Şar Ören Yeri geçmişten geleceğe kültür mirası olarak yaşatılıyor

KÜLTÜR 01.09.2026 - 07:06, Güncelleme: 01.09.2026 - 07:06 650 kez okundu.
 

Şar Ören Yeri geçmişten geleceğe kültür mirası olarak yaşatılıyor

Binlerce yıllık tarih Tufanbeyli’de ibret ve tefekküre vesile oluyor

ADANA – Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde bulunan Şar Ören Yeri, farklı medeniyetlerden günümüze ulaşan tarihî kalıntıları ve doğal çevresiyle geçmişten geleceğe uzanan önemli bir kültür mirası olarak öne çıkıyor.   Tufanbeyli’nin kuzey ucunda, Kayseri il sınırına birkaç kilometre mesafede bulunan Şar’da Hitit, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında, ören yerinde günümüze ulaşan yapıların önemli bölümünün Roma ve Erken Doğu Roma dönemlerine tarihlendirildiği belirtiliyor. Alanda Kırık Kilise, tiyatro, Alakapı, kent surları, nekropoller, tümülüsler ve kaya mezarları gibi farklı yapı ve kalıntılar bulunuyor.   Bölgede bulunan Diyanet Haber ve Diyanet TV Anamur Temsilcisi Ahmet Tokdemir’in saha gözlemlerine göre, Şar’da tarihî kalıntılarla doğal çevre ve köy yaşamı iç içe bulunuyor. Havadan yapılan görüntülemelerde ise ören yerinin yalnızca tarihî yapıları değil, çevresindeki dağlık arazi, yerleşim dokusu, tarım alanları ve doğal güzellikleriyle birlikte geniş bir coğrafyanın parçası olduğu görülüyor.   Alakapı, Kırık Kilise ve antik tiyatro geçmişin izlerini taşıyor   Şar’ın en dikkat çekici tarihî yapılarından biri Alakapı olarak biliniyor.   Kültür Portalı'nda yer alan bilgilere göre Alakapı, büyük mermer bloklardan meydana getirilen bir yapı. Yapının, Ana Tanrıça Tapınağı’nın kapısı olduğu düşünülüyor. Çevrede bulunan bitkisel motiflerle süslü taşlar ve diğer mimari parçalar, yapının geçmişteki özellikleri hakkında fikir veriyor. Kültür Envanteri'nde ise Alakapı mevkiindeki mabette 1968 yılında kazı yapıldığı bilgisi yer alıyor.   Ören yerindeki bir diğer önemli yapı Kırık Kilise.   Kültür Envanteri'ne göre yapının kuzey bölümünde 1968 yıllarında kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Kilisenin içerisinde Roma dönemine ait bir mezarın bulunduğu, yapının apsis ve çeşitli dikdörtgen mekânlardan oluştuğu belirtiliyor. Yapıda kesme taş malzeme kullanıldığı ve mimari parçaların çevreye dağılmış durumda bulunduğu aktarılıyor.   Roma dönemine ait açık hava tiyatrosu da Şar’ın önemli kalıntıları arasında bulunuyor. Kültür Envanteri'nde tiyatronun yamaç üzerinde kurulduğu, yapı unsurlarının önemli bölümünün günümüze ulaştığı, ancak bazı bölümlerinin hâlen toprak altında bulunduğu ifade ediliyor.   Bölgede bulunan taş duvarlar, sütunlar, kitabeler, kemerler ve diğer mimari parçalar, Şar’ın farklı dönemlerdeki tarihî ve kültürel birikimine ilişkin izler taşıyor.   Tarihin izleri arasında 150 yıllık göç hafızası   Şar’ın tarihî geçmişi yalnızca antik dönemlerle sınırlı değil. Bölgede yaşayan ailelerin geçmişten bugüne taşıdığı hatıralar da yerel tarih açısından dikkat çekiyor.   İstanbul’da yaşayan 82 yaşındaki emekli emniyet mensubu Nizamettin Doğru, ailesinin 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Erzurum ve çevresinden güneye doğru gerçekleştirdiği göçün hikâyesini anlattı.   Doğru, atalarının yüksek rakımlı Erzurum coğrafyasına alışkın olması nedeniyle Adana’nın sıcak ikliminde yaşamak istemediğini, Toroslar ve Tahtalı Dağları silsilesini aşarak kendilerine daha uygun yüksek rakımlı bölgelere yerleştiklerini aktardı.   Aile büyüklerinden aktarılan bu hikâye, bölgede yaklaşık 150 yıllık bir yerleşim hafızasının bulunduğunu ortaya koyuyor.   