Vergi Veriyoruz, Onlar Çekiyor
Vergi Veriyoruz, Onlar Çekiyor
Vergi Veriyoruz, Onlar Çekiyor; 375 Bin Bankamatik Memur İşe Gitmeden Maaş Alıyor!
Vergi Veriyoruz, Onlar Çekiyor; 375 Bin Bankamatik Memur İşe Gitmeden Maaş Alıyor!
Bakanlıklarda, belediyelerde, hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, il - ilçe müdürlüklerine kadar bir kısmı eski bürokrat ve yöneticilerden oluşan “Bankamatik Memur” ordusunun her yıl artarak devam ettiğini kaydeden DESAM (Demokratik Etütler ve Eğitim Stratejik Araştırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, “Devleti ahtapot gibi saran israf, plansızlık, verimsizlik, hesapsızlık ve iş-çalışma ahlakındaki çürüme ve başıboşluk nedeniyle yüzbinlerce memurun, kamu çalışanının işe gitmeden ve ya çok sınırlı bir mesai yaparak, usulen, lütfen haftada ayda yılda bir iş yerine görünerek maaş almaya devam ettiğini söyledi.
Avcı, açıklamasında vahim tabloyu gözler önüne serdi;
Vergi Veriyoruz, Onlar Çekiyor;
375 Bin Bankamatik Memur İşe Gitmeden Maaş Alıyor!
AKP’NİN 25 YILLIK MİRASI; DEVLETİ AHTAPOT GİBİ SARAN BANKAMATİK MEMUR ORDUSU
Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu personel sistemi, yıllardır “bankamatik memur” olarak adlandırılan, fiilen görev yapmayan veya çok sınırlı katkı sunan personelin maaş aldığı bir yapıya dönüşmüştür. Bir kısmı eski yönetici ve bürokratlardan oluşan Bankamatik Memur durumu, yalnızca bireysel suiistimallerden ibaret değildir; devletin bütün kurumlarını, bakanlıklarını, il müdürlüklerini, belediyeleri ve merkez- taşra teşkilatlarını saran sistematik bir israf ve verimsizlik ağıdır.
ALMANYA'DA TEK KİŞİYE POLİS BASKINI, TÜRKİYE'DE 375 BİN KİŞİLİK DEV İSRAF!
Almanya’da 16 yıl boyunca derse girmeden maaş alan bir öğretmen için savcılık 11 ağırlaştırılmış dolandırıcılık ve iki belgede sahtecilik suçlamasıyla iddianame hazırlayarak polis ordusuyla evini basarak aramada çeşitli belgeler ile elektronik cihazlara el koyuyor. Türkiye’de yüz binlerce kamu personelinin benzer veya daha ağır durumları karşısında etkili bir hesap sorma mekanizması işletilmemektedir. Bu ağır kusur ve suistimal, Ak Parti’nin uzun yıllardır süren yönetimi altında astronomik bir şekilde artarak birikmiş ve çözülememiş yapısal bir faciadır.
MEB'DE AKIL ALMAZ ÇELİŞKİ: 80 BİN KADROLU BOŞTA, 72 BİN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN!
Eşitlik, adalet ve hukuk alanlarında krizlerle boğuşan Türkiye’nin bu vahim tabloyu önüne koyup derhal çözümlemesi ve tedavi etmesi gerekmektedir. Örneğin; Millî Eğitim Bakanlığı’nda norm fazlası öğretmen sayısı son dönemlerle birlikte 80 bini geçmiştir yani bu öğretmenler, okullarında yeterli ders yükü olmadığı halde kadrolu olarak maaş almaya devam etmektedir. Aynı anda onlarca ilde, ilçede, köyde kadrolu öğretmen olmadığı gerekçesiyle on binlerce ücretli öğretmen çalıştırılmakta, öğretmen açığı giderilememektedir. 62 ilde 71 bin 757 ücretli öğretmen görev yaparken, 55 ilde norm kadro ihtiyacı 80 bin 449 olarak tespit edilmiştir. Bu çelişki, planlama ve insan kaynağı yönetimindeki başarısızlığın en somut kanıtıdır.
