CÜMLE FENER BURADA: HANE, MAHALLE, SARAY VE ŞEHİR

TURİZM 10.03.2026 - 21:06, Güncelleme: 10.03.2026 - 21:06 433 kez okundu.
 

CÜMLE FENER BURADA: HANE, MAHALLE, SARAY VE ŞEHİR

ANAMED’DEN FENERLİ RUMLARIN 18. YÜZYILDAKİ ÇOK KATMANLI DÜNYASINA ODAKLANAN YENİ SERGİ

  “CÜMLE FENER BURADA: HANE, MAHALLE, SARAY VE ŞEHİR” Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların çok katmanlı tarihini ve kültürlerarası yaşam pratiklerini odağına alan “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörler Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas tarafından hazırlanan sergi, 11 Mart 2026–24 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Sergi, 18. yüzyılın siyasi ve kültürel dönüşüm atmosferinde Fener’den Eflak ve Boğdan’a, oradan Boğaz kıyılarına uzanan geniş bir coğrafyada kurulan ilişki ağlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların siyasi ve kültürel etkisini mercek altına alan yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas’ın üstlendiği “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergi, 18. yüzyılda İstanbul’un Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasında kurulan çok yönlü iktidar ve mekansal ilişki ağlarını; arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla inceliyor. 11 Mart 2026–24 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, Fenerli seçkinlerin hanelerinden Osmanlı sarayına ve Eflak-Boğdan’a uzanan geniş bir coğrafyada şekillenen toplumsal ve mekânsal dönüşümü görünür kılıyor. 1719 yılında Bükreş’te yaşayan bir âlimin mektubunda dile getirdiği “Cümle Fener burada; artık İstanbul’u hatırlamıyorum” ifadesinden ilham alan sergi, İstanbul’un Haliç kıyısındaki Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasındaki karşılıklı geçişkenliği ele alıyor. Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıl başından itibaren Fenerli Rum devlet adamlarını Eflak-Boğdan voyvodalığına atamasıyla güçlenen bu çok yönlü ilişkiler, İstanbul’u imparatorluk sınırlarının ötesine bağlayan dinamik ve kırılgan bir ağ oluşturdu. ANAMED’in dört yıllık araştırma programı “Fenerlilerin Maddi Dünyası” kapsamında hazırlanan sergi, Fenerli seçkinlerin İstanbul’daki hanelerinden Osmanlı sarayına, voyvoda konaklarından Boğaz kıyılarına uzanan yaşam alanlarını; Osmanlı, Yunan ve Romen kültürleri arasındaki etkileşimler çerçevesinde inceliyor. Nadir albümler ve kitaplar, arşiv belgeleri, haritalar, tablolar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla yaklaşık bir yüzyıla yayılan bir toplumsal ve mekânsal serüven görünür kılınıyor. Sergi, Koç Holding ve Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle gerçekleşiyor. TED Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyelerinin tasarlayıp ürettiği üç boyutlu hane ve mahalle modelleri ve Koç Üniversitesi KARMA XR Lab üyelerinin küratörlerle birlikte sanal ortamda canlandırdıkları “Bir Fener Evi” gibi sergi için özel üretilmiş işler sergi deneyimini zenginleştiriyor. Ayrıca, sergiye uluslararası katılımlı bir panel de eşlik ediyor. 12 Mart Perşembe günü saat 17.00’de gerçekleştirilecek söyleşide, Atina, Gennadius Kütüphanesi direktörü Maria Georgopoulou ile Osmanlı okuma kültürü üzerine çalışmalarıyla bilinen emeritus profesör Johann Strauss ve küratörler, serginin Fenerlilerin tarihini ele alış biçimine getirdiği metodolojik yenilikleri konuşacaklar. Konunun Osmanlı, Yunan ve Romen tarih yazımlarındaki konumlanışını daha geniş bir perspektiften tartışacaklar. Bu tarihsel yolculuk, mekânsal olarak Fenerlilerin atama tören alaylarının rotasını takip eden on tematik bölüm üzerinden izleyiciyi Fener’den Balkan başkentlerine, saray törenlerinden gündelik yaşama uzanan çok katmanlı bir ağın içine davet ediyor. Serginin Bölümleri 1. Fener, Fenerliler ve İlişki Ağları İstanbul Haliç’te, Fener, 18. yüzyılda yeni bir Rum Ortodoks seçkin sınıfının yükselişine sahne oldu. Fenerliler, ticari başarıları, diplomatik konumları ve eğitim ağları sayesinde imparatorluk çapında etkili fakat kırılgan bir güç ilişkileri ağı kurdular. 2. Osmanlı Sarayında: Kaftan Giymek Fenerliler, Dîvân-ı Hümâyun ve donanma tercümanlığı gibi kilit görevlerle Osmanlı bürokrasisinin merkezine yerleşti. Bu konum, hem sembolik kıyafetler hem de siyasal yetkiler aracılığıyla görünür kılınarak onları imparatorluk seçkinleri arasına taşıdı. 3. Patrikhane’de: Hayır Duası Almak Fenerli voyvodalar ile İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi arasındaki yakın ilişki, dini ve seküler alanların iç içe geçtiği bir dayanışma ağı oluşturdu. Mali destek ve hamiliğin kurumsallaşması, Patrikhane’nin imparatorluk içindeki etkisini pekiştirdi. 4. Kubbe Altında Yaşam: Fener’de Bir Hane Fener’in iki parçalı kıyı evleri, hem savunma hem temsil işlevi gören özgün bir mimari tipoloji geliştirdi. Gizli kubbeli iç mekânlar, diplomatik kabul ve yarı kamusal törenlerle seçkinliğin mekânsal sahnesine dönüştü. 5. Beyliklere Uzanan İşlek Güzergâhlar İstanbul ile Eflak-Boğdan arasındaki kara ve deniz yolları, ekonomik dolaşımın ve siyasal bağın ana damarlarıydı. Voyvodaların törenli yolculukları, bu ağın hem sembolik hem maddi boyutlarını görünür kılmıştır. 6. Beylikler ve Başkentleri: Bükreş Örneği Fenerliler Çağı’nda Bükreş, Osmanlılaşma ve Helenleşme süreçlerinin kesiştiği dinamik bir başkent olarak gelişti. Doğu ve Batı’dan aktörleri bir araya getiren kent, kültürel ve ekonomik etkileşimin canlı bir merkeziydi. 7. Eflak Sarayında: Osmanlılar Adına Hükmetmek Voyvodalar, yarı-özerk prensliklerde Osmanlı adına hükmederken karma bir idari yapı kurdular. Sarayın mekânsal ve kurumsal örgütlenmesi, bu yönetimin kırılgan ve geçici doğasını yansıtmaktaydı. 8. İstanbul’a Dönüş: Boğaz ve Halki Görevden alınma, sürgün ve yeniden atama gibi olasılıklar Fenerlilerin yaşamını belirsizlikleştirmekteydi. . Boğaz’daki yalılar ise Doğu ve Batı estetiklerinin birleştiği yeni bir temsil alanı oluşturmuştu.. 9. Farklı Sonlar, Yeni Başlangıçlar 19. yüzyıl başındaki devrimler ve ayaklanmalar, Fenerli ağlarını temelden sarstı. Yeni ulus devletlerin kuruluş sürecinde Fenerliler farklı siyasal ve entelektüel roller üstlendiler. 10. Fenerlilerin Arkeolojisi Ulusal tarih yazımlarında tartışmalı bir konuma yerleştirilen Fenerlilerden geriye, bugün parçalanmış fakat ortak bir kültürel miras kalmıştır.. Fenerli mirası imparatorluktan ulus-devletlere geçişin çok katmanlı hikâyesini yeniden düşünmeye imkân verir.  
ANAMED’DEN FENERLİ RUMLARIN 18. YÜZYILDAKİ ÇOK KATMANLI DÜNYASINA ODAKLANAN YENİ SERGİ