Doğru, çocukluk yıllarının da tarihî kalıntıların bulunduğu bu coğrafyada geçtiğini belirterek, Alakapı, kilise kalıntıları, tiyatro ve diğer yapıların bölgenin geçmişine ilişkin önemli izler taşıdığını ifade etti.   Sözlü tarih geçmişin hafızasını yaşatıyor   Doğru’nun anlatımları, Şar’ın yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, bölgede yaşayan insanların aile hikâyeleri, göçleri ve hatıralarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.   Bu yönüyle Şar, binlerce yıllık arkeolojik geçmiş ile yaklaşık son 150 yıllık yerleşim hafızasının aynı coğrafyada buluştuğu bir alan olarak dikkat çekiyor.   Bölge sakinlerinin anlattığı geçmiş hikâyeleri, tarihî alanların korunmasının yanında sözlü tarih çalışmalarının da önemini ortaya koyuyor.   Kur’an’ın çağrısıyla geçmişe bakmak   Şar Ören Yeri, tarihî yapılarıyla geçmiş medeniyetlerin izlerini bugüne taşırken, bu izler insanı geçmiş üzerine düşünmeye ve tefekküre de davet ediyor.   Kur’an-ı Kerim’de insanlara yeryüzünde dolaşmaları ve kendilerinden önce yaşamış toplumların akıbetlerinden ibret almaları hatırlatılıyor.   Hac suresinin 45. ayetinde harap olmuş beldeler, kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve görkemli yapılar hatırlatılırken, 46. ayette insanın yeryüzünde dolaşarak olup bitenleri düşünmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.   Bu çerçevede Şar Ören Yeri, dinî bir mekân olarak değil; geçmiş medeniyetlerin izlerini tanımaya, insanın faniliğini düşünmeye, sahip olunan imkânların geçiciliğini fark etmeye ve tarihî mirasa karşı sorumluluğu hatırlamaya vesile olan bir alan olarak değerlendirilebilir.   Bugün ayakta kalan taşlar, duvarlar, sütunlar ve yapı kalıntıları; geçmişte yaşayan insanların bıraktığı izleri bugüne taşıyor.   Ziyaretçi için Şar, yalnızca geçmişe bakılan bir alan değil; geçmişten ibret almanın, hayatın geçiciliğini düşünmenin ve gelecek nesillere bırakılacak emaneti korumanın da bir vesilesi olabilir.   Geçmişten geleceğe uzanan emanet   Tarihî yapıların korunması ve doğru bilgilerle tanıtılması, geçmişin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.   Şar Ören Yeri’nin tarihî dokusu kadar çevresindeki doğal güzelliklerin ve yerel yaşamın da tanıtılması, Tufanbeyli’nin kültürel kimliğinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayabilir.   Diyanet Haber ve Diyanet TV Anamur Temsilcisi Ahmet Tokdemir’in bölgede gerçekleştirdiği saha çalışması ve görüntülemelerde, Şar’ın tarihî kalıntılarıyla birlikte doğal çevresi ve yerleşim dokusunun da dikkat çekici bir bütünlük oluşturduğu gözlemlendi.   Havadan görüntülerde tarihî alanın çevresindeki dağlar, vadiler, tarım alanları ve yerleşim dokusu, Şar’ın yalnızca bir ören yerinden ibaret olmadığını; tarih, tabiat ve insan hayatının aynı coğrafyada buluştuğunu ortaya koyuyor.   Şar Ören Yeri; Alakapı, Kırık Kilise, antik tiyatro ve diğer tarihî kalıntılarıyla geçmişin izlerini bugüne taşırken, bölgede yaşayan insanların hafızası ve doğal çevresiyle de Tufanbeyli’nin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturuyor.   Geçmişin sessiz tanıkları arasında dolaşan ziyaretçiye ise bugün önemli bir sorumluluk düşüyor:   Görmek, anlamak, ibret almak ve emaneti gelecek nesillere bırakmak.
Binlerce yıllık tarih Tufanbeyli’de ibret ve tefekküre vesile oluyor
ADANA – Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde bulunan Şar Ören Yeri, farklı medeniyetlerden günümüze ulaşan tarihî kalıntıları ve doğal çevresiyle geçmişten geleceğe uzanan önemli bir kültür mirası olarak öne çıkıyor.
 