SİSTEMATİK İSRAF AĞI: DEVLETİN KILCAL DAMARLARINA KADAR YAYILDI
Kamu istihdamının genel tablosu da endişe vericidir. Haziran 2026 itibarıyla kamu sektöründe toplam yaklaşık 5 milyon 417 bin kişi istihdam edilmektedir. Kadrolu personel sayısı 3,5 milyonu aşmaktadır. Bu devasa kadronun içinde fiilen katkı sunmayan veya “kızak” kadrolarda tutulan personelin oranı konusunda resmi, şeffaf ve kapsamlı bir envanter açıklanmamaktadır. Kimi uzmanlarca yapıldığı gibi DESAM olarak bizlerinde yaptığı araştırma ve değerlendirmelere göre, kamuda en az yüzde 10’luk bir dilimin (yaklaşık 375 bin kişi civarı) “bankamatik” konumda olduğu tespit - tahmin edilmiştir. Bu rakam kesin resmi bir sayı olmasa da, Sayıştay raporlarına yansıyan somut vakalar sorunun boyutunu göstermektedir.
SAYIŞTAY RAPORLARINDAKİ UTANÇ LİSTESİ: İLLER BANKASI, İBB, ÇANKAYA………
Sayıştay denetimlerinde ortaya çıkan örnekler çarpıcıdır: İller Bankası’nda faaliyetlere katkı sağlamayan 62 kişilik bir grup “bankamatik ordu” olarak nitelendirilmiş, aralarında eski genel müdür yardımcıları ve daire başkanları yer almıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin raporlarda fiilen görev yürütmeyen onlarca yönetici tespit edilmiştir. Geçmişte Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde personelin önemli bir kısmının işe gelmediği yönündeki iddialar kamuoyuna yansımıştır. Belediyelerde mesai takibinin yetersizliği nedeniyle “işe gitmeden maaş alma riski” açıkça raporlanmıştır. Örneğin Ankara Çankaya’da binlerce norm fazlası öğretmen (çoğu bürokrat eşidir) çalışmadan maaş alırken Ankara’nın uzak ilçelerinde, köylerinde öğretmen açığı vardır.
KIZAK KADRO, MÜŞAVİR, ARAŞTIRMACI KILIFI: LİYAKAT BİTTİ, SADAKAT VAR
Bu tablo, tek tek vakalardan ibaret değildir. Bakanlıkların merkez teşkilatlarında, eski bürokratların “araştırmacı”, “müşavir” veya benzeri unvanlarla kızağa çekildiği, iş sorumluluğu verilmediği halde maaş ve tüm özlük haklarının devam ettiği bilinmektedir. Milli Eğitim, İçişleri, Gençlik ve Spor ve diğer tüm bakanlıklarda benzer uygulamalar yıllardır eleştirilmektedir. Sistem, liyakat yerine sadakat ve siyasi bağlantıları ödüllendiren bir yapıya dönüşmüştür.
Sonuç: Vergi ödeyen yoksul halkın kaynağı, üretmeyen kadrolara aktarılmaktadır.
KANUN VAR, UYGULAYAN YOK: 657 SAYILI KANUN KAĞIT ÜSTÜNDE KALDI
Hukuki, kanuni, vicdani ve ahlaki boyut: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurluğu görev, yetki ve sorumlulukla birlikte tanımlar. Mazeretsiz uzun süreli göreve gelmeme durumunda memuriyetin sona ermesi, disiplin soruşturması ve kamu zararının tahsili öngörülür. Buna rağmen sistematik denetim ve yaptırım eksikliği, yasanın fiilen işlemediğini göstermektedir. Kamu zararı doğuran ödemeler geri alınmalı, sorumlular hakkında işlem yapılmalıdır. Aksi halde hukuk, kâğıt üzerinde kalır.
