ÖZGÜRLÜK VAAD EDİYORUZ; ASLINDA ÖYLE DEĞİL, ÇOK KOLAY
ÖZGÜRLÜK VAAD EDİYORUZ; ASLINDA ÖYLE DEĞİL, ÇOK KOLAY
Eğitim Gücü Sendikası Denizli İl Temsilcisi Gülay Çetkin;ÖZGÜRLÜK VAAD EDİYORUZ
Eğitim Gücü Sendikası Denizli İl Temsilcisi Gülay Çetkin;ÖZGÜRLÜK VAAD EDİYORUZ
Bağımsızlığın bir ülke için ne kadar önemli olduğunu biliriz. Ölürüz yolunda; candan, canandan,
maldan, mülkten geçeriz yani. Bağımlı yaşamak, yaşamamak gibi bir şey diyebilir miyiz?
Aslında bağımlı yaşamanın da bedelleri vardır. Hani bildiğimiz bağımlılıklar bizi maddi, psikolojik,
fizyolojik olarak olumsuz etkiler.
Bir de başka bağımlılık var. Aslında adına borç mu desek, vefa mı desek bilemedim ama sonucunda
bağımlı oluyorsunuz.
Bunun bedeli de çok ağır ödeniyor. Vadesi uzun olunca hissedilmiyor ya da kaçılabiliyor ama nereye
kadar kaçabilirsin ki. Elbet bir gün elinde yaptıklarından başka bir şey kalmayacak. Yaptıkların da nasıl
şeyler onları biliyoruz ya da nasıl yaptın orası da ayrıca sorun.
Ülkenin birinde, büyük bir şirket varmış. Bu şirket ülkenin dört bir tarafına en ücra yerlerine kadar
şubesi olan kocaman bir şirketmiş. Çok sayıda da müşterisi varmış. Bu şirkette çalışanlar zaman
zaman bu şirketin şubelerine yönetici olmak için başvurur, gerekli sınavlardan geçerse yönetici
olurmuş. Kimisi daha iyi yerleşim yerine gitmek için, kimi maddi gelirler için, kimisi de kişisel
amaçlarına ulaşmak için bu görevlere talip olurlarmış.
Bu şirketin ceosu da patronun yakın bir arkadaşının oğluymuş. Personel yerleşimlerinde yetkili değil
ama gizliden söz sahibi imiş. İşte şirkette çalışan personel de şubelere yönetici olmak istediğinde
onun onayında geçer ya da onun dediği olurmuş.
Gerek kariyer için gerekse isteği doğrultusunda yönetici olmak isteyen kişi, talip olduğu işe dair
yeterliliği olsa, gerekli şartları taşısa, şirketin yaptığı sınavdan geçse de söz sahibi olan ceonun, o kişi
hakkında bildirdiği görüş daha kıymetli olurmuş.
Ceonun da şirkette bulunduğu konumda devam edebilmesi, yükselebilmesi için de çalışanların kendi
tarafında olması önemli olduğu için bu ceo, görüşlerinde bunları hesap ederek hareket edermiş. Bunu
da herkes bilirmiş. İtiraz söz konusu olmaz imiş. İtiraz etseler de etkisi olmayacağını, bir şeyin
değişmeyeceğini, bu işin yazılı olmayan bir kural olduğunu kabullenmişlerdi.
Böyle böyle devam edip gitmiş. Artık yönetici olanlar ceonun tarafına geçmiş yanlış da olsa işlerini
ceonun talimatına göre yapmaya başlamışlar. Kimilerinin başlarda bu yanlışları yaparken vicdanı ve
elleri titrerken zamanla geçmiş. Kimilerinin ise baştan beri adeta rızası varmışçasına ceo ile işler
yapmışlar.
Kimileri dayanamamış. Haysiyetine dokunmuş. Şubede yönetici olmak onlar için şahsiyetlerinden
önemli değilmiş. Çekmiş gitmişler. Tabi bazı yaptırımlar ödemek zorunda kalanlar olmuş ancak bu
yaptırım yönetici iken yaptıkları kadar ağır gelmemiş.
Şube yöneticileri olan biten hakkında konuşamaz, çok şey bilir, rahatsız olur ama seslerini çıkaramaz.
Tabi sadece yöneticiler değil çalışanlar arasında da başka talepleri için ceo ile işbirliği içinde olanlar
varmış.
Bu sistem bu şekilde sürüp gidememiş tabi ki. Şube yöneticileri işlerinde yeterli olamamış veya başka
niyetlerle gelenler doyumsuz bir hale gelmiş. Ne ceo ne de patron bu işi çözememiş çünkü çözülecek
gibi olmamış. Gökten üç elma düşmüş. Üçü de samimi şekilde çalışanların başına…
O şirkette amaç üretim olmaz o zaman dediğinizi duyar gibiyim. Cevabım evet.
Bir de şube yöneticiliği isteyenler için bu kadar mı mecburlar diyorsunuz. Değiller tabi. Oraya mutlaka
bir yönetici seçilecek şirket çalışanları içinden. Herkes adil bir şekilde yönetici olarak görevlendirmeyi
talep etseydi, ceoya fırsat doğmazdı. Veya en önemlisi haksız yere geleceğim konumu istemem
diyebilselerdi.
Veya şöyle düşünün yıllarca taa ki ceo gidene, şirket batana kadar bağımlısın. Dediklerini yapmak
zorundasın. İşte onların taleplerini yerine getirip yorgun argın eve geldiğinde kapıda çocukları
karşıladığında… yine ailecek yedikleri bir akşam yemeğinde çatalını tabağa uzattığı/uzattıkları an…
Daha niceleri. Gerek var mı?
Özgürlük… her şeyin başlangıcı aslında. Asfaltta menzilden çıkacağımza; dağ, taş, patikadan menzile
varmayı tercih etmediğimiz, duruş sergileyerek dağı taşı asfalta çevirmeye çalışmadığımız müddetçe
de çok insan özgürlüğüne ulaşamayacak çok yazık…
Gülay Çetkin
Eğitim Gücü Sendikası
Denizli İl Temsilcisi
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