Tufanbeyli’nin kuzey ucunda, Kayseri il sınırına birkaç kilometre mesafede bulunan Şar’da Hitit, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında, ören yerinde günümüze ulaşan yapıların önemli bölümünün Roma ve Erken Doğu Roma dönemlerine tarihlendirildiği belirtiliyor. Alanda Kırık Kilise, tiyatro, Alakapı, kent surları, nekropoller, tümülüsler ve kaya mezarları gibi farklı yapı ve kalıntılar bulunuyor.
 
Bölgede bulunan Diyanet Haber ve Diyanet TV Anamur Temsilcisi Ahmet Tokdemir’in saha gözlemlerine göre, Şar’da tarihî kalıntılarla doğal çevre ve köy yaşamı iç içe bulunuyor. Havadan yapılan görüntülemelerde ise ören yerinin yalnızca tarihî yapıları değil, çevresindeki dağlık arazi, yerleşim dokusu, tarım alanları ve doğal güzellikleriyle birlikte geniş bir coğrafyanın parçası olduğu görülüyor.
 
Alakapı, Kırık Kilise ve antik tiyatro geçmişin izlerini taşıyor
 
Şar’ın en dikkat çekici tarihî yapılarından biri Alakapı olarak biliniyor.
 
Kültür Portalı'nda yer alan bilgilere göre Alakapı, büyük mermer bloklardan meydana getirilen bir yapı. Yapının, Ana Tanrıça Tapınağı’nın kapısı olduğu düşünülüyor. Çevrede bulunan bitkisel motiflerle süslü taşlar ve diğer mimari parçalar, yapının geçmişteki özellikleri hakkında fikir veriyor. Kültür Envanteri'nde ise Alakapı mevkiindeki mabette 1968 yılında kazı yapıldığı bilgisi yer alıyor.
 
Ören yerindeki bir diğer önemli yapı Kırık Kilise.
 
Kültür Envanteri'ne göre yapının kuzey bölümünde 1968 yıllarında kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Kilisenin içerisinde Roma dönemine ait bir mezarın bulunduğu, yapının apsis ve çeşitli dikdörtgen mekânlardan oluştuğu belirtiliyor. Yapıda kesme taş malzeme kullanıldığı ve mimari parçaların çevreye dağılmış durumda bulunduğu aktarılıyor.
 
Roma dönemine ait açık hava tiyatrosu da Şar’ın önemli kalıntıları arasında bulunuyor. Kültür Envanteri'nde tiyatronun yamaç üzerinde kurulduğu, yapı unsurlarının önemli bölümünün günümüze ulaştığı, ancak bazı bölümlerinin hâlen toprak altında bulunduğu ifade ediliyor.
 
Bölgede bulunan taş duvarlar, sütunlar, kitabeler, kemerler ve diğer mimari parçalar, Şar’ın farklı dönemlerdeki tarihî ve kültürel birikimine ilişkin izler taşıyor.
 
Tarihin izleri arasında 150 yıllık göç hafızası
 
Şar’ın tarihî geçmişi yalnızca antik dönemlerle sınırlı değil. Bölgede yaşayan ailelerin geçmişten bugüne taşıdığı hatıralar da yerel tarih açısından dikkat çekiyor.
 
İstanbul’da yaşayan 82 yaşındaki emekli emniyet mensubu Nizamettin Doğru, ailesinin 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Erzurum ve çevresinden güneye doğru gerçekleştirdiği göçün hikâyesini anlattı.
 
Doğru, atalarının yüksek rakımlı Erzurum coğrafyasına alışkın olması nedeniyle Adana’nın sıcak ikliminde yaşamak istemediğini, Toroslar ve Tahtalı Dağları silsilesini aşarak kendilerine daha uygun yüksek rakımlı bölgelere yerleştiklerini aktardı.
 
