Salgınla Mücadelemizde En Büyük Silah Aşı.

Aşı, bireyin sağlık hakkının temel bir bileşeni olup, koruyucu hekimliğin en başarılı önlemlerinden biri. Tüm dünyada aşı ile önlenebilir hastalıkları rutin aşı programları ile büyük ölçüde azaltırken Covid-19 salgınıyla mücadelede aşılanma en büyük silah haline geldi. Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferit Kuşcu aşının ve aşılanmanın önemine değinerek Covid 19 sürecindeki aşılarla ilgili bilgiler aktardı.

 

İnsanlık tarihinde insan ömrünü uzatan temelde iki önemli girişim olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kuşcu, bunların birincisinin insanların temiz suya erişiminin olması diğerinin ise aşılar olduğunu söyleyerek, enfeksiyon hastalıklarından korunmakta en önemli silahımızın aşılar olduğunu bildirdi.

 

 

Doç. Dr. Kuşcu: “Ülkemizde 10’a Yakın Aşı Çalışması Var.”

Covid-19 salgınına yönelik etkili bir ilaç olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ferit Kuşcu salgının üstesinden gelinebilmesinin tek yolunun aşılama olduğunu yineledi. Ocak ayından itibaren ülkemizde aşılama çalışmasının başladığını ifade eden Doç. Dr. Kuşçu ülkemizde yaklaşık 10 civarında aşı çalışmasının devam ettiğini söyledi.

Covid-19 salgınındaki aşı süreci ile ilgili bilgiler aktaran Doç. Dr. Kuşçu açıklamasına şöyle devam etti;

 

“Covid-19 aşıları farklı platformlar üzerinde üretilebilen aşılar. İnaktif aşılar olabileceği gibi MRNA aşıları ya da viral vektör aşıları gibi farklı üretim teknolojileriyle üretilen aşılar mevcut.  Ülkemizde öncelikle inaktif aşı dediğimiz virüsün çeşitli yöntemlerle hücre kültürlerinde çoğaltılıp daha sonra bazı kimyasal maddelerle inaktif hale getirilmesiyle oluşan aşılardır. Ülkemizde uyguladığımız Çin menşeli Corona aşısı da bu üretim teknolojisine sahip aşılardır inaktif aşılar olarak nitelendiriliyor. Bir diğer üretim teknolojisine sahip MRNA aşılarından biri olan Biontech Pfizer aşısı da ülkemizde yapılmaya başlandı.”

 

“Bu Aşıların Birbirlerine Üstünlükleri ve Dezavantajları Var”

“Bu aşıların birbirlerine üstünlükleri ve dezavantajları var. Çin menşeli Coronavak inaktif aşı olarak bizim aşı teknolojisi olarak çok uzun yıllardır kullandığımız teknolojik platformlar üzerinde üretilmesi nedeniyle görece daha güvenli. Sonuçlarının ortaya çıkabilecek yan etkilerinin kestirilebileceği aşılar olarak biliyoruz.

Bunun dışında MRNA aşılarla ilk defa aslında biz bu salgınla yüz yüze geldik.  MRNA aşıları genetik uygulamalar, kanser araştırmaları için uzunca yıllardır araştırılan aşılardı. Salgın olmasıyla birlikte bu salgınla mücadele edebilmek için bu MRNA aşılarının kullanımı gündeme geldi ve çok hızlıca dünya çapında temelde iki tane aşı kullanıma girdi.

Biri Amerikan firması Moderna’nın MRNA aşısı, bir diğer ise alman menşeli Biontech Pfizer işbirliğiyle üretilen aşı. Bu aşıların şuna kadar etkinlikleri oldukça yüksek olarak gösterilmiş aşılar. Yaklaşık yüzde 90 üzerinde MRNA aşılarıyla etkinlik varken inaktif aşılarla bunun biraz daha düşük olduğu farklı çalışmalarla yüzde 80’ler civarında hatta biraz daha düşük oranlara ulaşabileceği gösteriliyor. Her ne kadar Corona Vac aşısı etkinliği biraz daha az olsa da bu hastalığa yakalanıldığında hastaneye yatışı ya da yoğun bakıma yatışı, kötü bir seyri önlemesi açısından oldukça önemli kazanımlar elde etmemize yardımcı oluyor.”