Av. Sait Güneş'ten dolandırıcılık yöntemlerine karşı uyarı
Av. Sait Güneş'ten dolandırıcılık yöntemlerine karşı uyarı
Av. Sait Güneş, son dönemde banka ve kredi kartları, kişisel veriler, sahte resmî evraklar ve telefon aramaları üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerine karşı vatandaşları uyardı. Dolandırıcıların kişilerin korku ve zaaflarından yararlandığını belirten Güneş, kişisel bilgilerin paylaşılmaması, iki aşamalı doğrulamanın kullanılması ve şüpheli durumlarda resmî kurumlarla doğrudan iletişime geçilmesi gerektiğini söyledi.
Av. Sait Güneş, son dönemde banka ve kredi kartları, kişisel veriler, sahte resmî evraklar ve telefon aramaları üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerine karşı vatandaşları uyardı. Dolandırıcıların kişilerin korku ve zaaflarından yararlandığını belirten Güneş, kişisel bilgilerin paylaşılmaması, iki aşamalı doğrulamanın kullanılması ve şüpheli durumlarda resmî kurumlarla doğrudan iletişime geçilmesi gerektiğini söyledi.
Teknolojinin gelişmesi, nakit kullanımının azalması ve finansal işlemlerin dijital ortama taşınmasıyla dolandırıcılık yöntemlerinde de değişiklik yaşanmasıyla ilgili İLKHA'ya konuşan Av. Sait Güneş, özellikle banka ve kredi kartları üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemleri, kişisel verilerin kötüye kullanılması ve mağduriyet yaşandıktan sonra izlenmesi gereken hukuki süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Günümüzde yaygın dolandırıcılık yöntemlerinden birinin banka ve kredi kartları üzerinden gerçekleştirildiğini belirten Güneş, bilişim ağının yaygınlaşması ve paranın dijital ortama taşınmasının bu tür olayların artmasında etkili olduğunu söyledi.
Yakın dönemde kabul edilen yasal düzenlemelere de değinen Güneş, banka veya kredi kartını kullandırarak suçtan menfaat sağlayan kişilere ilişkin yeni düzenlemelerin gündeme geldiğini belirterek, kanuni sürecin tamamlanmasının ardından uygulamanın daha net hale geleceğini ifade etti.
Vatandaşların hukuki süreçleri yeterince bilmemesinin de dolandırıcılar tarafından kullanılabildiğini belirten Güneş, savcılık, icra dairesi veya hukuk bürosundan gönderilmiş izlenimi verilen evraklarla kişilerin tuzağa çekilebildiğini söyledi.
Dolandırıcılığa karşı alınabilecek tedbirlerin başında kişisel verilerin korunmasının geldiğini vurgulayan Güneş, banka bilgileri, kimlik bilgileri ve e-Devlet şifresi gibi kritik bilgilerin telefonla arayan kişilerle kesinlikle paylaşılmaması gerektiğini belirtti.
Dolandırıcılık mağduriyeti yaşanması halinde zaman kaybetmeden ilgili banka ve kolluk birimleriyle iletişime geçilmesi gerektiğini vurgulayan Güneş, banka veya kredi kartından bilgisi dışında para çıkışı olduğunu fark eden kişinin öncelikle bankayı arayarak işlemin durdurulmasını veya mümkünse iptal edilmesini istemesi gerektiğini söyledi.
“Banka ve kredi kartını kullandırma suçuna yeni düzenleme”
12. Yargı Paketi kapsamında banka veya kredi kartını kullandırarak menfaat sağlayan kişilere yönelik yeni bir düzenleme öngörüldüğünü belirten Güneş “Bugün özellikle şunu belirtmek istiyoruz: Yakın tarihte Meclis'te kabul edilen bir yasamız var. Yargı Paketi, 12. Yargı Paketi ile birlikte özellikle banka ve kredi kartını kullandırtma suçu diye bir suç literatüre kazandırılacak. Banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle suça herhangi bir iştiraki yok fakat kredi kartını kullandırtmış ve buradan bir şekilde menfaat etmiş kişilere karşı nitelikli dolandırıcılık, yani TCK madde 158'de düzenlenen cezadan bir indirim yapılacak. Özellikle karşı tarafın da zararı ödenmişse bu kişinin cezasında yarı oranında bir indirim yapılacak. Fakat bu kanuni düzenleme Meclis'te kabul edilmesine rağmen hâlâ resmiyette yayımlanmadı. Bu yüzden süreç bizler için hâlâ belirsizliğini kısmen de olsa koruyor diyebiliriz.” şeklinde konuştu.
