Hülya Akköz
Köşe Yazarı
Hülya Akköz
 

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU EKMEĞE

Tok, ne anlar açın halinden, Bir kuru ekmek yiyorsa tok demektir… Hergün basında, medyada ekonomimizin büyüdüğünü, güçlendiğini öğreniyoruz. Yüzümüzde tebessüm içimizde umut haydi inşallah diyoruz. Ama sonra düşünüyoruz… Ülkemizde ekonomi büyürken, bizim cebimizde neden küçülüyor.? Tıpkı birinin üşüyorum dediğin zaman, neden üşüyorsun hava güzel sobada yanıyor demesi gibi… Soba nasıl yanıyor.?  Odun yok.! Ateş yok.! Dumanıda yok… Aman canım sende yanıyor gibi düşün farzet bak üşümeyeceksin, üşümen geçecek … Algı yaratmayla bir yere  kadar. ? Ne açlıktan gurlayan karnımızın gurultusu, ne üşümekten birbirine geçen dişlerin takırtısı, ne beşikte süt diye ağlayan bebeğin sesi, algıyla dinmiyor dostlar… Ülkemizde asgari ücretin altında yaşayan, milyonlarca insan var. Açlık sınırının altında yaşayan binlerce insan… İnsan, kendi canı istediğinde katlanır. Üşüdüğünde sabreder ama evladı, ana, baba açım dediğinde yanmaz kavrulur, sanki kalbine bir bıçak saplanır döner durur. Okul para, yemek para, kira para, elektrik, su, yol, doğalgaz derken, birini ödese diğerini ödeyemez. Tatilden, lüks restoranlarda yemek yemekten lüks otomobillere binip pahalı kıyafetler, takılardan bahsetmiyorum… Aile reisi olmak, baba olmak, koca olmak zor. Hanım der efendi para… Evlat der baba para… Ev sahibi  gelir para… Öyle bir dönemki ; ne kocalık, ne babalık, ne evlatlık yapabiliyorsun… Bir ömür boyu çalışıp emekli olan yaşlı insanların yüzlerine hiç baktınız mı.? Acı ile bakan gözlerine, yüzündeki her çizgide yerleşmiş hüzne hiç baktınız mı.? Binbir zorlukla, okulunu bitirdiği halde hala ana, babasının eline bakan artık hayal bile kuramayan gençlerin gözlerine  hiç baktınız mı.? Devlet  babadır…. Baba’ya saygı, sevgi, iyi günde kötü günde yanında olmak, Hem Türk’ün Töresi, hem dinin emridir . Tıpkı bir ailedeki baba gibi… Babanız çalışır, çabalar ama kazancı azdır, yetiştiremez. Babanız üzülmesin diye ona destek olmaya çalışır, ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi aza indirir, olmadı bir iş bulursunuz. Sizin babanız yetmese bile herşeye dünyanın en iyi babasıdır, çünkü o bir şeyi olmasa bile, cebindeki son kuruşuna kadar verir size… Yemez yedirir, giymez giydirir, sizin karnınız doymadan çoğu zaman oyalanır sofrada… Canımı ? kanımı fedadır size.? Böyle bir babanın yalnız eli değil, ayağının altı öpülür… Ama… Baba çok kazanır, kazandığını  eşe dosta dağıtır, lokantalarda yemeğin en kralını yer eve gelirkende bir kuru ekmek getirirse ne dersiniz.? O milyarlık bir saati koluna takarken, yırtık ayakkabı ile gezerseniz ne dersiniz.? Size, sıkıntının sabrını  anlatırken , O nimetinin keyfini sürerse ne dersiniz.? Ey babam…! Biz senin arkanda dağ iken neden bizim rızkımızı etrafındaki yalakaların yağmalamasına izin veriyorsun.? Sen bizi düşünmüyor  sen bizi sevmiyorsun demezmisiniz.? Bir babanın itibarı, karısına, çocuklarına, anne babasına, sunduğu maddi ve manevi değerle orantılıdır. Aksi takdirde ‘’bakma sen onun gösterişine ailesi sefalet içinde'' demezler mi.? Müslümanlar  Mekke’den  Medine’ye hicret eder, Hz Muhammed’in önüne sıcacık bir kase çorba getirirler. Hz Muhammed bir çorba’ya birde getirene bakar ve sorar ‘’halkımda bu çorbadan içiyormu. ?’’ Yok derler ‘’Onlara ancak  ikişer hurma dağıttık.''  Hz Muhammed hüzün içinde çorbayı iter, ve ‘’bana da iki hurma getirin onlar ne zaman bu çorbadan içerse o zaman bana da bu çorbadan getirin.’’ Mekke fethedilmiştir, birgün Hz Ömer  Hz Muhammed’in (S A.V) yanına gelir ve şöyle der; ‘’ Ya Muhammed sen ki Mü’minlerin emirisin, iki cihan selverisin, sana böyle küçücük çamur sıvalı bir oda iki üç parça eşya yakışır mı.? Gel sana da Kisra’nın sarayı gibi altın’dan sütunları bulunan bir saray yaptıralım. Hz Muhammed derki; ‘’Ya Ömer bilmezmisin  ben sadeliği severim.’’ Düşünüyorum da; Anam babam canım, sana feda olsun ya  Muhammed  (S.A.V.) diyenler, Hz Muhammed  (S.A.V.) isteseydi  Onu kuş sütleriyle besleyip, Kuş tüyü yataklarda, altından sütunları olan saraylarda yaşatmazlar mıydı.? Hz Muhammed  (S.A.V.)  inananlar için Üsve i Hasene dir. Yani en güzel örnek… Hz Muhammed döneminde, şatafat yerine paylaşma, Muaviye döneminde ise paylaşma yerine şatafat, vardır. Sultan Süleyman ne götürdü bu dünyadan.? Sen ne götüreceksin.? Halkına kuru ekmek, Kendine baklava börek, Yarın mahşer yerinde, Mizan kurulduğunda, Hak’ka ne hesap vereceksin…? Gel aldanma dünyanın yalan yüzüne, Hepimiz faniyiz bak bu alemde, Gel yetimin gözlerinde ışık, Fakirin sofrasında aş ol… Zalime, soyana, yolsuza kahhar.. Fakire, haklıya, müşfik ol… Doğruyu söyleyeni bilme ha düşman, Düşmandır  seni kandıran, aldatandır, aldanma… Mühür sende Süleyman'da sensin, Bu dünyada en büyük imtihanı verende sensin, Hak’ kı da, batılı da bilirsin, Gayrı karar senin…!
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2021 - Cumartesi
Hülya Akköz

