Değişebilir, değiştirebiliriz…
Bir kere değişebileceğimize ve değiştirebileceğimize inanmamız
gerekir.
Her şey inanmakla başar…
İnanmak en büyük değiştirici güçtür
Doğrudur bize öğretilenler, tarih ve yaşadıklarımız; değişimleri
savaşlara, buluşlara, felaketlere bağlar, değişim için büyük güçlerin
var olması gerektiğini salık verir.
Büyük insanlar ve büyük olaylar…
Kahramanlar…
Soyut kavramlar…
Bu anlatı kendi içinde doğrudur ama başka doğruların varlığını da yok
sayamaz.
Hayat bazen koca bir çark gibi görünür; dönüp durur, ama sanki hiçbir
şey yerinden oynamaz. Oysa gerçeğe biraz dikkatle bakıldığında, en
büyük dönüşümlerin en küçük adımlarla başladığı görülür.
Küçük adımlar, büyük değişimler…
Toplumların kaderi bireylerin iç dünyasında atılan küçük adımlarla
başlar.
Yakılan ilk fitildir.
Bir öğrencinin kitapla kurduğu bağ, bir öğretmenin bir cümlesi, bir
annenin çocuğuna verdiği değer…
Bunların her biri görünürde küçücük ayrıntılar olabilir. Ancak bu
ayrıntılar birikir, çoğalır ve bir gün koskoca bir değişimin temelini atar.
Değişimler aslında hep böyle başlar…
Bir şey değişir her şey değişir…
Değişim çoğu zaman korkutur insanı.
Belirsiz bir gelecek vardır karşıda…
Atılan adımların, yürünen yolun nereye çıkacağı belli değildir.
Nereye çıkacağı bilinmeyen bir yol…
Alışkanlıklar güven verir, bilinen yol daha az risklidir.
Unutulan bir gerçek vardır: Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.
Hayat, durağanlığı kabul etmez.
Uyum sağlamayanlar geride kalır, uyum sağlayanlar ise geleceği
şekillendirir.
Bugün dünyaya baktığımızda, teknolojiden kültüre, eğitimden
iletişime her alanda büyük dönüşümler yaşanmaktadır.
Bu dönüşümlerin her biri, bir zamanlar küçük bir fikrin, bir kişinin
cesaretinin ya da bir toplumun “yeter artık” demesinin sonucudur.
Yani aslında her büyük değişim, bir “bir şey” ile başlamıştır.
Belki de bu yüzden, insan kendini küçümsememelidir.
“Ben neyi değiştirebilirim ki?” sorusu, çoğu zaman hareketsizliğin
bahanesidir.
Oysa bir insanın değişmesi, bir ailenin değişmesi demektir; bir ailenin
değişmesi, bir toplumun değişmesi demektir.
Zincir böyle uzar gider.
Sonuçta mesele büyük adımlar atmak değil, doğru yönde küçük
adımlar atabilmektir. Çünkü bazen bir söz, bir karar ya da bir
farkındalık… her şeyi değiştirmeye yeter.
Yeter ki insan değişime inansın…
Gerisi gelir...
Sabır ve mücadele, inanç…
Değiştirmenin altın anahtarıdır.
Durup dururken, emek vermeden, inanmadan hiçbir şey değişmez.
İnançla, sabırla değişmeli, değiştirmelidir insan.
Değiştirmek için yola çıkmalı, değişimin ilk kıvılcımını yakmalıdır.
Bunu başaran da ilk siz olmalısınız.
Evet, gerçekten de bir şey değişir… ve her şey değişir.