Gündoğdu Yıldırım
Köşe Yazarı
Gündoğdu Yıldırım
 

OKULDA ŞİDDET

  “Ne ekersen onu biçersin.” mesele bu kadar basittir. Kimse birilerini hedef gösterip, suçu ona yıkıp, bu sorumluluktan kurtulmaya çalışmasın. Hani Nazım Hikmetin şiirinde şöyle bir cümle vardır: “Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin, - demeye de dilim varmıyor -kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!” Yine Rıfat Ilgaz’ın bir sözü vardır: “Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur.Kötü eğitim sistemi vardır.” Birisi sosyal paylaşım sayfasına çok güzel bir söz yazmış: “Mafya filmi izleyerek yetişen çocukların hoşgörülü, insan sever, paylaşımcı olmasını beklemek ne kadar mantıklı?” Armut ağacı dikerseniz armut, elma ağacı dikerseniz elma yetişir. Elma ağacı dikip de ağaçtaarmut yetişmesini beklemek akla da mantığa da sığmaz. Böyle bir şeyin olması da mümkün değildir. Çocuklar mafya filmleri izleyerek büyüyorlar. Konaklar, ağalar, zenginler, eşler, sevgililer ve marabalar var filmlerde. Zengin olma özentisi ile büyüyor çocuklar. “Zengin değilsen bir hiçsin!” algısıhakim çocuklarda. Bolluk ve bereket… Emek harcamadan para kazanmak… Şöhret olmak… Çocuk ekranda gördüklerini gerçek sanıyor ve gördüklerine özeniyor. Ekranda izledikleri insanlar gibi olmak istiyorlar. Nedir o öyle?Her filmin karesinde silah ve ölen, öldüren insanlar… Ölüm sadece bir rakam…O kadar… Ne kolay değil mi, bir insanın yok olup gitmesi… İnsan nerede? Vicdan nerede? Duygu nerede? Merhamet, sevgi, duygudaşlık, dostluk, dayanışma, hoşgörü… Daha bir sürü dini değerler ve evrensel değerler… Yok sayılmakta… Tüm yaşananlar, değer atfedilenler insani değerlerden çok uzak… İnsani olmayan her şey… İdealize edilmekte… Bu işin buraya varacağı çok önceden belli değil miydi? Hem toplumsal, hem bireysel, hem eğitsel, hem de sistemsel bozulmalar; yetersizlikler böyle bir sonucun oluşmasına neden olmuştur. Herkesin her şeyi bildiği bir ülke olduk çıktık. Herkes her konuda her şeyi çok iyi biliyor. Bilim insanına, konunun uzmanına, teknik bilgiye hiç gerek duyulmuyor. İyi de bu bilim dışı uygulamaların bir sonucu maalesef olacak. Toplum olarak da bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyeceğiz, ödemekteyiz. Emeğin, alınterinin, bilimin, fennin değerini bilmek zorundayız. Emek olmadan yemek olmaz. Emeğin kutsallığını çocuklarımıza öğretmeliyiz. Dediğim gibi; yazacak, anlatacak o kadar çok şey var ki… Değil köşe yazısına, sayfalar dolusu kitaplara sığmaz. Tabii ki umut olmazsa olmaz, bir yerlerden başlamak gerek... Bir yerlerden de başlanmalı... Umut her zaman var! Var olmaya da devam edecek.
Ekleme Tarihi: 22 Nisan 2026 -Çarşamba
Gündoğdu Yıldırım

OKULDA ŞİDDET

 

“Ne ekersen onu biçersin.” mesele bu kadar basittir.

Kimse birilerini hedef gösterip, suçu ona yıkıp, bu sorumluluktan kurtulmaya çalışmasın.

Hani Nazım Hikmetin şiirinde şöyle bir cümle vardır: “Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin, - demeye de dilim varmıyor -kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

Yine Rıfat Ilgaz’ın bir sözü vardır: “Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur.Kötü eğitim sistemi vardır.”

Birisi sosyal paylaşım sayfasına çok güzel bir söz yazmış: “Mafya filmi izleyerek yetişen çocukların hoşgörülü, insan sever, paylaşımcı olmasını beklemek ne kadar mantıklı?”

Armut ağacı dikerseniz armut, elma ağacı dikerseniz elma yetişir. Elma ağacı dikip de ağaçtaarmut yetişmesini beklemek akla da mantığa da sığmaz.

Böyle bir şeyin olması da mümkün değildir.

Çocuklar mafya filmleri izleyerek büyüyorlar.

Konaklar, ağalar, zenginler, eşler, sevgililer ve marabalar var filmlerde.

Zengin olma özentisi ile büyüyor çocuklar.

“Zengin değilsen bir hiçsin!” algısıhakim çocuklarda.

Bolluk ve bereket…

Emek harcamadan para kazanmak…

Şöhret olmak…

Çocuk ekranda gördüklerini gerçek sanıyor ve gördüklerine özeniyor.

Ekranda izledikleri insanlar gibi olmak istiyorlar.

Nedir o öyle?Her filmin karesinde silah ve ölen, öldüren insanlar…

Ölüm sadece bir rakam…O kadar…

Ne kolay değil mi, bir insanın yok olup gitmesi…

İnsan nerede?

Vicdan nerede?

Duygu nerede?

Merhamet, sevgi, duygudaşlık, dostluk, dayanışma, hoşgörü…

Daha bir sürü dini değerler ve evrensel değerler…

Yok sayılmakta…

Tüm yaşananlar, değer atfedilenler insani değerlerden çok uzak…

İnsani olmayan her şey…

İdealize edilmekte…

Bu işin buraya varacağı çok önceden belli değil miydi?

Hem toplumsal, hem bireysel, hem eğitsel, hem de sistemsel bozulmalar; yetersizlikler böyle bir sonucun oluşmasına neden olmuştur.

Herkesin her şeyi bildiği bir ülke olduk çıktık.

Herkes her konuda her şeyi çok iyi biliyor.

Bilim insanına, konunun uzmanına, teknik bilgiye hiç gerek duyulmuyor.

İyi de bu bilim dışı uygulamaların bir sonucu maalesef olacak. Toplum olarak da bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyeceğiz, ödemekteyiz.

Emeğin, alınterinin, bilimin, fennin değerini bilmek zorundayız.

Emek olmadan yemek olmaz.

Emeğin kutsallığını çocuklarımıza öğretmeliyiz.

Dediğim gibi; yazacak, anlatacak o kadar çok şey var ki… Değil köşe yazısına, sayfalar dolusu kitaplara sığmaz.

Tabii ki umut olmazsa olmaz, bir yerlerden başlamak gerek...

Bir yerlerden de başlanmalı...

Umut her zaman var!

Var olmaya da devam edecek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan çemberleme makinası kurumsal web dini chat