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU EKMEĞE

Tok, ne anlar açın halinden,

Bir kuru ekmek yiyorsa tok demektir…

Hergün basında, medyada ekonomimizin büyüdüğünü, güçlendiğini öğreniyoruz. Yüzümüzde tebessüm içimizde umut haydi inşallah diyoruz.

Ama sonra düşünüyoruz…

Ülkemizde ekonomi büyürken, bizim cebimizde neden küçülüyor.?

Tıpkı birinin üşüyorum dediğin zaman, neden üşüyorsun hava güzel sobada yanıyor demesi gibi…

Soba nasıl yanıyor.?  Odun yok.! Ateş yok.! Dumanıda yok…

Aman canım sende yanıyor gibi düşün farzet bak üşümeyeceksin, üşümen geçecek …

Algı yaratmayla bir yere  kadar. ?

Ne açlıktan gurlayan karnımızın gurultusu, ne üşümekten birbirine geçen dişlerin takırtısı, ne beşikte süt diye ağlayan bebeğin sesi, algıyla dinmiyor dostlar…

Ülkemizde asgari ücretin altında yaşayan, milyonlarca insan var.

Açlık sınırının altında yaşayan binlerce insan…

İnsan, kendi canı istediğinde katlanır. Üşüdüğünde sabreder ama evladı, ana, baba açım dediğinde yanmaz kavrulur, sanki kalbine bir bıçak saplanır döner durur.

Okul para, yemek para, kira para, elektrik, su, yol, doğalgaz derken, birini ödese diğerini ödeyemez.

Tatilden, lüks restoranlarda yemek yemekten lüks otomobillere binip pahalı kıyafetler, takılardan bahsetmiyorum…

Aile reisi olmak, baba olmak, koca olmak zor.

Hanım der efendi para…

Evlat der baba para…

Ev sahibi  gelir para…

Öyle bir dönemki ; ne kocalık, ne babalık, ne evlatlık yapabiliyorsun…

Bir ömür boyu çalışıp emekli olan yaşlı insanların yüzlerine hiç baktınız mı.?

Acı ile bakan gözlerine, yüzündeki her çizgide yerleşmiş hüzne hiç baktınız mı.?