 

“CÜMLE FENER BURADA: HANE, MAHALLE, SARAY VE ŞEHİR”

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların çok katmanlı tarihini ve kültürlerarası yaşam pratiklerini odağına alan “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörler Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas tarafından hazırlanan sergi, 11 Mart 2026–24 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Sergi, 18. yüzyılın siyasi ve kültürel dönüşüm atmosferinde Fener’den Eflak ve Boğdan’a, oradan Boğaz kıyılarına uzanan geniş bir coğrafyada kurulan ilişki ağlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların siyasi ve kültürel etkisini mercek altına alan yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas’ın üstlendiği “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergi, 18. yüzyılda İstanbul’un Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasında kurulan çok yönlü iktidar ve mekansal ilişki ağlarını; arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla inceliyor. 11 Mart 2026–24 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, Fenerli seçkinlerin hanelerinden Osmanlı sarayına ve Eflak-Boğdan’a uzanan geniş bir coğrafyada şekillenen toplumsal ve mekânsal dönüşümü görünür kılıyor.

1719 yılında Bükreş’te yaşayan bir âlimin mektubunda dile getirdiği “Cümle Fener burada; artık İstanbul’u hatırlamıyorum” ifadesinden ilham alan sergi, İstanbul’un Haliç kıyısındaki Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasındaki karşılıklı geçişkenliği ele alıyor. Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıl başından itibaren Fenerli Rum devlet adamlarını Eflak-Boğdan voyvodalığına atamasıyla güçlenen bu çok yönlü ilişkiler, İstanbul’u imparatorluk sınırlarının ötesine bağlayan dinamik ve kırılgan bir ağ oluşturdu.

ANAMED’in dört yıllık araştırma programı “Fenerlilerin Maddi Dünyası” kapsamında hazırlanan sergi, Fenerli seçkinlerin İstanbul’daki hanelerinden Osmanlı sarayına, voyvoda konaklarından Boğaz kıyılarına uzanan yaşam alanlarını; Osmanlı, Yunan ve Romen kültürleri arasındaki etkileşimler çerçevesinde inceliyor. Nadir albümler ve kitaplar, arşiv belgeleri, haritalar, tablolar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla yaklaşık bir yüzyıla yayılan bir toplumsal ve mekânsal serüven görünür kılınıyor.

