Dostluk, karşılıklı güven, samimiyet, saygı ve anlayışa dayanan; çıkar gözetmeden
kurulan, bireylerin sevinçlerini ve zor zamanlarını paylaştığı kalıcı insan ilişkisidir.
Acıyı ve sevinci paylaşabilen insanlar dosttur. Acı paylaşıldıkça azalır, sevinç
paylaşıldıkça çoğalır.
Cenazede yas tutmak kolaydır. Ama düğünde oynamak zordur. Sevincinizle sevinen
kişi dosttur.
Hasta yatarken dost bildikleriniz bir tas çorba getirsin diye kapıya bakılır, işte zor
zamanda arayıp soran kişi, dosttur.
Ev, araba, bağ, bahçe aldığında “Hayırlı olsun” diyebilen kişi dosttur. Ama hiç oralı
olmuyorsa dost demeye bin şahit ister.
İnsanın en büyük yanılgısı herkesi kendi gibi bilmesidir. Ya da benim en büyük
yanılgım da diyebilirim. Neysem oyumdur, şeffafımdır, kimsenin arkasından iş çevirmem,
dostuma sadığımdır.
Aslında insan karmaşık değildir. Kimi insan kaliteli gibi durur ama zamanla anlaşılır,
samimiyetsizdir, göründüğü gibi değildir, hayal kırıklığına uğratır. Kaliteli insanın ise bir
çizgisi vardır bozulmaz, zamanla değişip hayal kırıklığına uğratmaz.
Donanımlı, karakteri oturmuş bir insana değer verirseniz, değer görürsünüz. Ama
kişiliği oturmamış sığ bir insana değer verirseniz karşılık beklemeyeceksiniz çünkü sonu
hüsrandır.
Bazı dost görünenler ise işi düşünce, menfaati söz konusu olunca yanınıza uğrar,
alacağını alır sonra ortadan kaybolur. Kendini akıllı zanneder. Bunu fark edebiliyorsak kim
daha akıllıdır?
İnsanlardan zarar gelecek diye kendi kabuğumuzda yaşamak olmaz. Elbette topluma
karışacağız, bazen üzülecek bazen sevineceğiz. Bir halk sözünde dendiği gibi “İnsan insana
lazımdır.”
İnsanın hayatında “Çay koy geliyorum.” ya da “Çay koydum gel.” diyebileceği
dostları olmalıdır.
Cengiz Aytmatov’un kitabından uyarlanan “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminde:
Sahi sevgi neydi?
Sevgi iyilikti, dostluktu.
Sevgi emekti…
Sözleri geçer. Yani her şey gibi dostluk da emek ister.
MUAZZEZ TOĞRUL