“Dolandırıcılar kişisel veriler ve korku üzerinden tuzağa çekiyor”
Dolandırıcıların kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirerek vatandaşların korku ve zaaflarından yararlandığını ifade eden Güneş “Bizler özellikle burada şunu belirtmek istiyoruz: Günümüzde en yaygın dolandırıcılık yöntemi maalesef banka kartı veya kredi kartını kullandırtma yöntemi ile yapılan dolandırıcılık. Dolandırıcılığın aslında birçok türü olmasına rağmen yakın tarihte özellikle bilişim ağının bu kadar yaygın olması ve nakit paranın azalması ile birlikte paranın dijital ağlara dönüşmesi ve bu banka ve kredi kartının kullanılması ile yapılan dolandırma yöntemi çok fazla arttı. Biz burada özellikle dolandırıcıların insanları nasıl tuzağına çektiğine değinmek istiyoruz. Öncelikle şunu söyleyelim: Bu kişiler bireylerin kişisel verilerini hukuka aykırı bir şekilde ele geçirmiş oluyorlar. Kısacası bizlerin aslında birçok yerde olan annemizin kızlık soyadı, aile bireylerinin isimleri, doğum tarihleri gibi bilgileri bir şekilde ele geçiriyorlar ve bu bilgilerle birlikte adresimizi öğreniyorlar ve bizleri korkutuyorlar. Ve bunlardan korkan kişi ise maalesef bu dolandırıcıların tuzağına düşüyor. Diğer bir tuzak ise şu: İnsanların belirli zaaflarını biliyorsa bu zaaflar üzerinden götürüyorlar. Daha önce bir yurda gitmiş olabilir, bir okula gitmiş olabilir veya günümüzde yaygın FETÖ ile veya PKK ile bir irtibatı sağlandı gibi bir ihbarda bulunuyor. Ve ‘Hakkınızda böyle bir suçlama var.’ diyerek insanları dolandırmaya kalkıyorlar. Biz bu süreçte şunu söyleyelim: Özellikle yakın tarihte Ahbaplar Suç Örgütü diye bir suç örgütü konuşulmaya başladı. Belki de yakın tarihte dolandırıcılar, ‘Siz Ahbaplar Suç Örgütü'ne para gönderdiniz, işte zamanında böyle bir şey yaptınız.’ diyerek insanları arayabilirler. Biz bu konuda insanların hassas olması gerektiğini, böyle şeylere itibar etmemesi gerektiğini tekrardan bildirelim. Vatandaşların yasal süreci bilmemesi, başlarına neyin geleceğini bilmemesi nedeniyle dolandırıcılar bunu kullanarak size, telefonunuza veya evinize bir kâğıt gönderiyor. Kâğıt sanki bir icra dairesinden gelmiş gibi ya da gerçekten resmî bir hukuk bürosundan gelmiş gibi veya savcılıktan gelmiş bir evrak gibi evrak gönderiyorlar. Bu evraka güvenen vatandaş ne yapacağını bilemiyor ve orada yer alan irtibat numaralarını arıyor. Bu şekilde maalesef dolandırıcılar insanları ağlarına düşürmüş oluyor.” ifadelerine yer verdi.