Aile büyüklerinden aktarılan bu hikâye, bölgede yaklaşık 150 yıllık bir yerleşim hafızasının bulunduğunu ortaya koyuyor.
 
Doğru, çocukluk yıllarının da tarihî kalıntıların bulunduğu bu coğrafyada geçtiğini belirterek, Alakapı, kilise kalıntıları, tiyatro ve diğer yapıların bölgenin geçmişine ilişkin önemli izler taşıdığını ifade etti.
 
Sözlü tarih geçmişin hafızasını yaşatıyor
 
Doğru’nun anlatımları, Şar’ın yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, bölgede yaşayan insanların aile hikâyeleri, göçleri ve hatıralarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
 
Bu yönüyle Şar, binlerce yıllık arkeolojik geçmiş ile yaklaşık son 150 yıllık yerleşim hafızasının aynı coğrafyada buluştuğu bir alan olarak dikkat çekiyor.
 
Bölge sakinlerinin anlattığı geçmiş hikâyeleri, tarihî alanların korunmasının yanında sözlü tarih çalışmalarının da önemini ortaya koyuyor.
 
Kur’an’ın çağrısıyla geçmişe bakmak
 
Şar Ören Yeri, tarihî yapılarıyla geçmiş medeniyetlerin izlerini bugüne taşırken, bu izler insanı geçmiş üzerine düşünmeye ve tefekküre de davet ediyor.
 
Kur’an-ı Kerim’de insanlara yeryüzünde dolaşmaları ve kendilerinden önce yaşamış toplumların akıbetlerinden ibret almaları hatırlatılıyor.
 
Hac suresinin 45. ayetinde harap olmuş beldeler, kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve görkemli yapılar hatırlatılırken, 46. ayette insanın yeryüzünde dolaşarak olup bitenleri düşünmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
 
Bu çerçevede Şar Ören Yeri, dinî bir mekân olarak değil; geçmiş medeniyetlerin izlerini tanımaya, insanın faniliğini düşünmeye, sahip olunan imkânların geçiciliğini fark etmeye ve tarihî mirasa karşı sorumluluğu hatırlamaya vesile olan bir alan olarak değerlendirilebilir.
 
Bugün ayakta kalan taşlar, duvarlar, sütunlar ve yapı kalıntıları; geçmişte yaşayan insanların bıraktığı izleri bugüne taşıyor.
 
Ziyaretçi için Şar, yalnızca geçmişe bakılan bir alan değil; geçmişten ibret almanın, hayatın geçiciliğini düşünmenin ve gelecek nesillere bırakılacak emaneti korumanın da bir vesilesi olabilir.
 
Geçmişten geleceğe uzanan emanet
 
Tarihî yapıların korunması ve doğru bilgilerle tanıtılması, geçmişin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.
 
Şar Ören Yeri’nin tarihî dokusu kadar çevresindeki doğal güzelliklerin ve yerel yaşamın da tanıtılması, Tufanbeyli’nin kültürel kimliğinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayabilir.
 
Diyanet Haber ve Diyanet TV Anamur Temsilcisi Ahmet Tokdemir’in bölgede gerçekleştirdiği saha çalışması ve görüntülemelerde, Şar’ın tarihî kalıntılarıyla birlikte doğal çevresi ve yerleşim dokusunun da dikkat çekici bir bütünlük oluşturduğu gözlemlendi.
 
Havadan görüntülerde tarihî alanın çevresindeki dağlar, vadiler, tarım alanları ve yerleşim dokusu, Şar’ın yalnızca bir ören yerinden ibaret olmadığını; tarih, tabiat ve insan hayatının aynı coğrafyada buluştuğunu ortaya koyuyor.
 
Şar Ören Yeri; Alakapı, Kırık Kilise, antik tiyatro ve diğer tarihî kalıntılarıyla geçmişin izlerini bugüne taşırken, bölgede yaşayan insanların hafızası ve doğal çevresiyle de Tufanbeyli’nin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturuyor.
 
Geçmişin sessiz tanıkları arasında dolaşan ziyaretçiye ise bugün önemli bir sorumluluk düşüyor:
 
Görmek, anlamak, ibret almak ve emaneti gelecek nesillere bırakmak.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.