Binbir zorlukla, okulunu bitirdiği halde hala ana, babasının eline bakan artık hayal bile kuramayan gençlerin gözlerine  hiç baktınız mı.?

Devlet  babadır….

Baba’ya saygı, sevgi, iyi günde kötü günde yanında olmak, Hem Türk’ün Töresi, hem dinin emridir . Tıpkı bir ailedeki baba gibi…

Babanız çalışır, çabalar ama kazancı azdır, yetiştiremez. Babanız üzülmesin diye ona destek olmaya çalışır, ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi aza indirir, olmadı bir iş bulursunuz.

Sizin babanız yetmese bile herşeye dünyanın en iyi babasıdır, çünkü o bir şeyi olmasa bile, cebindeki son kuruşuna kadar verir size…

Yemez yedirir, giymez giydirir, sizin karnınız doymadan çoğu zaman oyalanır sofrada…

Canımı ? kanımı fedadır size.?

Böyle bir babanın yalnız eli değil, ayağının altı öpülür…

Ama…

Baba çok kazanır, kazandığını  eşe dosta dağıtır, lokantalarda yemeğin en kralını yer eve gelirkende bir kuru ekmek getirirse ne dersiniz.?

O milyarlık bir saati koluna takarken, yırtık ayakkabı ile gezerseniz ne dersiniz.?

Size, sıkıntının sabrını  anlatırken , O nimetinin keyfini sürerse ne dersiniz.?

Ey babam…!

Biz senin arkanda dağ iken neden bizim rızkımızı etrafındaki yalakaların yağmalamasına izin veriyorsun.? Sen bizi düşünmüyor  sen bizi sevmiyorsun demezmisiniz.?

Bir babanın itibarı, karısına, çocuklarına, anne babasına, sunduğu maddi ve manevi değerle orantılıdır. Aksi takdirde ‘’bakma sen onun gösterişine ailesi sefalet içinde'' demezler mi.?

Müslümanlar  Mekke’den  Medine’ye hicret eder, Hz Muhammed’in önüne sıcacık bir kase çorba getirirler. Hz Muhammed bir çorba’ya birde getirene bakar ve sorar ‘’halkımda bu çorbadan içiyormu. ?’’

Yok derler ‘’Onlara ancak  ikişer hurma dağıttık.''  Hz Muhammed hüzün içinde çorbayı iter, ve ‘’bana da iki hurma getirin onlar ne zaman bu çorbadan içerse o zaman bana da bu çorbadan getirin.’’

Mekke fethedilmiştir, birgün Hz Ömer  Hz Muhammed’in (S A.V) yanına gelir ve şöyle der; ‘’ Ya Muhammed sen ki Mü’minlerin emirisin, iki cihan selverisin, sana böyle küçücük çamur sıvalı bir oda iki üç parça eşya yakışır mı.? Gel sana da Kisra’nın sarayı gibi altın’dan sütunları bulunan bir saray yaptıralım.

Hz Muhammed derki; ‘’Ya Ömer bilmezmisin  ben sadeliği severim.’’

Düşünüyorum da;

Anam babam canım, sana feda olsun ya  Muhammed  (S.A.V.) diyenler, Hz Muhammed  (S.A.V.) isteseydi  Onu kuş sütleriyle besleyip, Kuş tüyü yataklarda, altından sütunları olan saraylarda yaşatmazlar mıydı.?

Hz Muhammed  (S.A.V.)  inananlar için Üsve i Hasene dir. Yani en güzel örnek…

Hz Muhammed döneminde, şatafat yerine paylaşma, Muaviye döneminde ise paylaşma yerine şatafat, vardır.

Sultan Süleyman ne götürdü bu dünyadan.?

Sen ne götüreceksin.?

Halkına kuru ekmek,

Kendine baklava börek,

Yarın mahşer yerinde,

Mizan kurulduğunda,

Hak’ka ne hesap vereceksin…?

Gel aldanma dünyanın yalan yüzüne,

Hepimiz faniyiz bak bu alemde,

Gel yetimin gözlerinde ışık,

Fakirin sofrasında aş ol…

Zalime, soyana, yolsuza kahhar..

Fakire, haklıya, müşfik ol…

Doğruyu söyleyeni bilme ha düşman,

Düşmandır  seni kandıran, aldatandır, aldanma…

Mühür sende Süleyman'da sensin,

Bu dünyada en büyük imtihanı verende sensin,

Hak’ kı da, batılı da bilirsin,

Gayrı karar senin…!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.