“Kişisel verilerin korunması ve iki aşamalı doğrulama önemli”
Dolandırıcılığa karşı kişisel verilerin korunması, banka ve e-Devlet bilgilerinin kimseyle paylaşılmaması gerektiğini vurgulayan Güneş “Peki biz böyle bir durumda ne yapabiliriz? Böyle bir durumla karşılaşırsak veya karşılaşmadan önce neler yapmamız gerekiyor? Öncelikle kişisel verilerimizi korumaya özen gösterelim. Biri bizden kişisel verilerimizi istediğinde veya ailemiz ile ilgili bir bilgi istediğinde, doğum tarihimizle ilgili bir bilgi istediğinde kullanıldığını veya isteyen kişinin bunu ne yapacağını sorabiliriz. Eğer bunun bir karşılığı yok ise bu bilgiyi vermekten imtina edebiliriz. Özellikle kişisel verileri koruma noktasında telefonla arayıp banka adına veya savcılık adına herhangi bir banka bilgisi, kimlik bilgisi, e-Devlet şifresi bilgisi gibi bir bilgi isteyebilirler. Bizler bu bilgilerin oldukça değerli olduğunu bilelim ve ne olursa olsun bunları birileriyle paylaşmaktan imtina edelim. Bunun dışında 2 aşamalı doğrulama sistemi özellikle e-Devlet'te yer alıyor. Bununla birlikte bankalarda gece saatlerinde 2 aşamalı kimlik doğrulaması ile birlikte ya arayarak ya da kimlik kartını okutarak doğrulama istiyor. Bu şekilde yapacağımız işlemlerde 2 aşamalı doğrulama sistemi varsa bunları etkinleştirerek bir şifremizi vermiş olsak veya kaybetmiş olsak bile en azından 2 aşamalı doğrulama ile diğer verilere erişmesini engelleyebiliriz. Bunlarla beraber 3'üncü ve en önemli yapılması gereken şey şu: Evimize bir kâğıt geldi veya telefonumuza bir mesaj geldi. Oradaki irtibat numaraları bizim için önemli değil. Bizim için asıl olan 112 Acil hattı olabilir ya da bizi arayan numaraların tamamı, internetten resmî bir numara ise bunu internetteki resmî internet sitesindeki numarayla eşleştirip teyit ettikten sonra inanabiliriz. Ama böyle bir numara değil ise bu numaralara asla itibar etmemeliyiz. Onunla birlikte hemen bir bahane bulup telefonu kapatıp çevremizdekileri arayıp bu olayın doğru olup olmadığını sorarak bu süreçte tek başımıza kalmamamız ile ilgili önlemler alacağız. Telefonumuza ve evimize bankalardan bir mesaj gelmişse bu konuda bankayı arayıp bilgi almaya çalışabiliriz.” diye konuştu.
“Dolandırıcılık sonrası vakit kaybetmeden yasal süreç başlatılmalı”
Dolandırıcılık mağduriyeti yaşanması halinde vakit kaybetmeden banka ve emniyet birimlerine bilgi verilmesi gerektiğini söyleyen Güneş “Özellikle internet üzerinden yaptığımız alışverişlerde özellikle kredi kartı bilgilerimizi veya kişisel verilerimizi her yerde vermek zorunda kalıyoruz. Burada önlem olarak şunu yapabiliriz: İsmimizi, soy ismimizi verdik, adresimizi verdik. Evet, olabilir, belki doğum tarihini de alırlar ama bunun dışındaki kişisel verilere dikkat etmek gerekiyor. Kredi kartlarında da sanal kredi kartı oluşturarak internet alışverişlerinde sanal kredi kartı kullanarak yapalım. En azından bu şekilde bilgilerimizin birilerinin eline geçmesini engelleyebiliriz. Fakat biz bunlara dikkat edemedik veya bir şekilde bunlardan birini atladık ve nihayetinde bu olayın içerisinde kendimizi bulduk. