkün. Her şey insana dair çünkü…

Yaşadığımız her an kıymetli. Yaşadığımız her şeyden bir şeyler öğreniyoruz aslında. Ve yaşımız kaç olursa olsun büyümeye devam ediyoruz bir şeyler öğrendikçe. Bu yüzden hayatın kıymetini bilmeli. Bugünün de değeri ayrı; geçmişe gidip tebessüm ettiren bir anıya sığınmanın da... 

Her gün, nihayetinde dünde kalıyor. O halde her güne yeni bir şey katarak, her günde yeni bir anı oluşturarak yaşarsak eğer, dönüp baktığımızda gülümsediğimiz anların sayısı çoğalır.

"Ne yani! Her gün ayrı bir anı oluşturarak yaşayıp, gülümsediğimiz anların sayısını artırmaya mı çalışalım sürekli olarak? Eee, işi gücü bırakalım o zaman!" dediğinizi duyar gibiyim.

Hayır. Bunu kastetmiyorum elbette. Hayat avuçlarımızdan uçup gidiyor. Hayatı belli bir bilinçle yaşayalım. Kıymetini bilelim sahip olduklarımızın. Kıymetlerimize sahip çıkalım. Kumandayı elimize alalım diyorum. Bazı anlarda durdurma tuşuna basalım. Çoluk çocukla, eşimizle dostumuzla vakit geçirirken, bir çiçeğe ve hayatın diğer mucizelerine bakarken, yolda selam verdiğimiz bir ahbapla iki kelam ederken o anın farkına varalım. Özümseyerek yaşayalım her anımızı. Yoksa dakikalar alıp başını gidiyor savrukça... 

Günümüzün hızla akıp giden tüketme düzeni, her şeyi tükettiriyor bize farkında olmadan. Maddi öğeleri de hızla tüketmeye programlıyor bizi sistem; manevi değerlerimizi de…

Biraz düşünelim:

Eskiden dinlediğimiz bir müziğin ezgisi, yediğimiz çorbanın tadı, düğünde komşunun ne giydiği, eski vazonun durduğu vestiyer neden aklımızda kalıyor da;
Daha dün öğlen yediğimiz yemeğin tadını veya adını neden hatırlamıyoruz?

Hıza kaptırdık kendimizi de ondan tabi. Ne hızla bir şeyler yaparken durup düşünüyoruz yaptıklarımızı, ne de beş dakika da olsa akşam yatmadan önce günün muhasebesini yapmaya zaman ayırıyoruz!

Yaşarken konsantre olduğumuz, farkına vardığımız, duygularımızla, hislerimizle adapte olduğumuz anlar kalıyor sadece aklımızda. Diğerleri uçup gidiyor.

Hızın ve tüketimin bize verdiği zararı vurguladım. Buna teknoloji ve sosyal medyayı da verimsiz kullanmayı da ekleyerek tamamlayabilirim. Gelin başka bir konuda daha biraz düşünelim:

Dün yaşadıklarımızı neden unutuyoruz diye sormuştum. Peki, çocukluk anılarımızı neden daha çok hatırlıyoruz? Neden gülümsüyoruz o günleri hatırlarken? Veya aksine üzüntülerimiz çocukluğa dairse, neden yer ediyor hafızamızda gereğinden fazla?

Çünkü çocukken yaşadığımız her şey bir keşiftir esasında. Öğrenmeye meraklı ve açıktır çocuk zihni. Her şeyi keşfeder ve kaydeder. Duyular ve hisler daha yoğundur çocukken. Zihni dağıtan etkenler olmadığı veya az olduğu için odaklanma daha mümkündür. Her şeyi oyun haline getirir çocuk zihni ve böylelikle mutlu olmayı becerir. Hesapları, kavgaları yoktur hayatla ve insanlarla. Masumca duygularla yaklaşırlar her canlıya ve hayata. Sebepsizce severler. Eşyalarını ve arkadaşlarını sahiplenirler. Dünyayı birlikte tanırlar, öğrenirler, fikirler üretirler. Böylece sürekli tazelenirler, enerjileri tükenmez. Haliyle hayata olumlu bakarlar. Karamsarlıktan uzaktır zihinleri. (Çocukların, çocuk zihninin, günümüz karmaşası arasında doğallığını, saflığını yitirmemesi temennimi de ekleyeyim buraya.)

Peki ya biz? Yetişkinler! Ne oldu bize? Çocukken sahip olduğumuz duygu ve his yoğunluğunu, masumca harcadığınız dakikaları, sebepsiz sevmeleri, sahiplenmeleri, her şeyde mutlu olacak oyunbaz ruhu mu kaybettik acaba büyüyünce?

"İşiydi, gücüydü, mesaisiydi, çamaşırıydı, bulaşığıydı, dünyanın derdiydi... Haydi, gel de anı biriktir!"

Unutmayın! Hayat meşgalesi bitmeyecek... Biz nefes aldıkça meşgalemiz olacak. Olsun da zaten… Bitmesin. Biterse hayat bitmiş demektir. Ancak hayat biterse uğraş biter. Daha buralardayız inşallah... Daha çok işimiz gücümüz var. Yapacak çok şeyimiz var. Uğraşalım, didinelim. Ama bir şeyi unutmayalım lütfen:

'Gülümseyin, çekiyorum.'

Bir sonraki yazımda sizleri kendi çocukluğuma götüreceğim biraz. Eskilerde gezdireceğim. 

Şimdilik hoşça kalın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat