Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar neden artıyor?
Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar neden artıyor?
Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar artık yalnızca bölgesel sağlık sorunları olarak görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insanlarda ortaya çıkan yeni veya yeniden görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 75'i hayvan kaynaklı. Uzmanlar, iklim değişikliği, kentleşme, küresel ulaşım ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahalesinin yeni salgın risklerini artırdığına dikkat çekiyor.
Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar artık yalnızca bölgesel sağlık sorunları olarak görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insanlarda ortaya çıkan yeni veya yeniden görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 75'i hayvan kaynaklı. Uzmanlar, iklim değişikliği, kentleşme, küresel ulaşım ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahalesinin yeni salgın risklerini artırdığına dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar her yıl yaklaşık 1 milyar enfeksiyona ve milyonlarca kişinin ölümüne neden oluyor.
Son 30 yılda hayvanlardan insanlara geçen yaklaşık 30 yeni hastalık etkeninin ortaya çıktığı belirtiliyor.
Ayn Şems Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezi Tek Sağlık Birimi Direktörü Prof. Dr. Abdullah Sami, hayvan kaynaklı hastalıkların ortaya çıkış sürecini değerlendirerek, bu hastalıkların insan, hayvan ve çevre arasındaki karmaşık ilişkiden kaynaklandığını ifade ediyor.
New York'tan başlayan uyarı
Uzmanlar, hayvan kaynaklı salgınların küresel tehdide dönüşebileceğine örnek olarak 1999 yılında ABD'de görülen Batı Nil virüsü salgınını gösteriyor.
New York'taki Bronx Hayvanat Bahçesi'nde çok sayıda karganın ölmesiyle başlayan süreçte, aynı dönemde yaşlılarda nedeni bilinmeyen beyin iltihabı vakaları ortaya çıktı.
Yapılan araştırmalar sonucunda virüsün büyük ihtimalle göçmen kuşlar veya sivrisinekler aracılığıyla Orta Doğu'dan geldiği ve kısa sürede ABD'nin birçok bölgesi, Kanada ve Latin Amerika'nın bazı kesimlerine yayıldığı belirlendi.
Bu olay, hayvanlarda bulunan bazı virüslerin insanlara geçerek kısa sürede uluslararası bir sağlık tehdidine dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri oldu.
Uzun hastalık listesi
Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar arasında kuduz, kuş gribi, domuz gribi, Ebola, Marburg virüsü, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Rift Vadisi Ateşi, bruselloz, salmonella, koli bakterisi ve Hanta virüsleri bulunuyor.
Bu hastalıkların ortaya çıkması için genellikle üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor:
Hastalığı taşıyan hayvan rezervuarı, sivrisinek veya kene gibi biyolojik taşıyıcılar ve insanın bu döngüyle temas etmesi.
Örneğin Rift Vadisi Ateşi daha çok hayvancılık yapılan ve sivrisineklerin bulunduğu bölgelerde görülürken, Ebola ve Marburg virüsleri Afrika'daki meyve yarasalarıyla ilişkilendiriliyor.
MERS ise özellikle Arap Yarımadası'nda develerle bağlantılı olarak ortaya çıkıyor.
Ancak bu dağılım artık değişiyor. İklim değişikliği, uluslararası seyahat ve küresel ticaret, hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına neden oluyor.
İklim değişikliği riski artırıyor
İklim değişikliği, hastalık taşıyan sivrisinek, kene ve kum sineği gibi canlıların yaşam alanlarını genişletiyor.
Bunun yanında ormanların tarım ve yerleşim alanlarına dönüştürülmesi, insanların yabani hayvanlarla temasını artırıyor.
Bilim dünyasında "spillover" olarak adlandırılan bu süreçte, hayvanlarda bulunan mikroorganizmalar insanlara geçerek yeni enfeksiyonlara yol açabiliyor.
Uzmanlara göre nüfus artışı, hızlı kentleşme, yoğun hayvan yetiştiriciliği, iklim değişikliği ve uluslararası hareketlilik, yeni hastalıkların ortaya çıkması için uygun ortam oluşturuyor.
Arap bölgesinde özel riskler
Hayvancılık ve deve yetiştiriciliğinin yaygın olduğu Arap bölgesi de hayvan kaynaklı hastalıklar açısından özel risk taşıyor.
Bölgede özellikle MERS, bruselloz, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıklar öne çıkıyor.
Suriye'de savaş yıllarında sağlık altyapısının zayıflaması ve milyonlarca kişinin yer değiştirmesiyle cilt leishmaniasis vakalarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor.
Bunun nedenleri arasında hastalık taşıyan kum sineklerinin çoğalması için uygun ortam oluşması gösteriliyor.
Aşılar tek başına yeterli mi?
Uzmanlara göre hayvanların aşılanması, birçok hastalığa karşı ilk savunma hattını oluşturuyor.
Köpeklerin kuduz, büyükbaş hayvanların ise bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi'ne karşı aşılanması hastalıkların insanlara geçmesini azaltabiliyor.
İnsanlar için kuduz aşısı gibi bazı koruyucu uygulamalar bulunurken, MERS, Hanta virüsleri ve leishmania gibi hastalıklara karşı etkili aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.
Vahşi hayvanlar mı evcil hayvanlar mı daha riskli?
Uzmanlar, riskin yalnızca hayvanın türüne bağlı olmadığını, insanla temas ihtimali ve hastalığın şiddetinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.
Evcil hayvanlar daha çok kuduz ve bazı parazitlerle ilişkilendirilirken, büyükbaş hayvanlar MERS, bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıkların kaynağı olabiliyor.
Vahşi hayvanlar ise insanlarda daha önce bağışıklık oluşmamış virüsleri taşıyabildikleri için Ebola ve Hanta gibi daha tehlikeli hastalıklarla bağlantılı görülüyor.
Antibiyotik direnci yeni salgın riski oluşturuyor
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer büyük tehdit ise antibiyotik direnci.
Dünya Sağlık Örgütü, doğrulanmış her 6 bakteriyel enfeksiyondan birinin geleneksel tedavilere dirençli hale geldiğini belirtiyor.
Dünya genelinde kullanılan antibiyotiklerin yüzde 40 ila 60'ının hayvancılık ve tarımda kullanılması, insanlara bulaşabilecek dirençli bakteri türlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle birçok bilim insanı, antibiyotik direncini gelecekteki büyük sağlık krizlerinden biri olarak değerlendiriyor.
"Tek Sağlık" yaklaşımı
Uzmanlar, gelecekteki salgınlarla mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığının birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.
"Tek Sağlık" olarak adlandırılan bu yaklaşım, doktorlar, veterinerler ve çevre uzmanlarının ortak çalışmasını öngörüyor.
Erken uyarı sistemleri, güçlü laboratuvar altyapısı ve insan-hayvan sağlığı arasında kurulan ortak takip mekanizmaları, küçük bir salgının küresel krize dönüşmesini engellemede kritik önem taşıyor.
Uzmanlara göre en tehlikeli senaryo yalnızca yeni bir virüsün ortaya çıkması değil hızlı yayılan solunum yolu hastalığı, artan antibiyotik direnci ve zayıf erken uyarı sistemlerinin aynı anda ortaya çıkması.
COVID-19 salgınının ardından dünya salgınlara karşı daha hazırlıklı hale gelse de uzmanlar yeni tehditlere karşı sürekli gözetim ve hazırlığın önemini koruduğunu belirtiyor. (İLKHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

