Tarihe baktığımızda her çağ, kendi içinde tanımlanır. Kimi çağlar keşiflerle, kimi
çağlar buluşlarla, kimi çağlar ise savaşlarla anılır.
Peki! biz, nasıl bir çağın tanıklarıyız?
İçinde bulunduğumuz çağ nasıl bir çağdır?
Güçlünün, bir gecede ülke basıp başbakanını esir aldığı bir çağdır.
Bir çocuğun annesini camdan attığı bir çağdır.
Bir annenin de kendi çocuğuna şiddet uyguladığı, hatta öldürdüğü bir çağdır.
Öğrencinin okulda öğretmenine saygısızlık ettiği bir çağdır.
Yine okulda ya da sokakta gençlerin akranını darp ettiği ve hatta öldürdüğü bir çağdır.
Boşanmak isteyen kadının öldürüldüğü bir çağdır.
Kumarın meşrulaştırıldığı bir çağdır.
Savaş adı altında kadın ve çocukların öldürüldüğü bir çağdır.
Parası olanların, küçük çocukları istismar ettiği bir çağdır.
Planlanarak vahşice işlenmiş cinayetlerin çağıdır.
Bu işlenen cinayetlerin birçoğunun failinin bulunamadığı bir çağdır.
Gösterişli binaların, depremde yerle bir olup insanları öldürdüğü bir çağdır.
Akla hayale gelmeyen dolandırıcılık vakalarının olduğu bir çağdır.
Bir gecede zengin olup yine bir gecede iflas edenlerin çağıdır.
Gençlerin, adeta bulaşıcı bir hastalık gibi intihara sürüklendiği bir çağdır.
İnsanların, hayvanlara eziyet edip öldürdüğü bir çağdır.
Mal alıp satmalarda, her türlü hilenin yapıldığı bir çağdır,
Madde bağımlılığının arttığı ve kullanım yaşının çocuk denecek yaşlara kadar düştüğü
bir çağdır.
Geçmiş çağlarda da kötülük vardı. Ama bu kadarına ve bu kadar sıradanlaşmasına,
insanlık ilk kez tanık oluyor. Sadece filmlerde olabilecek her türlü kötülük artık her yerde
karşımıza çıkıyor.
Ve biz, bu kötülüklerin susarak şahitliğini yapıyoruz!..
Moğolların 1996 yılında seslendirdiği şarkının sözlerinde dediği gibi “Bir şey
Yapmalı”
Muazzez TOĞRUL