Sergi, Koç Holding ve Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle gerçekleşiyor. TED Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyelerinin tasarlayıp ürettiği üç boyutlu hane ve mahalle modelleri ve Koç Üniversitesi KARMA XR Lab üyelerinin küratörlerle birlikte sanal ortamda canlandırdıkları “Bir Fener Evi” gibi sergi için özel üretilmiş işler sergi deneyimini zenginleştiriyor.

Ayrıca, sergiye uluslararası katılımlı bir panel de eşlik ediyor. 12 Mart Perşembe günü saat 17.00’de gerçekleştirilecek söyleşide, Atina, Gennadius Kütüphanesi direktörü Maria Georgopoulou ile Osmanlı okuma kültürü üzerine çalışmalarıyla bilinen emeritus profesör Johann Strauss ve küratörler, serginin Fenerlilerin tarihini ele alış biçimine getirdiği metodolojik yenilikleri konuşacaklar. Konunun Osmanlı, Yunan ve Romen tarih yazımlarındaki konumlanışını daha geniş bir perspektiften tartışacaklar.

Bu tarihsel yolculuk, mekânsal olarak Fenerlilerin atama tören alaylarının rotasını takip eden on tematik bölüm üzerinden izleyiciyi Fener’den Balkan başkentlerine, saray törenlerinden gündelik yaşama uzanan çok katmanlı bir ağın içine davet ediyor.

Serginin Bölümleri

1. Fener, Fenerliler ve İlişki Ağları

İstanbul Haliç’te, Fener, 18. yüzyılda yeni bir Rum Ortodoks seçkin sınıfının yükselişine sahne oldu. Fenerliler, ticari başarıları, diplomatik konumları ve eğitim ağları sayesinde imparatorluk çapında etkili fakat kırılgan bir güç ilişkileri ağı kurdular.

2. Osmanlı Sarayında: Kaftan Giymek

Fenerliler, Dîvân-ı Hümâyun ve donanma tercümanlığı gibi kilit görevlerle Osmanlı bürokrasisinin merkezine yerleşti. Bu konum, hem sembolik kıyafetler hem de siyasal yetkiler aracılığıyla görünür kılınarak onları imparatorluk seçkinleri arasına taşıdı.

3. Patrikhane’de: Hayır Duası Almak

Fenerli voyvodalar ile İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi arasındaki yakın ilişki, dini ve seküler alanların iç içe geçtiği bir dayanışma ağı oluşturdu. Mali destek ve hamiliğin kurumsallaşması, Patrikhane’nin imparatorluk içindeki etkisini pekiştirdi.

4. Kubbe Altında Yaşam: Fener’de Bir Hane

Fener’in iki parçalı kıyı evleri, hem savunma hem temsil işlevi gören özgün bir mimari tipoloji geliştirdi. Gizli kubbeli iç mekânlar, diplomatik kabul ve yarı kamusal törenlerle seçkinliğin mekânsal sahnesine dönüştü.

5. Beyliklere Uzanan İşlek Güzergâhlar

İstanbul ile Eflak-Boğdan arasındaki kara ve deniz yolları, ekonomik dolaşımın ve siyasal bağın ana damarlarıydı. Voyvodaların törenli yolculukları, bu ağın hem sembolik hem maddi boyutlarını görünür kılmıştır.

6. Beylikler ve Başkentleri: Bükreş Örneği

Fenerliler Çağı’nda Bükreş, Osmanlılaşma ve Helenleşme süreçlerinin kesiştiği dinamik bir başkent olarak gelişti. Doğu ve Batı’dan aktörleri bir araya getiren kent, kültürel ve ekonomik etkileşimin canlı bir merkeziydi.

7. Eflak Sarayında: Osmanlılar Adına Hükmetmek

Voyvodalar, yarı-özerk prensliklerde Osmanlı adına hükmederken karma bir idari yapı kurdular. Sarayın mekânsal ve kurumsal örgütlenmesi, bu yönetimin kırılgan ve geçici doğasını yansıtmaktaydı.

8. İstanbul’a Dönüş: Boğaz ve Halki

Görevden alınma, sürgün ve yeniden atama gibi olasılıklar Fenerlilerin yaşamını belirsizlikleştirmekteydi. . Boğaz’daki yalılar ise Doğu ve Batı estetiklerinin birleştiği yeni bir temsil alanı oluşturmuştu..

9. Farklı Sonlar, Yeni Başlangıçlar

19. yüzyıl başındaki devrimler ve ayaklanmalar, Fenerli ağlarını temelden sarstı. Yeni ulus devletlerin kuruluş sürecinde Fenerliler farklı siyasal ve entelektüel roller üstlendiler.

10. Fenerlilerin Arkeolojisi

Ulusal tarih yazımlarında tartışmalı bir konuma yerleştirilen Fenerlilerden geriye, bugün parçalanmış fakat ortak bir kültürel miras kalmıştır.. Fenerli mirası imparatorluktan ulus-devletlere geçişin çok katmanlı hikâyesini yeniden düşünmeye imkân verir.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adanayerelhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
islami chat islami sohbetler bizim mekan