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Bunun için öncelikle kredi kartınızda bir işlem yapıldıysa ya da bir yere para bıraktıysanız derhâl ilgili birimleri bilgilendirmemiz gerekiyor. Örneğin bir terör örgütü ile bağlantımız olduğu söylendi ve bir yere para bırakmanız söylendi. Bu durumda bıraktıktan sonra, telefon kapandıktan hemen sonra polisi arayabiliriz. Bu olayla ilgili emniyet güçlerini bilgilendirebiliriz. Ya da evimize bir kâğıt, telefonumuza bir mesaj geldi, bir şekilde paylaşıldı, hesabımızdan bir anda paranın çıktığını, kredi kartımızdan veya bir anda paranın çıktığını gördük. Bu durumda direkt bankayı arayıp işlemi mümkünse iptal etmesini, bu mümkün değilse de bu konuda bilgi sahibi olmadığınızı belirtmeniz gerekiyor. Bununla birlikte yapılacak ikinci bir işlem şu: Bu olayla ilk müdahalelerimizi yaptık. Bundan sonra artık yasal sürece başladık. Bu suçu gerçekleştiren kişiler hakkında savcılığa ve emniyete girip bir suç kaydı oluşturulmasını ve şikâyet dilekçesini vermemiz gerekiyor. Yine bunlarla birlikte burada bankanın alması gereken bir sorumluluk var. Ve bunu siz hiçbir şey yapmadınız fakat hesabınızdan veya kredi kartınızdan yüklü miktarlarda para çıkışları olduğunu fark ettiniz. Böyle bir durumda eğer bankanın da bir kusuru var ise bankaya karşı da bir dava açılabilir. Bankanın da burada bir sorumlu olduğunu unutmayalım.” ifadelerini kullandı.
“Dolandırıcılık mağduriyetleri gizlenmemeli, toplum bilinçlendirilmeli”
Mağdurların mağduriyetlerinin toplumla paylaşılmasının benzer olayların önlenmesine katkı sağlayacağını ve dijital okuryazarlığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Güneş “Bizler dolandırıcılıkla nasıl mücadele edebiliriz? Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor: ‘Bu olayları kimseye söylemeyelim. Biz dolandırıldık, insanlar bizimle dalga geçer.’ gibi bir algı maalesef bizi bitirecek ve toplumu bitirecek bir algıdır. Böyle bir şeyle karşılaştığımızda ilk yapmamız gereken şey aslında yine çevremize haber vermek. Bu konuyla ilgili yasal süreci insanlarla paylaşmak, toplumla paylaşmak, gerekirse medyaya vermek suretiyle bu olaydan herkesin haberdar olmasını sağlamamız lazım. Çünkü bugün sizin başınıza gelen şey yarın bir başkasının başına gelebilir. Bu ne kadar bilgili olduğunuz ne kadar kültürlü olduğunuz ya da ne kadar donanımlı olduğunuzla alakalı bir şey değil. Dediğimiz gibi dolandırıcılar illaki hepimizin bir açığını biliyor ve o açıktan bizleri yakalıyor. O yüzden böyle bir şeyler, aslında ‘Ben hata yaptım, nasıl oldu?’ şeklinde kendimizi suçlamamıza gerek yok. Boşluğa gelmiş olabiliriz, gaflet anımızda da olabiliriz. Ve dediğimiz gibi bu adamlar bu bilgilere ulaşmadan bizleri aramıyor. Hakkımızda bir bilgileri varmış ki bizleri arayıp bizleri dolandırıcılık tuzağına çekmişler. Burada özellikle şunu yapmamız gerekiyor: Bankalar ve GSM şirketleri sorumluluk alması gerekiyor. Dediğimiz gibi şu anda bankalar işlem güvenliği teyidi açısından gece saatlerinde 2 aşamalı bir kimlik doğrulama sistemi getirmiş durumda. Ve bunların beraberinde toplumsal dijital okuryazarlık oranımızın da artması gerekiyor. Bugün medyayı, basını sürekli takip etmemiz gerekiyor. Yeni bir dolandırıcılık türü çıktığında bunların nasıl yapıldığı ve insanların nasıl bu ağa çekildiğini görmemiz gerekiyor ki yarın öbür gün başımıza geldiğinde bu konuda en azından bir bilgi sahibi olmuş olalım.” dedi. (İLKHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