AÇLIK SINIRINDAKİ MİLLET, ÇALIŞMADAN MAAŞ ALAN BOŞ KADROLAR
Vicdani açıdan durum daha da ağırdır. Asgari ücretle, yoksulluk- açlık sınırının altında veya borçla geçinmeye çalışan milyonlarca vatandaş varken; fiilen üretmeyen kadrolara on yıllarca maaş ödenmesi, toplumsal adalet duygusunu yok etmektedir. Gençler işsizlikle mücadele ederken, öğretmen atamaları yetersiz kalırken, boşta bekleyen veya değerlendirilmeyen kadrolara kaynak aktarmak ahlaken kabul edilemez. Bu, “çalışanın hakkı” değil, “vergisini ödeyen milletin hakkının israfı”dır.
25 YILDIR BİLİNİYOR, 25 YILDIR ÇÖZÜLMÜYOR: BU BİR İHMAL DEĞİL, İFLASDIR!
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti hükümeti, bu sorunu yıllardır bilmektedir. Kamuoyu bilmektedir. İlgili personel bilmektedir. Buna rağmen köklü, şeffaf ve kalıcı bir reform yapılmamıştır. Eski yönetici ve bürokratlar sistemde tutulmaya devam etmiş, vizyon eksikliği nedeniyle bu insan kaynağı değerlendirilememiş, israf sürdürülmüştür. Uzun yıllardır süren iktidar döneminde kamu personel sisteminde performans, ihtiyaç analizi ve verimlilik esaslı bir dönüşüm sağlanamamış; aksine kadro şişkinliği ve âtıl kapasite artmıştır. Bu, yönetim başarısızlığının en açık göstergelerinden biridir.
DESAM'DAN ERDOĞAN'A 5 MADDELİK ACİL YOL HARİTASI: HODRİ MEYDAN!
Aziz ve necip milletimizin, yetim ve öksüz halkımızın, şüheda torunu gençlerimizin, çocuklarımızın hakkını hukukunu koruma adına Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a tedavi edilmesi acil ve elzem olan bu ağır tabloyu derhal rehabilite etmesi için hazırladığımız net ve pratik yol haritasını sesleniyoruz;
- Cumhurbaşkanlığı, tüm bakanlıklar ve kamu kurumlarında fiilen görev yapmayan, norm fazlası veya “kızak” kadrolardaki personelin güncel, şeffaf ve kurum bazında envanteri çıkarılsın; kamuoyuyla paylaşılsın.
- Bu personelin ihtiyaç duyulan alanlara, eğitim, destek hizmetleri veya diğer kamu görevlerine etkin biçimde yönlendirilmesi için zorunlu, adil ve liyakate dayalı bir mekanizma kurulsun.
- Uzun süreli mazeretsiz veya usulsüz devamsızlık tespit edilenler hakkında 657 sayılı Kanun uyarınca disiplin ve kamu zararı işlemleri kararlılıkla yürütülsün; zarar tahsil edilsin.
- Sayıştay, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu ve ilgili kurumlar tarafından kapsamlı, bağımsız bir inceleme yapılsın; israfın mali boyutu rakamlarla ortaya konulsun.
- Kamu personel sisteminde performans, ihtiyaç analizi ve verimlilik esaslı köklü bir reform başlatılsın; “maaş alan ama üretmeyen” yapı sona erdirilsin.
HALKIN VERGİSİ, HALKIN HİZMETİNE HARCANMALIDIR; TORPİLLİ MEMURLARA DEĞİL!
Tüm iktidar ve muhalefet partilerinin yöneticilerini çağırıyoruz; Kamu kaynağı milletin emanetidir. Bu emaneti israf etmek, israfa göz yummak, yalnızca mali bir hata değil; ahlaki bir sorumsuzluktur. Almanya’da tek bir olay yargıya taşınırken, Türkiye’deki yapısal israfın on yıllardır sürmesi kabul edilemez. Ak Parti hükümetini ve muhalefet partilerimizi, bu faciayı sona erdirecek somut, ölçülebilir ve hesap verebilir adımları atmaya çağırıyoruz. Halkın vergisi, halkın hizmetine harcanmalıdır. Aksi takdirde bu israf, yalnızca bütçeyi değil, devlete olan güveni de çürütmeye devam edecektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

